Necip Fazıl Kocaman
Sosyal Medya Çağında Hakikati Aramak
Gördüğümüz Her Şey Gerçek, Duyduğumuz Her Haber Doğru mu?
Günümüzde akıllı telefonlar hayatımızın vazgeçilmez bir parçası hâline geldi. Artık neredeyse herkesin elinde bir telefon, gözleri ekranda, parmakları sosyal medyada… Sabah uyandığımızda ilk baktığımız, gece uyumadan önce son kontrol ettiğimiz yer çoğu zaman sosyal medya hesaplarımız oluyor.
Eskiden akşam saatlerinde ailece televizyon karşısına geçilir, ana haber bültenleri izlenir, ülkemizde ve dünyada yaşanan gelişmeler takip edilirdi. Bugün ise haber alma alışkanlıklarımız büyük ölçüde değişti. Televizyonların yerini sosyal medya platformları, haber spikerlerinin yerini ise çoğu zaman kim olduğu bile bilinmeyen hesaplar aldı.
Peki, bilgiye ulaşmak bu kadar kolaylaşmışken doğru bilgiye ulaşmak neden bu kadar zorlaştı?
Ne yazık ki artık bir haberin doğruluğundan çok, ne kadar dikkat çektiği önemseniyor.
Bir görüntü, bir paylaşım veya birkaç cümlelik iddia, dakikalar içerisinde binlerce insana ulaşabiliyor. Üstelik bu içeriklerin doğru olup olmadığını araştırma ihtiyacı bile hissetmiyoruz. Gördüğümüze inanıyor, inandığımızı paylaşıyor, paylaştığımızı da başkalarının inanması için önlerine koyuyoruz.
Özellikle yapay zekâ teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte gerçek ile kurgu arasındaki çizgi her geçen gün biraz daha belirsizleşiyor. Hiç yaşanmamış olayların görüntüleri oluşturulabiliyor, insanların söylemediği sözler söylenmiş gibi gösterilebiliyor. Daha da düşündürücü olanı, yapay zekâyla hazırlanmış bir içeriğin gerçek olmadığını bildiği hâlde onu başkalarına göndererek doğruluğunu savunan insanların bulunmasıdır.
İşte tam da burada, asırlar öncesinden gelen ilahi bir uyarıyı yeniden hatırlamamız gerekiyor.
Yüce Allah, Hucurât suresinin 6. ayetinde şöyle buyuruyor:
“Ey iman edenler! Bilmeden birilerine zarar verip de sonra yaptığınıza pişman olmamanız için, yoldan çıkmışın biri size bir haber getirdiğinde doğruluğunu araştırın.”
Bu ayet, yalnızca indirildiği dönemin insanlarına değil, bugün elinde akıllı telefonla sosyal medyada dolaşan hepimize sesleniyor.
Çünkü doğruluğunu araştırmadan paylaştığımız bir haber, bir insanın itibarını zedeleyebilir, bir aileyi üzebilir, toplumda huzursuzluğa ve kutuplaşmaya sebep olabilir. Bazen tek bir yanlış paylaşım, telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabilir.
**Unutmamalıyız ki bir haberi paylaşmak, aynı zamanda o haberin yayılmasına ortak olmaktır.**
Bugün en büyük yanılgılarımızdan biri de çok fazla içerik tüketmeyi bilgi sahibi olmakla karıştırmamızdır. Oysa bilgi sahibi olmak, karşımıza çıkan her şeye inanmak değil; okumak, düşünmek, sorgulamak ve araştırmaktır.
Sosyal medyada gördüğümüz bir haberi farklı kaynaklardan doğrulamak, görüntünün ne zaman ve nerede çekildiğini araştırmak, paylaşımın arkasındaki amacı sorgulamak hepimizin sorumluluğudur.
Teknoloji gelişebilir, iletişim araçları değişebilir, yapay zekâ hayatımızın her alanına girebilir. Ancak insanın doğruyu arama sorumluluğu hiçbir zaman değişmez.
Mesele, elimizdeki telefonun ne kadar akıllı olduğu değil, bizim onu ne kadar bilinçli kullandığımızdır.
Gelin, her gördüğümüze inanmayalım. Her duyduğumuzu doğru kabul etmeyelim. Her önümüze geleni paylaşmayalım.
Çünkü hakikate ulaşmanın yolu, başkalarının paylaştıklarını sorgusuzca kabul etmekten değil, gerçeği araştırmaktan geçer.
Unutmayalım: Her paylaşım bilgi değildir, her görüntü gerçek değildir, her çok konuşulan da doğru değildir.




Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.