1. YAZARLAR

  2. Nurten Selma Çevikoğlu

  3. Receb ayının ilk cuması
Nurten Selma Çevikoğlu

Nurten Selma Çevikoğlu

İZ DÜŞÜM
Yazarın Tüm Yazıları >

Receb ayının ilk cuması

A+A-

Efendim güzel bir Regâib gecesinin ardından bugün üç ayların ilk Cumâsındayız. Sizlerin önce dün idrak ettiğimiz Regâb gününüzü ve gecenizi hem de bugünkü Cuma bayramınızı mübârek ediyorum. Rabb’im bu güzel günleri tüm İslam âleminin hayrına vesile kılsın inşaALLAH. Ayni zamanda Müslümanların uyanmasına, şuurlanmasına vesile olsun diyerek başlamak istiyoruz bugünkü yazımıza.

Günümüzde yaşanan hayat tablosunu şöyle bir gözlerimizin önüne koyarsak;

Dünya gün geçtikçe içinde yaşanması daha zor bir hâle geliyor. Birbirinin kuyusunu kazan insanlar, birbirinin sırtından geçinenler, birbirilerini ezen, üzen insanlar… Onun bunun üstünden rant devşirenler, egosunu şişirenler, kariyer merâkı sebebiyle başkasının ayağını kaydıranlar… Kıskançlıklar, hasetlikler, yüzsüzlükler, sahtekarlıklar, yalancılıklar… Her hususta en üst düzeyde israf, dedikodu-kovuculuk, ahlaksızlık… Bunların hiçbiri yüce İslâm’ın hoş görmediği davranış bozuklukları ve hepsi de yaşanan dünyânın vâr olan problemleridir. İnsanoğlunun bu çirkin şahsiyet yapılanmasından mutlaka kurtulması gerekiyor. Aksi acıklı bir azap olacaktır.

Peki, bir düşünsek, üç ayların kutlu ve mâneviyatlı zeminleri bu kurtuluşa niçin zemin olmasın? Değil mi? Bugün insanların böylesi pespâye hallere düşmesinin yegâne sebebi, Kur’an ve Sünnet ölçülerinin dışında bir hayat yapılanmasını benimsenmesindendir. Hadi diğer insanlar için bu doğaldır ama Müslümanlar bu hallere düşmemelilerdi!!!

İyi de neden böyle olduk? 

Cevâbı gâyet açık; biz uzun zamandır kendi ölçülerimizin dışında olan Batı ölçülerini kendi yaşantımıza hayat kıldık da ondan. Hep diyoruz; eskiden bu ahlaksızlıklar yoktu, herkes birbirinin hayrına çalışırdı, kötülükler engellenirdi, iyilikler sevdirilirdi, ah eskiler şöyleydi-böyleydi… Onlar neyle o güzel davranışları sergiliyorlardı? Tabi ki İslâm’ın güzel ahlâkî düsturlarıyla… Bugünkü ölçüler zayıf, temelsiz ve mesnetsizdir. Yanı sıra güvensiz, samimiyetten uzak, maddeci görüşlüdür.

Bizim ölçülerimiz nerede??? Bugünkü kısır, güdük ölçüler nerede???

Her Müslüman bilhassa üç ayların şu mübârek ikliminde kendine sormalı; ‘Benim hayâtımda Kur’an ve Peygamber sünnetleri ne ölçüde yer alıyor?’ Ona göre de mümin kişi kendine bir çeki düzen vermeli. Bizim için en tehlikeli şey nefsin tuzakları ve ona aldanmaktır. Öyle bir hayat yaşıyoruz ki, israf hayâtımızın ayrılmaz bir parçası olmuştur. Canımız neyi isterse bulabiliyor, neredeyse her arzumuza ulaşabiliyoruz, şükür. Gene de şükürden ziyâde herkeste bir şikâyet hâli mevcut. Bilindiği gibi nefsi memnun etmek imkan dışı. Nefs birini buldu mu diğerini ister. Bu isteklerin sonu gelmez. O zaman nefsin dizginlemesi gerekli. İşte üç aylar nefsi terbiye etmek için bulunmaz bir zemindir.

Yine bize devamlı musallat olan şeytanı ve onun çaktırmadan bizi Hak’tan uzaklaştırıcı iğvâlarını da unutmamalı. Bunlarla kıyasıya mücâdele etmeli. Nasıl dünyâda bize zarar veren şeyleri ber taraf etmek için uğraşıyorsak aynen bunun gibi şeytanın içimize fısıldadığı yanlış şeylerle de sıkı bir mücâdeleye girişmek şarttır. Şeytan kılıklı insanların bize telkin ettikleri de bunun içine dâhil edilmeli. Unutulmasın ki şeytanın tecrübe ve deneyimi insanlardan fazladır. Kişi bunlardan sakınmak için doğru insanlarla berâber olmalı kendisine kötülük ve günah fısıldayanlara uymamalı. Bir de dünya sevgisi bizi mahvediyor. İnsan öylesine yalan dünyanın câzibesine aldanmış gidiyor ki hakikaten bu gidiş, gidiş değil!!! Bir yerlerde tökezleyip kalmamak için ibâdet şart, uyanıklık şart.

Haydi o zaman üç ayların mâneviyat gamzedici ikliminde dirilmeye ne dersiniz?

Kalın sağlıcakla.

Bu yazı toplam 547 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.