1. YAZARLAR

  2. Nurten Selma Çevikoğlu

  3. Ey insan! Hayâtını ciddiye al
Nurten Selma Çevikoğlu

Nurten Selma Çevikoğlu

İZ DÜŞÜM
Yazarın Tüm Yazıları >

Ey insan! Hayâtını ciddiye al

A+A-

Günümüzde her şeyde bir ciddiyetsizlik var. İnsanlarda ve onların icra ettikleri pek çok işte müthiş ciddiyetsizlikler hâkim. Tabi bu bize göre! Siz nasıl düşünüyorsunuz bilemem ama biz bu fikirdeyiz. İnsanlar kendi yaşamlarını dahi ciddiye almıyorlar, sağlıksız besleniyor, gereksiz yerlerde vakit harcıyor, lüzumsuz insanlarla berâber olarak onların menfiliklerinden olumsuz etkileniyorlar. Başlarına gelen hâdiselerden ciddiyetle ibretlik halleri göremiyorlar, evliliği ciddiye almıyor, anlık duygularla hareket ediyorlar. Gençler evliliklerinde büyük nasihatlerine kulak tıkıyor sonunda sık rastlanan ayrılmalar gerçekleşiyor. Ebeveynler de evlat terbiye etme işini ciddiye almıyor, ‘Saldım çayıra, Mevlam kayıra’ mantığıyla alel-usul tarzda ulu-orta, sere-serpe, bir nesil yetişiyor. Öğretmenler nesli yetiştirme işini, memurlar ifâ ettikleri vazifeyi ciddiye almıyorlar. Misalleri çoğaltmak mümkün…

Kısacası hayat ciddiye alınmıyor, ahlâkî etik maalesef sıfırlandı. Müslümanlar olarak kulluğumuzu da ciddiye almıyoruz. Asıl en ehemmiyetli mesele burası! Çünkü diğerlerinin telâfisi mümkün nihâyetinde insanlar bir gün ciddiye almadıklarını gün gelip aldandıklarını gördüğünde ister istemez ciddiye almak zorunda kalabiliyor. Ama ya kulluklar? Kullukta ciddiyetsizliğin neticesi feci bir âkibettir. Zira kime karşı yapıyorsun o ciddiyetsizliği? Rabb’ine karşı değil mi? Ki O Rabb, evrende ne varsa hepsinin sâhibidir. O’na karşı yapılanın sonucu kula ebedî hüsrânı getirebilir. Dolayısıyla kulluktaki ciddiyete her husustan daha çok teyakkuz gerekiyor.

Cenâb-ı Hakk’ın kişilere fert fert takdim ettiği ömrü, O’nun istediği güzellikte ve O’nun istediği istikâmet üzere ikâme ettirmeli ki, kullukta ciddiyet sağlanabilsin. Eğer bizler Müslüman’sak hüsrâna düşmemek adına Müslümanlığımızı ciddiye almak zorundayız. O zaman ne yapmalı? Önce öğrenmeli bu güzel dîni, ilmihalle başlamalı tefsir, hadis, İslam Târihi, evliya menkîbeleri okumalı, bu da yetmemeli okunanlar samimiyetle bir bir icraata konmalı ve hayat ona göre değerlendirilmeli.

Ancak -kendi ülkemizden hareket edecek olursak- genelde Müslümanlar bunun derdinde değiller. Televizyonlardaki programlardan, internet ortamında sunulan bilgilerden (!), ya da herkes kendi çevresindeki yalan-yanlış bilgiye sâhip kişilerden kulaktan dolma bilgilerle dînî hayatlarını devam ettiriyorlar. Yâni Müslümanların ekseriyeti asıl dînî kaynaklardan değil de başkalarının anlattıklarıyla dînî bilgi dağarcıklarını dolduruyorlar. O zamanda ortaya bugünkü vahim tablo çıkıyor. Ne demek istedim bu sözümle? Şunu demek istedim efendim: Dînini ucundan kıyısından, internetten veya güvenilir olmayan kişilerden öğrenenler bugün DAEŞ gibi FETÖ gibi yâhut başka örgütlerin tuzağına düşebiliyor.

Aslında tüm İslam ülkesinde en mükemmel din ve en güzel kâideleri içinde barındıran İslâm’ın temel bilgileri her eğitim kurumunda istisnâsız her Müslüman’a öğretilmelidir, kanaatindeyiz. Örneğin Kur’an-ı Arapça olarak kendi harfleriyle, tecvid kâideleriyle her Müslüman okumasını bilmelidir, meâli verilmelidir. Âyetlerin tefsirleri yâni ne demek istediği, nazil olma sebepleri, târihi değerleri her Müslüman tarafından öğrenilmelidir. Yukarda bahsettiğimiz gibi ibâdetlerin doğru yapılabilmesi için hal bilgisi yâni –ilmihali- ve Peygamberimizin hayâtını, sözlerini sâdece İmam-Hatip okullarında değil her okulda kısa ve özlü, ders olarak okutulmadır. Bu işin gerçekleşmesi demek, devlet halkının dîni hayâtını ciddiyete alması demektir.

Şimdi yeri gelmişken uzun zamandır üzerinde kafa yorduğumuz bir konuyu da burada belirtmek istiyoruz ki, o da şudur; ‘İmam-Hatip Okulları’ tâbiri değiştirilmelidir. Şundan dolayı; bu güzide okullardan sâdece İmamlar ve hatipler mi yetişiyor? Kız öğrenciler imam mı oluyor? Kızdan imam olmaz. Bu seçkin kurumlara gelen öğrenciler dinlerini öğrenmek için geliyorlar. Hepsi de ‘İmam’ ya da ‘Hatip’ olmuyor. Bugün istedikleri Üniversiteye giderek istedikleri meslekte yüksek tahsil yapabiliyorlar çok şükür. Bu bağlamda bugün ‘İmam hatip Okul’larına, ‘İslâmi İlimler Okulu-Lisesi’ dense bizce daha muvafık olur. Ve bizler her okulumuzun bir İslâmî Lise ya da Ortaokul gibi olması fikrindeyiz. Herkes bu yüce ve güzel dîni öğrenme ve yaşama işini ciddiye almalı ki, ahlâka genel çerçevede örnek davranışlar gelsin, ruhlar bozulmasın, yürekler Hakk aşkıyla dolsun.

Efendim, konu yine geldi dayandı eğitime. Eğitim millet olarak üzerinde pek kafa yormadığımız en ehemmiyetli konudur. İnsan ancak doğru bir eğitimle hayâtı daha doğru değerlendirir. Doğru eğitim ise Hz. Allâh’ın bize sunduğu kutsî prensiplerde gizlidir başka yerlerde beyhûde yorulmamalıdır. İcra ettiğimiz tüm işlerimizin kabul göreceği mercî Cenâb-ı Hakk’tır. İnsanlar her zaman en güzele meftundur o halde Rabb’in hükümleri en mükemmelleridir.

İnsanın içinde bulunduğu hayâtı güzelleştirmek bir hizmet anlayışıdır. Eğer bunu devlet ve ülke olarak başarırsanız Hakk’ın ahlâkıyla ahlaklanan insanı yetiştirme işini ciddiye almış ve görevinizi eksiksiz yapmış olursunuz.

Her hususta ciddiyetli bir yaşam dileğiyle hayırlı Cumâlar diliyorum efendim.

Bu yazı toplam 603 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.