Hüzeyme Yeşim Koçak

Hüzeyme Yeşim Koçak

Demirkazık'ın Türküsü

TYB Konya Şubesi, 22-23 Haziran tarihlerinde, Torosların Zirvesine bir yolculuk düzenledi.
Program dâhilinde Niğde-Çamardı-Demirkazık gezildi. Çamardı Demirkazık Dağ Evi’nde konaklandı. Billur bir Pazar sabahı, Cımbar Vadisi Yürüyüşü yapıldı.
Farklı lezzetler yaşadığımız gezide, bütün emeği geçenlere en kalbî teşekkürlerimi sunuyorum.
İş bu yazı, o seyahatten küçük bir kesittir ve ünlü Demirkazık Dağı’nı selâmlama mahiyetindedir.

Daha önce ayırt edemediğiniz bir ilişki biçimi seziliyordu. Varlığın esrarlı meyveleri önünüze seriliyordu.
Uhrevî bir uğultu, birlik korosu, nice inşâların sırrı kulaklara, sadırlara doluyordu. Bazılarına aşikâr, bir gizli lisandı aradaki.
Hıra’dan Tur’a bütün dağ hikâyeleri, bir girizgâh yaptı, nikabını açtı.
Dağdaki ve kentteki bilge kıssası aklıma geldi bir an. “Şartları değiştirmek, şehirdeki ve dağdaki gerçekler; günahlar (ve) yerler, sizi masumiyet testine tâbi tutan mahaller, ayartılan dîller; ezber bozan karşıla(ş)malar; tecridin kolaylığı ve güçlüğü; keramet dağlarda mı yoksa yolunu izini şaşırmış, kesret kıskacındaki âdemler arasında mı” nevinden fikirler. Oysa halk içinde, Hak içre. Cihan daim “Seni” söyler.
Mekân değişikliği bu yüzden de elzemdi. Mekân mekân gezer miydik, yoksa mekânı gezdirir miydik? Kalp, dağlarda (yar’dan Yâre) eğlenir miydi?
Demirkazık, kaç âşığın ciğerini ufalamış parelemişti?
Bir dem geldi; ilerde yeşerecek nice tohumlar atıldı, sevda kazanı çalkalandı, ruhlar kabardı. Kargadan Simurg’a kuşlar ordusu havalandı. Er(i)miş biri, kırklara; bir gayp adamı dağlara karıştı.
Tarihi Roma Havuzu’nda değil, asıl süt Demirkazık Dağı’ndaydı. Aladağlar bal(lı) süt kaynıyordu. Ama üç, beş, on... eşkıya yılan öldürmek gerekecekti.
Göğsü semaya açık Demirkazık’ın azameti, benliği gölgeledi sindirdi. Bir sarıçiçek, mahcup, sermest, zirvelere gülümsedi.
Dağdan sadece peygamberler, münzevîler, Allah delisi mecnunlar gebe kalmamıştı. Talepkârına doğuşlar için açıktı.
Demirkazık kimine bir elbise, hilat giydirdi. Kimilerini bir rüzgâra, buluta bindirip, ayaklarını (yerden) kesti.
Bereketliydi. Cömertti. Ucu bucağı yoktu. Varsan baksan her taş, ağaç; gökle buluşur, cilveleşirdi.
Dağın yüzü, ayak izleriyle doluydu. Tırmanış, menzile ulaşmak zordu engelliydi. Adı üstünde (sıcak) Demir’dendi.
Eninde sonunda ölüm vardı. Yine de düş peşinde takip, kârlıydı zevkliydi.
...
Demirkazık’da Yusuf’u değil Züleyha’yı gördüm.  
Her bir dağın “Leylâ’sını” gördüm.
Hırka giymiş, gönenmiş, adına  ‘Aşk’ denen belâyı;
Karlı değil “Harlı Dağdaki Ateş’i” ; zirve peşindeki  “Avcı’yı”,     
Sevda’yı g(ördüm).
...
İniş tehlikelerle doluydu. Düşmemeliydi, herhalde “hikmet asasıyla” yürümek icap ederdi.
Ama iniş aynı zamanda daha yükseklere, doruğa ulaşmak, çıkış için bir başlangıçtı. Sabır, inanç yetecekti.
Dağ, nefes alıp, nefes verdi. Talip nefeslendi.
Gül/yüzünü gösterdi. Gönül şevklendi.
Bir de keşke “Defter” sağdan gelseydi.
Size özel bir dağ, Demirkazık(Kutup Yıldızı) kılavuzunuzdu belki.
Derken, Kızıldeniz gibi ikiye ayrıldı bağrı. Sayısız kandil yandı. Yüzlerce Çoban ilerledi yoldan.
Hasretle, meleyerek baktım arkalarından.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Hüzeyme Yeşim Koçak Arşivi

Kendini Bulan Şehrin Esintileriyle

01 Kasım 2026 Pazar 12:35

Hoştur Meram’ı Sevmesi

25 Ekim 2026 Pazar 13:38

Bir Katile Kapıldım Gidiyorum

11 Ekim 2026 Pazar 12:46

Matemli Şiirler

04 Ekim 2026 Pazar 13:06

Kolsuz Kahraman Sahnede

27 Eylül 2026 Pazar 12:43

Adım Adım

20 Eylül 2026 Pazar 12:32

Rehberimiz

13 Eylül 2026 Pazar 11:11

Avustralya’dan Selamlar

06 Eylül 2026 Pazar 13:15

Manhattan'dan Gelen Adam

30 Ağustos 2026 Pazar 13:16