1. YAZARLAR

  2. Nazmiye Gülbaş

  3. İstanbul'un Fethi
Nazmiye Gülbaş

Nazmiye Gülbaş

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

İstanbul'un Fethi

A+A-

Fatih Sultan Mehmet 30 Mart 1432'de Edirne Sarayı’nda dünyaya geldi. Babası II. Murat, annesi H. Huma Hatun'dur. Şehzade Mehmet eğitimine Bed-i Besmele Töreni (Kur'ân öğrenimi) ile başladı. II. Murat  Fatih Sultan Mehmet'in eğitimine çok önem vermiş, en iyi hocalardan ders aldırmıştır. Fatih'in yetişmesine en büyük katkıyı sağlayan başta Molla Gürani olmak üzere Molla Hüsrev, Hocazade, Ali Tusi, Molla Zeyrek, Sinan Paşa, Molla İlyas, Siracettin Halebi, Molla Abdulkadir, Hasan Samsuni, Molla Hayrettin gibi hocalarıdır. Öte yandan bütün bu hocaların yanında Fatih'in nazarında hepsinden ayrı ve daha cesur Akşemseddin hazretleri sadece hoca olmaktan da öte bir semboldü. Ak Şeyh hazretleri, bütün himmetiyle onu gelecekteki ''FATİH'' olacak şekilde yetiştirmiştir.  Ak Şemseddin'in İstanbul'un alınmasında çok büyük teşvik ve yardımları olmuştur. Şehzade Mehmet'in aldığı eğitim onu tüm bilimlerde oldukça iyi bir seviyeye getirmiştir. Edebiyata, din felsefesine, coğrafya, tarih ve askeri konulara büyük ilgi göstermiştir. Matematik ile çok yakından ilgilenmiş özellikle de edebiyat onun en sevdiği alan olarak bilinmekle beraber kitaplarının üçte birinin tarih ve coğrafyaya ait olması enteresandır. Türkçe’nin yanında Farsça ve Arapça'yı iyi bildiği, Yunanca, Sırpça, İtalyanca, Slavca, İbranice'yi de belirli ölçüde öğrendiği belirtilmektedir.

Bişr el-Ganevî radiyallâhu anh'den nakledildiğine göre Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurdu:'' "Konstantiniyye mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandan; o ordu ne güzel ordudur!.." Sultan Mehmet Han Peygamberimiz (sav)'in bu  hadisine mazhar olmak gayesi ile "Ya ben İstanbul’u alırım ya İstanbul beni!'' diyerek Konstantiniyye'yi fethetme arzusu ile yanıp tutuşuyordu. Buna mukabil Bizans Anadolu ile Balkanlara yerleşen Osmanlı Devleti’nin tam ortasında bir çıbanbaşı idi ve bitmez tükenmez entrikaları Osmanlı için tehlike oluşturuyordu. Dahası ticaret yolları üzerinde bulunması ve boğaz bölgenin hakimiyeti açısından büyük öneme sahipti. 15. yüzyıla dek hiç bir devlet Bizans'ı ele geçirememiştir. 21 yaşındaki genç Sultan tüm sefer hazırlıklarını tamamladıktan sonra 12 Rebiulevvel 857/23 Mart 1453‘de Edirne'den hareket ederek yola çıktı. Anadolu'dan gelen birlikler ile buluştuktan sonra 1453 Nisan’ının beşinde Konstantiniyye surları önüne geldi.

Konstantiniyye'nin kuşatması sırasında Fatih dönemin en yeni teknolojik silahlarını kullanmıştır. O devrin mühendislerinden Musluhiddin, Saruca Sekban ve Osmanlıya iltica eden Macar Urban Usta Edirne'de top döküm vazifesiyle görevlendirildi. ''Şahi'' adı verilen topların yanında tekerlekli kuleler, aşırtma güllelerin yapılması yapılan hazırlıklardandır. Üretilen bu devasa toplar Konstantiniyye'nin fethedilmesinde pek mühim bir vazife gördü. Bununla birlikte Yıldırım Bayezid’in İstanbul kuşatması sırasında inşa ettirdiği Anadolu Hisarı’nın karşısına, Rumeli Hisarı (Boğazkesen) yapıldı. Böylece Boğaz kontrol altına alınacak, deniz yoluyla gelebilecek yardımlara karşı önlem alınmış olacaktı. Turhan Bey komutasındaki bir Osmanlı donanması Mora'ya gönderilerek  Konstantiniyye'ye yardım gelmesine mani olundu. 400 parçadan oluşan bir donanma inşa edildi. Eflak ve Sırbistan ile yapılmış olan barış antlaşmaları yenilendi. Macarlarla ile üç yıllık bir antlaşma yapıldı. Osmanlıların bu hazırlıkları karşısında, Bizanslılar da önlem alıyorlardı. Surlar sağlamlaştırılıyor ve şehre erzak istifliyorlardı. Ayrıca Bizans İmparatoru Konstantin, Haliç'e bir zincir gerdirerek, buradan gelecek tehlikeyi önlemeye çalıştı. Bununla birlikte Haçlı dünyasını da yardıma çağırıyordu. Papa ise yapacağı yardım karşısında Katolik ve Ortodoks kiliselerinin birleştirilmesini istiyordu. Fakat Katoliklerden nefret eden Ortodoks Rumlar, Roma kilisesine bağlanmak istemiyor, ''İstanbul’da Kardinal külahı görmektense, Türk sarığı görmeye razıyız'' diyorlardı. II. Mehmet şehri kan dökmeden almak istiyordu. Bizans İmparatoru Konstantin'e bir elçi gönderdi ve kenti kendisine teslim etmesini istedi. İmparator bu isteğe savaşa hazırıyız diye karşılık verdi. Konstantiniyye'nin kara surları önüne gelen Osmanlı ordusu, 6 Nisan/ 26 Rebiulevvel cuma günü şehri muhasara etti. Kuşatma 53 gün boyunca devam etti.

Kuşatma süresi uzuyor  Bizans bir türlü alınamıyordu. II. Mehmet  Çandarlı Halil Paşa'nın Konstantiniyye'nin fethine karşı tutumu yüzünden, son saldırı hazırlıklarını yapması için Zağanos Paşayı görevlendirdi. Bir gece kadırgaları karadan yürüterek Haliç'e indirildi. Çok ince hesaplar yapılarak kadırgaların geçeceği güzergah tespit edilerek kızaklarla kaplandı ve yağlanmıştı. Bizanslılar bir sabah uyandıklarında Haliç'te 72 parçadan oluşan Osmanlı donanmasını görünce neye uğradıklarını anlayamadılar. Yoğun mücadeleden sonra Ulubatlı Hasan'ın bayrağı borçlara dikmesi ile Bizans teslim olmuş ve şehir 29 Mayıs'ta fethedilmiştir. II. Mehmed ''Fatih'' ünvanı aldı. Fatih, kalabalık bir toplulukla merasimle şehre girdi. İlk olarak Ayasofya'yı camiye dönüştürdü. Şehir halkını güvenceye alan bir amannâme yayınladı. İlk Cuma namazını Ayasofya'da bizzat Fatih Sultan Mehmet kıldırmıştır. Ayasofya'yı kendi parası ile satın alarak bir vasiyetname ile vakfetmiştir. Hocası Akşemseddin'den Eyyüp El Ensari Hazretleri'nin kabrinin bulunması istedi. 29 Mayıs 1453'te İstanbul'un fethedilmesiyle birlikte Fatih tarihe "çağ açıp, çağ kapatan hükümdar" olarak geçti ve ''Yeni Çağ'' başladı.

Selam ve dua ile...

 (Kaynak: Osmanlı kronoloji,

FATİH  SULTAN MEHMET  DÖNEMİNDE  EĞİTİM Ve BİLİM : Prof. Dr. Fahri KAYADİBİ İstanbul Üniversite Din Eğitimi Anabilim Dalı)

Bu yazı toplam 522 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.