Hüzeyme Yeşim Koçak

Hüzeyme Yeşim Koçak

İki arada

Sıkıldım, bıktım artık senden ey kadın! 

Sürekli, yüceliklerle cücelikler arasında gezinmenden.

İlgili ilgisiz her olaydan, kişiden kendi yararına pay biçmenden, parlak menfaatler gözetmenden; maksatlı şartlı sevgilerinden, yaramaz işlerinden.

Karışıklığı, dolaşıklığı, bulanmayı sevişinden.

 Rollerinden, sahnelerinden, artizliğinden(!)

Ülkülerinden, davalardan kolay vazgeçişinden…  Müdafaana(ğ)melerinden(!)

Peşin hükümlerinden, sanrılarından, sancılarından; paha biçilmez yargıçlığından(!)

Habire tuz biber ektiğin, sosladığın acılarından.

Fırında bir türlü pişmeyişinden, kartlığından.

Mütemadiyen kusurlardan, hatalardan, mutlak surette yanılgılardan uzak ve beri olduğun zehabından.

İlişkilerdeki ince hesaplarından ya da tam tersi hayalî yüklemeler, donatımlarından.

Başı havalarda, bulutlarda kuş uçuşundan… Sıkı avcılığından.

Kendi yarattığın(!) dünyada, devamlı putlarını oluşturman ve bebek gibi ikide bir bunlarla oynayışından…

 Hayatla kumara girişmen; insandan eşyaya hayvana hep sevgili(!) değiştirmen;  saman alevi sevdalarından, atsan atılmaz satsan satılmaz kaçsan kaçılmaz benlik merkezlerinden… Havaiyatından.

Mütemadi iltifata, krem karamele, münasebetlerdeki tatlı stokuna, şekerlenmiş sözlere ihtiyaç duymandan…

Samimiyetsiz, yüreksiz, tütsülenmiş cümleler kurmandan.

Okus pokus yaptığını, kuşdilini konuştuğunu sanmandan.

Bazen İlahî bir Ezgiye kulak verişin, kısa ama lezzetli duyguların, çocuksuluğun lâkin yine sonunda güvenilmez durumundan.

Her seferinde, değiştirip güçlendirdiğin avukatlarınla; tüm mahkemelerde aklanmandan.

Hâlden hâle geçişi; her pazarda, halde yine “kendini” seçişinden, biricikliğinden(!)

Benzerlerini sevişi, zıtlara köpürüşünden.

 Demedim mi sana geçme namert köprüsünden!

İlle de asiliğinden.

Engin sulardaki köpüklere kapılışı…

Maddiyata sarılışından…

Ara sıra “akleden nefse” doğru gidişinden ve çalımla, başı büyük(!) muhteşem dönüşlerinden.

Rücu tercihlerinden; akıl sır ermez seçişlerinden. Hak secdeye yeterince eğilmeyişinden.

Aygın baygın, perdelenmiş gözlerinden.

Yaradan’ı hissettiğinde, o mutî, uysal, müeddep nefsi ve kalbi sevişinden.

Tezatlar içinde kayboluşlardan! Muhasebe, murakabe yokluğundan…

Peşindeki pisilerden, hoşhoşlardan, “İllallah” dediğin kalpazdıranlardan.

Başıboş, sarhoş ruhundan.

…

Ah! Nefise! Öldün bittin, sevil(me)din!

Doğum sancıları kıvranışları, anlaşılan hiç tükenmeyecek.

İki arada bir derede, boynu bükük kalacak.

Yeryüzü devasa bir Nefs.. o dünyayla ahiret arasında salınacak.

Galiba, ol Pâkize’yi(!) doğuruncaya kadar canı çıkacak.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum
Hüzeyme Yeşim Koçak Arşivi

Kendini Bulan Şehrin Esintileriyle

01 Kasım 2026 Pazar 12:35

Hoştur Meram’ı Sevmesi

25 Ekim 2026 Pazar 13:38

Bir Katile Kapıldım Gidiyorum

11 Ekim 2026 Pazar 12:46

Matemli Şiirler

04 Ekim 2026 Pazar 13:06

Kolsuz Kahraman Sahnede

27 Eylül 2026 Pazar 12:43

Adım Adım

20 Eylül 2026 Pazar 12:32

Rehberimiz

13 Eylül 2026 Pazar 11:11

Avustralya’dan Selamlar

06 Eylül 2026 Pazar 13:15

Manhattan'dan Gelen Adam

30 Ağustos 2026 Pazar 13:16