1. YAZARLAR

  2. Süleyman Küçük

  3. Kutlu Doğum’dan gocunanlar
Süleyman Küçük

Süleyman Küçük

ÇAĞRIŞIMLAR
Yazarın Tüm Yazıları >

Kutlu Doğum’dan gocunanlar

A+A-

Rabbimizin(cc)Kurandaki ifadesiyle “Büyük bir ahlâk üzere olan ve âlemlere rahmet olarak gönderilen” Peygamber Efendimiz'in(sav)  dünyaya teşrifleri insanlık tarihinin en mühim hadisesidir.

Müslümanların türlü dünya gaileleriyle zaman zaman unuttukları Hz. Peygamber(sav)in dünyayı teşrif etmeleri hadisesini tekrar gündemlerine almak ve insanlığa rehber olan Peygamber Efendimize(sav) olan sevgi ve bağlılığımızı bu vesile ile bir kez daha göstermek Müslümanların en önemli görevlerinden biridir.

Nübüvvet nurundan ger geçen gün biraz daha uzaklaşma eğiliminde olan toplumumuzun Hz. Peygamberimizi(sav) Kuran-ı Kerimde anlatıldığı üzere hakkıyla anlayarak, sahih sünnetini ve hadislerini hayatımıza uygulamanın vazgeçilmez önemini anlatmak amacıyla her yıl Kutlu Doğum Haftası programları düzenleniyor milletimiz ve sivil ve resmi kurumlar tarafından.

Müslümanlar olarak şunu çok iyi biliyoruz ki, Efendimizin(sav) yolunda yürüyenler cennet yolcuları Sırat-ı Müstakim üzere olan dünyanın en bahtiyar insanlarıdır.

Hz. Peygamberimizin(sav) yolunu beğenmeyenler, küçümseyenler, unutanlar ve hatta red ederek kendilerine başka yollar seçenler ise en dünyanın ve ahiretin en bedbaht insanlarıdır.

Cenab-ı Allah(cc) tarafından Kuran-ı Kerimde başta Hz. İbrahim(as) olmak üzere ismi bildirilen diğer peygamberlerle ilgili olan ayetleri, özellikle de Hz. Peygamberimiz(sav) ile ilgili ayetleri nuzül sebepleri göz ardı edilerek ve konu bütünlüğünden koparılarak tek tek ele almak suretiyle âlemlere rahmet Hz. Muhammed Mustafa (sav) efendimizin övülmüş vasıflarını göz ardı eden gafillerin bu hafta vesilesi ile durumlarını gözden geçirmeleri beklenir.

Sadece Müslümanlar olarak bizlerin değil tüm insanlığın Hz. Peygamberimizi(sav) anlama mecburiyeti vardır.

O(sav) büyük insanı önce anlamak sonra da insanlık âlemine anlatmak ise Müslümanlar olarak hepimizin boynunun borcudur.

Özelde Müslümanların genelde ise tüm insanlığın kurtuluşunun yegâne şartı budur.

Çünkü Peygamberimiz(sav) Hz. Âdem(as) den bu yana dünyanın görüp görebileceği en büyük önder ve en büyük örnektir.

Hatem ül Enbiya olarak O(sav), beşikten mezara ebedi rehberimizdir.

Âlemlere rahmet vesilesi olarak O(sav), insanlığın kendi eliyle oluşturduğu zulmeti  ve karanlıkları ortadan kaldıran bir şafak gibi insanlık ufkuna doğdu.

Yine hidayet önderi olarak O)sav) insanlığın küfür ve şirkle bulanıklaşarak ezelden ebede adı islam olan gerçek hidayet yolundan ayrılarak farklı yollara sapmış zihinlere unuttukları kitaplar yerine kaim olmak üzere Kuran-ı Kerimi getirmiştir.

Hz. Peygamber(sav) üzerinde yaşadıkları çöl den daha fazla kurumuş vicdanlarıyla küfrün ve şirkin bataklıklarında çırpınan insanlığa yaratılış gayesini hatırlatan bir ab-ı hayat olarak gelmiş ve kız çocuklarını diri diri toprağa gömecek kadar insanlık vasfından uzaklaşmış olanlara gönüllerini İslama ve gerçek insanlığa döndürmüştür.

Başta Mekke ve Medine toplumları olmak üzere çok kısa bir zaman denilecek sürede, kardeşin kardeşi parçalamakta beis görmediği bir cehalet asrını Kuran-ı Kerimin hükümleriyle saadet asrına çevirmiştir.

Kuran-ı Kerim ayetlerinin kıyamete kadar geçerli olacak nebevi sünnet uygulamalarıyla inanç ve adetlerinde vahşetle eş bir mutaassıplık içinde olan insanları sadece insanların haklarını değil hayvanların bile haklarını gözetir bir ahlaka getirmiştir.

Kısaca söylemek gerekirse İnsanlığı esfel-i safilinden (En aşağıdan) eşref-i mahlûkata (En yüceye), ulaştırmıştır.

Aradan geçen 1443 yılı aşkın sürede başta Hz. Peygamberimiz(sav) olmak üzere sahih sünneti ve hadis-i şeriflerini küçümseyen, yok sayan buğz eden hatta daha ileri giderek reddeden cahil ve gafiller bilmelidirler ki bize emanet olarak bıraktığı Rabbimizin Kitabı Kur’an-ı Kerim ve onun hayata uygulaması olan sahih sünnet-i seniyyesi kıyamet sabahına kadar insanlığı aydınlatmaya devam edecektir.

Gubâr-ı pâyine almam cihânı yâ Rasûlâllah
Değişmem mûyine heft âsumânı yâ Rasûlâllah.
Duyunca makdem-i teşrîfin Âdem sulb-i pâkinden
Değişti habbeye bâğ-ı cinânı yâ Rasûlâllah

Ve :

Bitmez güzelin vasfı ağaçlar kalem olsa
Hilkat de bütün şi’r ile baştanbaşa dolsa.

Bu yazı toplam 5337 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.