Suya dayanıklılık şart
Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi ev sahipliğinde 10-13 Eylül tarihlerinde Konya’da gerçekleştirilen 'Türkiye 10. Tarla Bitkileri Kongresi' sona erdi. Türkiye’nin çeşitli üniversitelerinden 750 akademisyen, araştırmacı ve özel sektör temsilcilerin katıldığı kongrenin kapanışında bir sonuç bildirgesi yayımlandı. Bildirgede tüm tarla bitkilerinde suyu daha az tüketen ve kuraklığa dayanıklı çeşitler üzerindeki çalışmalara ağırlık verilmesi kararı çıktı. Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Topal, Konya’da organize edilen kongrenin şu ana kadar yapılan en yüksek katılımlı Tarla Bitkileri Kongresi olduğunu vurgulayarak, katkıda bulunan kurum, kuruluş ve destekçilere teşekkür etti. 210 sunulu, 357 poster olmak üzere 500’ün üzerinde bildirinin sunulduğu kongrenin Türkiye tarımına önemli katkılar sunacağını ifade etti. Kongrede tahıllar, endüstri bitkileri, çayır mera ve yem bitkileri, yemeklik tane baklagiller, biyoteknoloji ve tıbbı bitkiler olmak üzere 6 farklı bölümde oturumlar yapıldığını belirten Topal, bildirilerin yüzde 80’inin yetiştirme teknikleri, yüzde 20’sinin de ıslah konularında olduğunu ifade etti.
ÜNİVERSİTE-KURULUŞLAR-ÖZEL SEKTÖR İŞBİRLİĞİ ŞART
KOP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı’nın desteklediği kongrenin kapanış oturumunda konuşan Başkan Prof. Dr. Mehmet Babaoğlu da, bölgede yapılan bu tür kongreleri önemsediklerini belirtti. KOP Bölgesi’nin dünya ticaretinde önemli bir yere sahip olan tarım ürünlerini ürettiğini ifade eden Başkan Babaoğlu, suyu daha az kullanan tarla bitkilerinin geliştirilmesi üniversite ile araştırma kuruluşlarının işbirliğinin artırılması ve özel sektörün de katılımın sağlanması gerektiğini söyledi. Kongrenin kapanışında hazırlanan sonuç bildirgesinde şu ifadelere yer verildi: “Tarla Bitkileri ile ilgili araştırmalar yapılırken ülke ihtiyaçları ve öncelikleri dikkate alınmalıdır. Son yıllarda tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kuraklık ve su sıkıntısı ön plana çıkmaya başlamıştır. Bu nedenle tüm tarla bitkilerinde bölgelere göre suyu daha az tüketen ve kuraklığa dayanıklı cins, tür ve çeşitler üzerinde yoğunlaşmalı, bu konuda çeşit geliştirme çalışmalarına ağırlık verilmelidir. Tarla bitkileri üretiminde sürdürülebilirlik açısından çok önemli olan ekim nöbetinin yaygınlaşabilmesi açısından, yapılacak desteklemelerde bölgelere göre uygun bitki desenlerine yer veren üreticiler öncelikli destek kapsamına alınmadır. Kuru tarımla ilgili agronomik araştırmalar günümüz şartlarına ve bitki çeşitliliğine göre yeniden gündeme alınmalıdır. Tarla Bitkilerinde verim ve kaliteyi en çok etkileyen sulama ve gübreleme ile ilgili araştırmaların ekolojik bölge, toprak tipi, tarım şekli, bitki çeşidi ve ekim nöbeti gibi faktörlerin kombinasyonunu kapsayacak şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. Biyoteknolojiyi tarlaya yansıtacak çalışmalara ağırlık verilmelidir. Özel sektörün ve piyasa koşullarının istediği nitelikte eleman yetişecek şekilde eğitim yönlendirilmelidir. Kongrelerde yeni fikirler ve proje konuları tespit etmek ve beyin fırtınası yapmak için ayrı oturumlar yapılması gerekmektedir. Doğrudan ya da işlenmiş ürün olarak ithal edilen tarla bitkilerinin ülkemiz de yetiştirilme imkanları araştırılmalı ve bunlarla ilgili araştırmalar desteklenmelidir. Yeni kurulan üniversitelere Tarla Bitkileri Bölümü açılması yerine mevcut bölümler kadro yönünden güçlendirilmeli ve eğitim kalitesi arttırılmalıdır. Tarla Bitkileri eğitiminde staj ve uygulamalara daha fazla ağırlık verilmeli, bu bağlamda bölümler ve Araştırma Enstitüleri arasında iyi bir koordinasyon kurulmalıdır.”
HAKAN ARMUTCU





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.