Selçuklu hafızası sıfır!

Selçuklu hafızası sıfır!
Konya'nın kültür ve tarihine önem veren Araştırmacı-Yazar İbrahim Dıvarcı ile, Konya'daki restorasyon çalışmalarını konuştuk. Restorasyon çalışmaları, “gösteriş için yapılıyor” diyen Dıvarcı, “Konya'da Selçuklu medeniyeti hafızası sıfırdır” dedi

Konya'da tarihe sadakat ve sahiplenmenin gösterişte olduğunu belirten Araştırmacı-Yazar İbrahim Dıvarcı, “Tarihi sur içi dediğimiz alan mutlaka bütüncül bir proje içinde değerlendirilmeli. Sur içindeki tarihi yapıların etrafındaki beton binalar yıkılmalıdır. Aksi takdirde Selçuklu medeniyetinin fiziksel hafızasını dünyaya gösteremezsiniz” dedi

Son yıllarda restorasyon çılgınlığının yaşandığını belirten, Konya'nın kültür ve tarihine önem vermiş Araştırmacı-Yazar İbrahim Dıvarcı, bunun da AK Parti hükümetinin çakırdığı bir kanunla emlak vergilerinin yüzde 10'unun şehirdeki tarihi eserlerlere harcama yükümlüğünün getirilmesinden kaynaklandığını söyledi. Dıvarcı, “Bu kapsamda bir fon oluşturuldu ve güzel şeyler yapıldı. Zazadın Han ilk örnek. Güzel bir çalışma restorasyon çalışması oldu. Ancak Koruma Kurulu kararı ile ışıklandırma kısmı taştan yapılmadı. Böyle olunca da rüzgar ışık yerlerini yıktı. Bu bakımdan ikinci bir çalışmada, ışıklı kısımların da taştan yapılması gerekiyor” dedi.

TARİHİ BİNA GÖRÜNÜR KILINMALIDIR

“İyi restorasyon örnekleri olduğu gibi laf olsun diye yapılan restorasyonlar da var” diyen Dıvarcı, şöyle konuştu: “Konya'daki restorasyonlarda bütünsel bir yaklaşım olmalı. Özellikle sur içi değimiz alanın 5-10 yıllık master planı yapılarak, eski tarihi dokuya uygun hale getirilmelidir. Tarihi sur içi alanı ise Larende'den başlayıp Kapu Camii, Aziziye Camii, İsmet Paşa İlkokulu, Beşyol, Numune Hastanesi ve Zindankale'yi çevirmektedir. Bu alan bütüncül bir yaklaşımla ele alınmalıdır. Çünkü restorasyonu yapılan binalar beton binaların arasında yok oluyor. Tarihi envanterin etrafını açmalıyız. Büyük Selçuklu Sultanı olarak övündüğümüz Alaaddin Keykubat'ın yaptırdığı büyük ve tahrip etitğimiz surları geçmişimize vefa duygusuyla yeniden ortaya çıkarmalıyız.”

“Sur içi alan bütüncül bir proje ile ele alansın” derken Karatay Belediyesi'nin Hatuniye Camii'nin yanına projede 3- kat olan ancak 7 katlı otopark yapmasının yanlış olduğunu belirten Dıvarcı, “Konya'nın en büyük sıkıntısı aslında burada. Restorasyon yaptığın binanın yanına yeni bina bir de çok katlı bina yaptığın zaman, yaptığın işin anlamı kalmıyor. Tarihi binanın görünür olması restorasyonu anlamlı kılar” diye konuştu.

RESTORASYON İŞİ ÖNEMLİDİR

Restorasyonda önemli olanın işi ehil kimselere yaptırmak olduğunu belirten Dıvarcı, işi bilmeyenlerin yapmış olduğu hatanın en büyüğünün Sahip Ata Camii'nde görüldüğünü söyledi. Dıvarcı, “Orada restorasyon işini alan firmanın bir elamanı çinileri kırmıştı. Olayla ilgili mahkeme sonuçlandı ve firmaya en büyük ceza, yaptığı tahribattan dolayı verildi. Bu bile sevindirici çünkü tarihe işlenen suçun cezası hafif olmamalı. Restorasyon işi çok önemlidir, öyle yıkılan yerleri, çatlakları sıvayıp geçmekle iş olmuyor. Sağlıklı bir iş için iyi restorasyon ustalarının yetişmesi şart. Bu bakımdan yıllardır hep söylüyoruz niye taş ustası, kerpiç ustası, dam ustası, ağaç ustası, çini ustası yetiştirilmiyor diye. Ancak dinleyen yok. 2 yıl önce Büyükşehir Belediyesi Sille'de Mehmet Sözen Taş İşlemeciliği kursunu açtı o zaman hepimiz mutlu olmuş ve teşekkür etmiştik. Ancak şu anda kurs çalışmıyor. O zaman Büyükşehir, gelen tepkiler üzerine göstermelik olarak bu kursu açmıştı. Konya'nın gazını aldıktan sonra da kapattı. Ama kimse şunu unutmasın ki Konya çakılan çiviyi de atılan kazığı da unutmaz” ifadelerini kullandı.

CEHPE İYİLEŞTİRİLMESİ İLE TARİHE SAHİP ÇIKILMAZ

Ülkenin iktisadi kaynaklarının artmasının kültür ve sanata yatırımı kolaylaştırdığını ancak Konya'daki yöneticilerin bu trendi yeteri kadar değerlendiremediğine dikkat çeken İbrahim Dıvarcı, bu anlamda Bedesten'deki çalışmaları hakkında şu değerlendirmede bulundu: “Konya Büyükşehir Belediyesi'nin son yıllarda yaptığı en önemli iş Bedesten projesi. Ancak burada belediye restorasyon değil, makyaj çalışması yapıyor. Konya'nın bir tabiri var, 'tükürükle tutturmak' diye. Yapılan da budur, sadece cephe iyileştiriliyor. Böyle tarihi mekanda çalışmadan önce alt yapısını rehabilite edersin. Elektriğini, suyunu, telefonunu, internet sistemini, kanalisazyonunu tarihe uygun hale getirirsin. Ardından eldeki fotoğraflarla, tarihi kaynaklarla restorasyonu yaparsın. Oysa belediye bunları yapmadan tüm yapılara sundurma yapıyor, aynı tarz cephe iyileştirilmesi gerçekleştiriyor. Fakat bizdeki belgelere göre hepsinde sundurma yok. Üstelik belediyenin projeyi başlatmadan önce gösterdiği fotoğraflarla, çizimlerle yaptığı arasında benzerlik dahi yok.

Bedesten önemli bir şeydir. Tebrik etmek gerekiyor ama tarihi misyonu kapsamında yıpıldığı sürece. Cephe iyileştirilmesi ile Bedesten'in tarihi misyonuna dönebileceğini sanıyorsanız aldanıyorsunuz.”

BEDESTEN'DE SOSYAL ALANLAR ŞART

Bedesten projesinde en büyük eksikliklerden birisinin de sosyal donatı alanları olduğunu dile getiren Dıvarcı, “Büyükşehir, buradaki çalışmaların ardından turistleri Bedesten'e getirebileceğini sanıyor. Peki, insanları nasıl getirecen? Hani sosyal alanlar. Lokanta var mı, turistlerin vakit geçirebileceği banklar, park var mı? Bunları söyleyince belediye zamanla yapacağız diyorlar. Fakat bu işler zamanla yapılmaz, plan, proje bütüncül olarak ele alınır ve ona göre hareket edilir. Öncelikle bölgede bulunan hanların orijinal hale getirilip, zincir mağazalarının oluşturulması gerekiyor. Şimdi İngiliz John amca geldi, ilk gün kendisine fırın kebabı yedirdin ancak ikinci gün fırın kebabı yediremezsin. Bu bakımdan Selçuklu mutfağının olacağı yerlerin oluşturulması şart. Ayrıca yapılan sundurmalar da ışık geçirmeyecek şekilde yapılmış. Şimdi turist güvenli olduğunu düşündüğü aydınlık yerleri sever. Işıksız yerler insanda şüphe uyandırır. Onun için Bedesten'i AVM'lere rakip yapamazsınız. Çünkü AVM'ler otoparkı, sosyal alanları ve bol ışıklı ortamları ile insanı kendine çekiyor. İyi niyetle çıkılan bir işte proje yanlış olduğu için iyi niyette boşa gidiyor” dedi.

BEDESTEN'DEKİ DÜKKANLAR DA BÜTÜNLÜK OLMALI

Projenin bütüncül bir yaklaşımla ele alınmamasının görüntü kirliliğine de yol açtığını vurgulayan Dıvarcı, şöyle konuştu: “Belediye güzel bir iş yapıyor ancak esnaf yine güneşten ve yağmurdan korunmak için binaların arasına bezler germiş. Tabelalar ve kepenkler standart değil. Tabelanın biri 80 cm, biri 1,5 metre. Kepenkler farklı farklı. Oysa bunun tarihi doku ve kültür merkezi açısından aynı olması gerekir. Diğer yandan Mevlana Çarşısı'nın da yıkılması gerekir. Sayin Tahir Akyürek'in bu yönde beyanatı var. Ancak gelinen süreçte kimse yıkılmasını konuşmuyor. Oysa o bina yıkılmadan Mevlana Kültür Vadisi projesinin içi boştur. Çarşı esnafıyla anlaşılır, bu çok zor değil. Şehre değer katmak anlamında laf olsun diye konuşup, proje yapılırsa sunuç böyle olur. Mevlana Çarşısı yıkılmadan yapılan bütün çalışmalar bir fiyaskodur. Bir taraf Paris, bir taraf Mekke mantığıyla hareket edilmez. Olaya bütüncül yaklaşılmalı.”

SİVİL MİMARİ UNSURLARI SIFIRA İNDİRDİK

Kentsel dönüşüm kapsamında sivil mimari unsurlarında sıfıra indirildiğini dile getiren Dıvarcı, “Eski evler, cumbalı kerpiç evler bir yeri köy yapmaz. Eğer öyle olsa Safranbolu, Türkiye'nin en büyük köyü olurdu. Şuanda en çok turist çeken bölgedir. Fakat biz kerpiç evlerin üzerinden dümdüz geçiyoruz. Yıkıp kooperatif kuralım mantığı var. Bunu geçtik tarihi yapıları da arada yıkıyoruz. Şimdi Nuh Efendi Mescidi ve Hacı Veyiszade'nin evinin yıkılması hatadır. Mescidin yerine yeni bir mescid yapılması gerekirken otopark yapıldı. Hacıveyiszade'nin evi de ilim merkezi, kültür evi yapılması gerekirken yıkıldı. Aziziye Cami'nin önüne sözde yeraltı tuvaleti yapıldı ama 2 metresi dışarıda. Buraya yer altı tuvaleti demek için insanın kör olması gerekir. Bunu da geçtik eskiden o bölge mezarlık idi fakat tek parti döneminde mezarlık tahrip edildi. Şimdide tuttu belediye atalarının mezarı üzerine tuvalet yaptı. Aynı şekilde Alaaddin'deki tarihi su deposunun yanına atalarımızın içtiği su deposuna tuvalet yaptık. Oysa tuvalet çaybahçesinin yanına yapılabilirdi. Bu durum Konya için rezilliktir. Konya Büyükşehir Belediyesi şimdi de eski Adliye alanında tarihi kültür sokağı yapıyor. Şehrin eski mimarisine uymayan betondan ve tuğladan evler yapılacağına, birkaç tane eski Konya mahallesi yıkılmayıp restorasyonunu yapsa daha iyi olmazmıydı. Yerel yöneticilerin kültür ve sanatla ilgisi yok. Rüzgara göre hareket ediyorlar. Başbakan, 'mesnevi güzelmiş' dedi 22 dile çevirisi yapıldı. Bunlar güzel de; Konya'da niye Selçuklu Medeniyeti Enstitüsü yok. Eğer gerçek anlamda Selçuklu medeniyetinin fiziksel hafızasını oluşturmak istiyorsak, bütüncül bir plan çerçevesinde hareket etmeliyiz.

GÜZEL İŞLER DE YAPILIYOR

Restorasyonlar kapsamında güzel çalışmaların da yapıldığını belirten İbrahim Dıvarcı, “Büyükşehir'in yaptığı tarihi Kışla Saray Camii önemli bir çalışmadır. Silli Ak Camii orjinaline uygun olarak yapılmıştır. Büyükşehir'in Tahir Paşa Camii'nin şadırvanını koruması ve Kapu Camii'nin duvarındaki şadırvanı ortaya çıkarma çalışmaları takdire şayandır. Şerafettin Camii'nin arkasındaki türbenin yapılması kötü mü oldu? Hayır 50 yıl sonra toprağın altından mezar kurtarıldı. Aynı şekilde Ulvi Sultan türbesi de onarılmalı. Elde fotoğraf, belge yoksa dönemin bir başka yapısı kopya edilerek yapılabilinir. Burada önemli olan medeniyeti kuran insanlara saygıdır. Onun için biz iyi çalışmayı takdir ederiz, kötüsünü de eleştiririz” diye konuştu.

YÖNETICILER ŞEHRIN HAFIZASINDAN YARARLANMALI

Şehrin değerini artıracak ve Selçuklu medeniyetinin fiziksel hafızasını ortaya çıkarmak için yerel yöneticilerin o şehrin entelektüel birikiminden faydalanmasının gerekli olduğunun altını çizen Dıvarcı, “Şems-i Temrizi mahallesinde çok ciddi tarihi eserler var ancak hiçbiri görünür değil. Şimdi Hz. Mevlana'nın evi ve medresesi yapılması gündemde. Oysa Seyfiye Medresesi'nin yarısı Şems Otopark'nın içinde kaldı. Bu bina şimdi 25 yıl yıkılamayacak. Bir belediye başkanının hatası Konya'nın 25 yılını bağladı. Oysa biz uyarmıştık. Fakat Sayın Başkan, bizim tenkitlerimizi bunlar zaten muhalf diyerek duymamazlıktan geldi. Sonuçta tarihi yapının alanınına projede 3-4 kat olan fakat 7 katlı bina dikti. Yerel yöneticinin işi şehrin hafızasını taşıyan insanlarla kavga etmek, inatlaşmak değildir. Çünkü Konya'nın entelektüel birikimi şehri idare edenlerden daha da ileride. Şu unutulmamalı ki tarihe şerh düşecek olan 3-5 kişidir. Şehrin derdiyle 500-5 bin kişi değildir bir avuç insan ilgilenir. Bu şehirde yetişen insanlar hepsi birer değer fakat bu birikim şehri idare edenler tarafından istifade edilmiyor. Böyle olduğu için yerel yöneticilerin ufuksuzluğu, şehir merkezini kilitliyor. Şehir merkezinde restorasyondan önce tarihi eserlerin yıkılarak açılması, bütüncül olarak ele alınması gerekiyor” diye konuştu.

KORUMA KURULU VAZİFESİNİ YAPMALIDIR

Tarihi eserler noktasında Koruma Kurulu ve Konya Müzeler Müdürlüğü'ne görevler düştüğünü hatırlatan Dıvarcı, her iki kurumun da görevini tam anlamıyla yapmadığını ileri sürdü. Bunun en güzel örneğinin Aşkar Höyüğü'nünde yaşandığını ancak burada yapılan rezillikten sonra istifa etmesi gereken kurulun, “Biz sadece süs bitkisi ekilmesi için izin vermiştik” savunması yaptığını aktaran Duvarcı, şu ifadeleri kullandı: “Peki öyleyse 20 metrelik direği kulağımızın arkasına mı sokacağız. Baskı yapmasak ise o direk oradan kaldırılmayacaktı. O direği oraya diktiren kuruldaki kişi kimse hatasını anlayıp istifa etmeliydi. Kurul ya görevini yapmıyor ya da belediye güzel işler yapıyor işlerine engel olmayalım mantığı içinde. Diğer yandan restorasyon çalışmalarını denetleyen de Müzeler Müdürlüğü. Bu kurumda görevini yapmıyorsa sorumlu kişi o koltukta oturmaması gerekiyor. Eğer yanlış bir çalışma karşısında Müzeler Müdürü, belediye başkanı hakkında suç duyurusunda bulunmuyorsa bunun sorgulanması gerekir. Mikro milliyetçilik yapıldığı için işler ehline verilmiyor. Verilmediği için de hata üstüne hata yapılıyor.”

MEDENİYETİN İZLERİ GÜNYÜZÜNE ÇIKMALI

“Konya'da tarihe sadakat, sahiplenme gösteriştedir” diyen Dıvarcı, sözlerini şöyle tamamladı: “Tarihimizle övünürken mangalda kül bırakmıyoruz. Peki, Büyük Selçuklu medeniyetin izleri nerede. Konya'da fiziki olarak Selçuklu hafızası sıfırdır. Binalar arasında eserleri boğmuşuz. Suru yıkmışız. Surun yeniden en az 200-300 metresi ihya edilmelidir. Kale kapılarının 3-4 tanesi mutlaka yapılmalı. Konya'yı eski tarihi büyük mirasına yeniden kavuşturacaksak 7-8 mahalleyi yıkıp tarihi eserleri ortaya çıkarmak gerekiyor. Aksi takdirde fiziksel hafızayı dünyaya gösteremezsiniz. Sen, ben, bizim oğlan iş yapmış görünürüz.”

merhabahaber.com

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum