1. YAZARLAR

  2. Sadık Küçükhemek

  3. Obama'nın Kahirede Yaptığı Konuşmasının Değerlendirilmesi
Sadık Küçükhemek

Sadık Küçükhemek

İŞİN ASLI
Yazarın Tüm Yazıları >

Obama'nın Kahirede Yaptığı Konuşmasının Değerlendirilmesi

A+A-

ABD Başkanı Barack Obama’nın Kahire Üniversitesi’nde yaptığı 1 saat süren tarihi konuşmasını okudum. Özet olarak şöyle diyor: "ABD ile İslam dünyasının yarış içinde olmasına gerek yok. ABD ile Müslümanlar arasındaki güvensizlik döngüsünün son bulması gerekir. İlişkilerimiz, farklılıklarımızla tanımlandığı sürece barıştan ziyade nefret tohumları ekenlerin eline güç verilmiş olur" (1).

***

Efendim, yarış, ABD ile İslam dünyası arasında geçmiyor. İslam dünyası ile batı dünyası arasında geçiyor. Çünkü bu iki dünya gündüz ile gece, aydınlık ile karanlık gibidir. Biri varken diğerinin ayakta durması mümkün değil, tıpkı günümüzde olduğu gibi. ABD, batı âleminin bir parçasıdır. Obama böyle demekle gerçeğin üzerini kapatmak istemiştir.

Gündüz ve gece birbirini takip ettiği gibi İslam ve batı dünyası birbirini takip eder Yani devran bir müddet hakkın elinde olur, bir müddet de batılın elinde olur. “sünnetullah” böyle. Devran her zaman hakkın elinde olursa acıyı hep batıl tadar ki, batılın gözü hakkın karşısında yılar. O zaman hakkın batıl ile mücadelesinin bir anlamı kalmaz. Hakkın batıl ile mücadelesinin bir anlamı kalması için batıl bir acı tadarsa, hak da bir acı tatması gerekir. Böylece hak ve batıl arasında mücadele kıyamete kadar devam etsin.

 Burada şunu unutmayalım ki, hakkın batıl karşısında başarısızlığı geçicidir. Dolayısıyla her zaman hak batıla karşı galip gelir. Bedir harbinde acıyı müşrikler tatmıştı. Uhud harbinde ise Müslümanlar tatmıştı. Uhud harbinde Müslümanların başarısızlığı geçici olmuş; sonunda Müslümanlar müşriklere galip gelmiştir.

Kur’an-ı Kerimde şöyle buyrulur: “Eğer siz (Uhud’da) bir acıya uğradınızsa, (Bedir’de de düşmanınız olan ) o kavim de benzer bir acıya uğramıştır. O günleri biz insanla arasında döndürür dururuz ( zaferi bazen bir topluma bazen öteki topluma nasip ederiz.) Ta ki Allah iman edenleri ortaya çıkarsın ve aranızdan şahitler edinsin. Allah zalimleri sevmez” (2).

Bu ayeti kerimeden anlaşıldığı gibi, cihadın diğer bir sebebi de iman edenlerle münafıkları birbirinden ayırmak ve Allah’ın şehitler edinmesidir.

İslam âlemi, acıyı 26 Ocak 1699 KARLOFÇA antlaşması ile Osmanlının batıda büyük çapta toprak kaybetmesinden beri tatmaktadır. Benzeri acıyı ABD’nin koalisyonunun Irak ve Afganistan’da başarısız olmasıyla tatmaya başlamıştır. Bu acıyı ABD’nin koalisyonu, devranın İslam dünyasına geçinceye kadar tatmaya devam edecektir. Başka bir ifade ile bu acıyı harbi, dünya iktidarı hakkın eline geçinceye kadar tatmaya devam edecektir.

Güvensizliği oluşturan İslam âlemi değil, ABD’dir. Çünkü ABD batı dünyasının öncüsüdür (yani harbisidir.) Harbi, İslam ile mücadele halinde olan gayrimüslim güce denir.

İslam’ın mücadelesi, barış içerisinde yaşamak isteyen ve kendi halinde olan gayrimüslimlerle değil, harbi iledir, çünkü harbi din ve vicdan hürriyetinin önünde bir barikattır.

Barışın sağlanabilmesi için bu barikatın kaldırılması gerekir; aksi halde barış olmaz. Barış olmayınca güvensizlik döngüsü son bulmaz. Din ve vicdan hürriyetinin önünde harbi barikat olduğuna göre bu barikatın kaldırılması ondan beklenemez.

Bakın, Obama, Tahran yönetimine, ileri adım atılması konusunda ABD ile işbirliği yapması çağrısında bulunuyor, ancak nükleer silah edinme konusunun müzakere dahi edilemeyeceğini ifade ediyor. Harbi nükleer silahı din ve vicdan hürriyetinin önünde barikat olmak için kullanır, İslam dünyası ise bu barikatı kaldırmak için kullanır; aradaki fark işte budur.

Kur’an-ı Kerimde şöyle buyrulur: “Bütün dinlerden üstün kılmak üzere, peygamberini hidayet ve hak din ile gönderen O’dur. Şahit olarak Allah yeter.” (3).

Bu ilahi emir tekrar gerçekleştiği zaman din ve vicdan hürriyetinin önündeki barikat kaldırılmış olacak ki, o zaman ABD ile Müslümanlar arasındaki güvensizlik döngüsü son bulmuş olacaktır.

İlişkilerimiz, farklılıklarımızla tanımlanmıyor. İlişkilerimiz, harbinin yıkımı ile tanımlanıyor. Nefret tohumu eken harbidir. Batının ifadesiyle fundementalizm veya köktendinciler değildir!

Yeri gelmişken söyleyelim ki, bu tabirleri kullanmak Müslümanlar için bir hakarettir. Çünkü Müslümanlar bu tabirlerle isimlendirilemez. Harbinin bu tabirleri kullanmasın sebebi Müslümanları ikiye bölüp direnişi kırmaktır.

Harbi iktidarda olduğu müddetçe Filistin ile İsrail arasındaki sorun için iki devletli çözüm olasılığı mümkün olmaz. İsrail’i İslam coğrafyasının kalbine sokan harbidir. Şimdi harbinin iki devletli çözüm olasılığından bahsetmesi konusunda samimi olması mümkün mü?

Samimi olduğunu faz edelim; iki devletli çözüm olasılığının gerçekleşmesi mümkün değil. Gerçekleştiğini farz edelim. Bu iki devletin bir arada yaşaması mümkün değil.

Bu hususta Resul-i Ekrem şöyle buyurur: “Arap Yarımadası’nda iki din cem etmez” (4). Yani İslam ve Yahudilik aynı anda Arap Yarımadası’nda egemenliklerini sürdüremez. Halife Hz. Ömer’in Yahudileri Hayber’den sürmesinin sebebi budur.

Obama’nın bu şekilde konuşmasının dünya barışına bir katkısı olmaz. Çünkü harbinin çizdiği ölçü ile barış sağlanamaz. Devran dönmek üzeredir. Bu gerçeği sezen harbi, Obama’yı iktidara getirdi ve şimdi Mısır’da onu bu şekilde konuşturarak sünnetullah’ın gerçekleşmesini engellemek istemektedir.

Kaynaklar

1. Haber 7 Com 04.06. 2009

2. Âl-i İmrân: 140

3. Fetih:28

4. Muvatta, C:2, Hadis No: 17–18, İmam-ı Malik

 
Bu yazı toplam 2992 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.