1. YAZARLAR

  2. Sadık Küçükhemek

  3. İlahiyat Fakülteleri Müfredat Programı
Sadık Küçükhemek

Sadık Küçükhemek

İŞİN ASLI
Yazarın Tüm Yazıları >

İlahiyat Fakülteleri Müfredat Programı

A+A-

YÖK tarafından hazırlanan İlahiyat Fakülteleri yeni müfredat programı basında tartışıldı. TV oturumları yapıldı. Yeni müfredat programına göre, müfredattan felsefe dersleri çıkartıldı, İslâm Felsefesi dersi çıkartılmadı, eski haliyle dört saat olarak kaldı. Kelam, Din Sosyolojisi, Din Psikolojisi İslâm Sanatları Tarihi ve Dinî Musiki gibi derslerin kredileri iki saate düşürüldü. Gaye, Tefsir, Hadis, İslâm Hukuku gibi derslerin kredilerini artırarak, öğrencilerin âlim olarak yetişmesini sağlamaktır.

Düzenin dinamikleri hemen harekete geçti. Antik Yunan felsefesini öğrenmeden Farabi, İbni Sina ve İbni Rüşd’ü anlaması mümkün olmaz. Din felsefesi, Din Sosyolojisi ve Din Psikolojisi dersleri din-birey ve toplum üçgenindeki düşünce, gelişme ve tartışmaları ele alır…

İlahiyat Fakülteleri’nde Felsefe Tarihi, İslâm Felsefesi, Kelam, Din Sosyolojisi, Din Psikolojisi, İslâm Sanatları Tarihi, Dinî Musiki ve pedagojik derslerin okutulmasının sebebi, düzenin dinamiklerinin yukarıda ifade ettikleri gayeyi gerçekleştirmek için okutulmamaktadır. Öğrencileri ilmihal bilgilerini öğrenecek kadar bir bilgiye sahip olarak mezun etmektir. İlahiyat Fakülteleri müfredat programının asıl amacı budur. Bunun aksini söylemek gaflettir.

 Müfredattan sadece felsefe dersleri çıkartılmıştır; söz konusu derslerin ise kredileri düşürülmüştür. Başta Arapça dersi olmak üzere Tefsir, Hadis ve İslâm Hukuku gibi temel dersler üst düzeyde öğretilmezse öğrenci temel kaynaklara inemez. Temel kaynaklardan faydalanamayan bir öğrenci, Antik Yunan Felsefesini, Farabi, İbni Sina ve İbni Rüşd’ü anlaması mümkün olmaz. Din-birey ve toplum üçgenindeki düşünce, gelişme ve tartışmaları değerlendiremez.

İmam Gazali gibi âlimler, Antik Yunan Felsefesini, Farabi, İbni Sina ve İbni Rüşd gibi filozofları anlar ve onlara cevap verebilir ve din-birey ve toplum üçgenindeki düşünce, gelişme ve tartışmaları değerlendirebilir. İmam Gazali, Tehafüt el felasife” adlı eseriyle filozoflara cevap vermiş ve onların tutarsızlığını ortaya koymuştur. Soruyorum size, İmam Gazali gibi âlimler, yürüklükteki İlahiyat Fakülteleri Müfredat programı gibi bir müfredat programını okuyarak mı yetişti?

Medyada ve basında ahkâm kesenlerin gayesi, öğrencilerin âlim olarak yetişmesini engellemektir. Efendim, yeni müfredat programıyla İslâm’a her yönüyle hizmet etmiş Osmanlı Devleti’nin değil de Hicazdaki ücra bir bölgenin bakiyesi bir toplummuşuz gibi hazırlanmıştır, demek insafsızlıktır.

 Arkadaş, açıkça söyleyin, deyin ki, “Biz âlimlerin yetişmesini istemiyoruz, sadece ilmihal bilgilerini bilen müftüler ve vaizler yetiştirmek istiyoruz.” Düzenin şimdiki dinamikleri bizim dönemimizdeki Din Öğretimi Genel Müdürü kadar bu konuda cesaret gösterememektedir.

Bakın şu hadise bizim düşüncemizi doğrulamaktadır: 1974–1975 veya 1975- 1976 öğretim yılı Konya Yüksek İslâm Enstitüsü Öğrenci Temsilcililiği, öğrencilerden bir heyet oluşturdu. Bu heyet, YÖK’ün yeni müfredat programına benzer bir program hazırladı ve o dönemin Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’ne sundu. O dönemin Genel Müdürü yeni müfredat programını inceledikten sonra başını kaldırıyor, yüzünü ekşiterek huzurundaki muhterem heyete şöyle diyor: “Defolun karşımdan… siz bu müfredat programıyla âlim yetiştirip laik- düzenin temelini dinamitlemek istiyorsunuz, bizim gayemiz ilmihal bilgilerini bilen müftü ve vaiz yetiştirmektir.”

Biz, bugün bu düşüncenin kurbanlarıyız, ne doğru dürüst Arapça öğrenebildik ve nede Fıkıh Tefsir, Hadis ve İslâm Hukuku öğrenebildik sadece ilmihal bilgilerini bilen bir öğretmen bir vaiz ve bir müftü olduk.

Bu yazı toplam 5571 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.