Muzaffer Dereli

Muzaffer Dereli

GÜL KÖŞESİ
Yazarın Tüm Yazıları >

Fetih Şuuru

A+A-
Konstantiniyye’nin fethi. Gerçekten önemli bir olay… Tarih boyunca hükümdar ve devletlerin iştahını kabartan bir hâdise… Defalarca muhasaraya uğramış bir mekân. Güzellik ve ihtişamıyla birlikte, coğrafî konumu îtibariyle de dikkatleri daima üzerine çekmiş bir dünya güzeli.

Şüphesiz ki tarih boyunca o da diğer yerler gibi pek çok defa el değiştirmiştir. Onun son fethi ise ecdadımıza nasîb olmuştur. Niyazımız odur ki, Yüce Rabbimiz kıyamet sabahına dek bu millette daim kılsın. Tabii ki İslâm’ı bol olarak…

* * *

Nesillerimize fetih şuurunu vermek kadar, vatan toprağının her bir karışının korunması bilincinin de verilmesi gerekir. Yirmi bir yaşında bir gencin bu başarıyı nasıl elde ettiği gerçeğinin vurgulanması yanında, böylesine bir liderin nasıl yetiştiği üzerinde de önemle durulması gerekir. Ancak bu yolla büyük başarılara yeniden imza atılabilir.

İstanbul’un fethine baktığımız zaman dikkatimizi çeken pek çok unsur vardır. Bunların başlıca iki bölümde toplandığını görürüz. Birisi maddî, diğeri manevî.

Manevî yapı, toplumu bütünüyle ilgilendiren bir unsurdur. En alt tabakadan en yüksek seviyeye kadar…

O gün manevî boyut milletin her bir tabakasında neredeyse en yüksek seviyede idi. Zaten genç hükümdar bu gerçeği bizzat tespit etmişti. Onun ve vezirinin tebdîl-i kıyafetle esnafı dolaşması, onlardan alışveriş yapması ve bu esnada onların kardeşlerini düşünerek diğergamlık göstermesi bunun en bariz ispatı idi. İşte bu hâdiseden sonra vezirine söylediği şu tarihî söz Müslüman Türk Tarihinin altın sayfalarından birisi olarak daima taptaze kalacaktır:

-“Ben bu milletle değil Konstantiniyye’yi, Allah’ın izniyle dünyayı bile fethederim.”

Bu misal manevî boyutun yüksekliğini göstermeye kâfî olacağından ikinci bir örneği burada zikretmeye gerek görmüyoruz.

Fetihten sonra gösterilen adalet ise, yine bunun bir başka belgesidir.

Maddî boyuta gelince, onun da hangi başarılara imza attığı çok açık bir şekilde kendisini göstermektedir.

Bir kere manevî ilimler yanında maddî ilimlerin de gereken ilgi ve değeri bulduğunu görmekteyiz. Bunun en açık delili ise ilim adamlarına verilen kıymettir. İşte bu, toplumu yükseltecek en önemli faktörlerden bir tanesidir.

İlme verilen değerin en açık delilini yine o küçük Mehmed’de, geleceğin Fatihi’nde görmekteyiz. Kendisini sıkıştıran hocasını Sultan babasına şikâyet eden II. Mehmed, babasının medreseye gelip de hocasına durumu söylediği zaman, onun, hocası tarafından nasıl da azarlandığını görmüş ve boynunu bükmüştür. İşte Fatih’i Fatih yapan manâ! Onun yedi lisan bilmesine, matematik dahil pek çok ilmi en iyi şekilde öğrenmesine sebep olan anlayış.

Evet, o yirmi bir yaşındaydı. Döktürdüğü topların balistik hesaplamalarını bizzat kendisi yapmıştı. Karadan gemileri aynı zekâ ve heyecanla yürütmüştü. Daha pek çok başarılara, değer verdiği ilim adamlarıyla beraber imza atmıştı.

Her iki boyutun da önderleri vardı onun için. Manevî adımlarının öncüsü Akşemseddin Hazretleri, maddî adımlarının öncüsü ise Molla Gürânî.

Yıllar öncesinde babası II. Murat Han da ulaşmak istemişti Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in müjdelerine, Sahabe-i Kiram’da olduğu gibi. Asırlarca evvel haber verilen bu mucizevî gerçek şöyle idi: “Konstantiniyye elbet bir gün fetholunacaktır. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandan ve onun askeri ne güzel askerdir.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned IV, 325)

II. Murat Han bu müjdeye ulaşmak isteyerek, o günün manevî önderi Hacı Bayram-ı Velî Hazretleri’nden bir işaret beklemişse de o, büyük fethin ve dolayısıyla manevî müjdenin, o anda oyun oynamakta olan küçük Mehmed’le, mürîdi Akşemseddin’e nasîb olacağını muştulamıştı. Gerçekten de Akşemseddin Hazretleri, fethin müjdesini vermişti. İstanbul’un manevî sultanı Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in bayraktarı Ebâ Eyyûb el-Ensarî Hazretlerinin yerini de bulmuştu.

Evet, Fatih ve askeriydi bu müjdeye mazhar olan…

İşte fetih şuurunu elde etmek için bu manâları hayata geçirmek gerekir.

Evet, neredesiniz bugünün Akşemseddinleri!

Neredesiniz ey Molla Gürânîler!

Haydin, davranın, omuz omuza verin!

Yeniden yetiştirin Fatihler!

 
Bu yazı toplam 6520 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.