1. YAZARLAR

  2. Nurten Selma Çevikoğlu

  3. Gençliğin Senaryosu -2-
Nurten Selma Çevikoğlu

Nurten Selma Çevikoğlu

İZ DÜŞÜM
Yazarın Tüm Yazıları >

Gençliğin Senaryosu -2-

A+A-

Dünyanın câzibesi ve aldatıcı güzellikleri değil Cenâbı Hakk’ın insanlara sunduğu huzur dolu hayat insana hakiki mutluluğu temin eder. Yağdırdığı rahmet dolu yağmurlarla tohumları patlatan, çiçekleri açtıran, ağaçları meyveye durduran Allah Azze ve Cel, iç âleme bir ışık gibi doğduğunda ruhta Hak adına çözülmeler başlar. Kalabalıklar arasında dahi olsa hidâyetin ışığı rûhunda doğan kişinin içinde vâr olan yalnızlık, Hakk’la berâber olma isteğine (vuslat’a) dönüşür. Bu târifi imkansız duygu seli oldukça ruhta müspet hazlar belirir. İşte bunun adı hakiki saadettir. Bu his anlatılamaz ancak yaşanır.

Bugün fakülteler imânını kaybetmiş gençlerle dolu. Dünyânın âlâyişine aldanmış gençlerin arasına şöyle azıcık imânı olan bir kişi düşmeye görsün. Güya çağdaş-modern (!) gençler böylesi kalbinin kıyısında kırıntı olarak kalmış imânı bulunan gence karşı hemen çeşitli menfi yakıştırmalarla taarruza geçerler. O genci dînden, imandan uzaklaştırmak için ellerinden ne gelirse yaparlar ve nihayet genç nefsine uyar ve hislerine teslim olur. O da modernistlerin şeytânî ağına düşer, yüreğindeki mevcut olanı bırakır, yokluk âlemine dalar, boş verir ve yaptığı tüm yanlışlar ona hoş gelir.

Bu sebeple; insanların bilhassa da gençlerin sağlam bir imâna sâhip olmaları ve doğru ortamlarda bulunmaları şarttır. Kişiler hayât basamaklarını çıkarken ne yaptığını, nereye gittiğini bilerek adım atmaları gerekiyor. Yoksa sahteliklerin, yanlışlıkların kol gezdiği şu ortamda ayağımızın kayarak düşmesi her zaman mümkündür. Büyüklerin dediği gibi sokaklar cam kırıklarıyla dolu böyle bir ortamda yalın ayak nasıl yürünür? İmandan yoksun kupkuru bir yürekle mutluluk yolunda yürünemez.

Güzel dînimiz İslâmiyetin sâdece zâhir kurallarına takılarak onu öze sindirmezsek (bugün olduğu gibi) o zaman o dış kabuğu çok çabuk silkip atabiliriz. Çağdaşlığın gösterişkar câzibesine aldanıp hakikat elbisesini çıkaranlara bugüne kadar çok rastladık. Bunun sebebi ise imânı, İslâm’ı taklîdî olarak yaşayıp kutsî güzellikleri yakînen idrak edememeleridir. Batı aç kurtlar gibi İslâmiyet’e meyl ederken bizler, en mükemmelin içindeyken güzelden nasiplenmemiz ne içler acısıdır!

Soruyorum size dünün medenileri bugünün çağdaşları dillerinden düşürmedikleri ‘ilericilik’ yolunda hangi başarıyı sağlayıp, ne çeşit bir mutluluğu elde etmişlerdir bugüne kadar? Onlar bir defa kendi içlerindeki yangını söndürsünler bu yeter.

Kalbinde hidâyet güneşi parlayan genç, kendi geleceği için gayretler sarf etmeli, yüce yaratıcıya dua dua yalvarmalı, doğru ortamlarda bulunmalıdır. Elbette Hakk’a ulaşmak, hakikate erişmek seçkin bir haldir. Yeni nesilde bugün vâr olan içsel sıkıntı birikimini, ruh yangını hiçbir öğretmen veya hiçbir ders-test kitabı söndüremez.

Hayâtın dağdasından daha şimdiden bıkmış kendini aynen yaşlı bir insan gibi hisseden gençlerimiz ne yazık ki çoğalıyor. Gençler ne yapacaklarını, neyle uğraşacaklarını bilmez haldeler? O kadar uğraşların ve didinmelerin sonucu kendilerine vaad edilen hayâtın onları tatmin etmediği bütün netliğiyle ortadadır. Yaşadığımız devirde yaratılış gâyelerini bilmeyen gençler hayâtın akışı içinde bilmeyerek pek çok girdaba sürükleniyorlar.

Bu kalp hayattan ne bekleyebilir? Hayâtımın gâyesi ne? Niçin yaşıyorum? Bilmiyor, düşünmüyor genç. Çünkü o çok hızlı günübirlik yaşıyor. Anlık lezzetler gence yetiyor. Fakat o anlık lezzetler, hayâtını kirletebiliyor hatta geleceğini yok ediyor. Sonrası gözyaşı, hüsran, ümitsizlik, içki, uyuşturucu belki de intihar…

Oysa bilse ki, imânın okyanuslara benzeyen derin, ulvi güzelliklerinden bir damlacık yüreğine ışık düşse hayat onun için bambaşka güzellikte olacak. Bir çiçek, bir gülümseyen yüz ona farklı duygular yaşatacak. Dünyâsı cennete dönecek. Bunun için kalbin, ruhun, zihnin İslâmiyet’le tanışması ve buluşması gerekiyor. Ebedi hayatın müjdeci hidâyet ışıklarını her gencin tatması ve imanıyla barışık olması temennisiyle…

Bu yazı toplam 5652 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.