Züleyha Artık Yusuf Demiyordu

Elbisem gündelik, pabucum delik

Haberin olsa da sobayı yaksan

Yağmur iliğime geçti üstelik

İçim ürperiyor, ya evde yoksan

Dizeler üstad Cemal Safi ye ait. Şöyle anlatıyor;

“Bir adam yağmurda apartmanın tüm zillerine basıp kafasını kaldırıp bakıyor belli ki birini arıyor, o

ara göz göze geldik işaret edip çağırdım sevdiğini mi arıyorsun dedim başını öne eğdi, açmısın

dedim başını salladı sevdiğini söylemekten haya eden fakat aç olduğunu söylemekten

çekinmeyen bir adamdı. Ona yemek hazırladım o yerken bende bir köşeye geçip yazmaya

başladım deyip yazdığı yaşanmış bir olay olduğunu anlatmış”

Ne kadar üşüdüm, nasıl acıktım!

İlk önce sıcacık banyoya soksan,

Sanırsın şu anda denizden çıktım,

İçim ürperiyor, ya evde yoksan!..

Yanlış mı aklımda kalmış acaba!

Muhabbet sokağı numara doksan.

Boşa mı gidecek bu kadar çaba!

İçim ürperiyor, ya evde yoksan!..

Cemal Safinin anlatmış olduğu sonrasında da şarkı olan o hikaye aslında bir garip aşk

hikayesidir. İmam Rabbani hazretlerine soruyorlar: Efendim Allahtan korkup kimsenin gönlün kırmayız, oysa kimse gönülden sevmiyor bizi. Bu nedendir? Çok üzülüyoruz deyince

Tebessüm eder ve cevaplar “Sevmiyor değil sevemiyor. Çünkü senin Rabbin sevdiği kulunu rast gele herkese sevdirmez” O yüzden hayatımızdan çıkan hikayemizin belli bir kısmında misafirlik eden insanların hayatımızdaki eksik olan neyi tamamlayıp gittiklerine bir bakalım ve bu gün ki siz olmanız için onların o hikayeye dahil olduklarını unutmayalım.

Fuzuli ye soruyorlar sevmek mi mühim? sevilmek mi? (herkesin kendine göre bir cevabı

vardır diye tekrar okumanızı istiyorum) Fuzuli sevmek der çünkü bir insan hiçbir zaman gerçekten ne kadar sevildiğini bilmez. Sadece karşı taraf SENİ SEVİYORUM der ve siz de buna inanmak zorunda kalırsınız. Çünkü seven bir iddia sahibidir ve bu sebeple sınanmaya müstehaktır.

Seni seviyorum cümlesi aslında sonunda gözle görünmeyen kocaman bir soru işareti vardır.

Bazen insanlar seni seviyorum der ama en özel anında yanında olmaz, yada sevdiğini söyler ama sen yalnız kalırsın ilişkide duygusal olarak başını yaslayacağın bir omuz hep meşguldür önceliği sen olduğunu söyler fakat sen listede hep sonlarda kalırsın, papatya yapraklarından fal bakmaya başlarsın ve o son yaprağın sevmiyor çıksa bile inanmazsın başka bir çiçek alır saymaya başlarsın şu kadar yaprak var deyip denklemi kurarsın son yaprak seviyor çıktığında haberin yokmuş gibi yaparsın oysa en çok da bildiğini kendine itiraf etmekte zorlanır insan. Nokta koyulma vakti gelmiş cümleyi siz virgüllerle ısrarla devam ettirmeye çalışırsanız eğer gün gelir karşınızdaki kişi o cümlenin sonuna öyle bir soru işareti koyar ki hayatınızın sonuna kadar o soruyu cevaplamak için uğraşırsınız. O yüzden gitmek isteyene “dur” sizi dinlemeyene “dinle” ve sizin için en ufak bir çaba göstermeyene “beni sev” diye yalvarmayın. Noktayı koyup büyük harfle yeniden başlayın. Doğru insan size çok şey istiyormuşsunuz gibi davranan kişi değildir, doğru insan size sevdiğini söyleyen de değildir. Doğru insan sizin ne istediğinizi bilip sizi kırmaya kıyamayan, sevgisini, varlığını daima ensenizde hissettiğiniz kişidir.

Aşkı kitaplardan, dizilerden tanıyıp bir ütopya ile büyüyen çevresinde anlatıldığı gibi veya hayal ettiği gibi bir aşk yaşamamış, görmemiş insanlarız bir çoğumuz. Ya çok sevip kaybediyoruz ya da fazla çaba gösterip oldurmaya çalışarak kaybediyoruz. AŞIK OLMAYI DEĞİL DE AŞKI SEVMEYİ BİLMİYORUZ. Tarihte yaşanmış aşklara baktığımızda romanlara, efsanelere şiirlere şarkılara konu olan dahi aşka dair düşüncelerimizi şekillendiren anekdotlar var. Ferhat ile Şirin derken önce Ferhat deriz, Kerem ile Aslı derken önce Kerem, Yusuf ile Züleyha derken önce Yusuf, Tahir ile Zühre derken önce Tahir ama bir istisna var Leylayla Mecnun derken önce Leylayı söyleriz. Peki neden? Leyla ile Mecnun değil çünkü Leylayla mecnundur aslı. Bizim Mecnun diye bildiğimiz kişinin asıl adı Kays mecnun onun leylaya olan aşkından sonra ki lakabı. Sevenin sevdiğinde yok olabilmesinin hikayesidir aslında leylayla mecnun olabilmektir.

SEVGİ KUSURLARI YOK ETMEZ,ONLARI DA KABUL EDER. BİR İNSANI; HİÇ SEBEP YOKKEN YÜREĞİNİZDE SICACIK HİSSEDİYORSANIZ. İŞTE BU GERÇEK SEVGİDİR…. Der Erich from. Peki bunu bilip nasıl oluyor da kusursuzu arıyoruz hatta ve hatta nasıl aşık olacak yaşa gelmiş o yaşa kadar kendini düzeltme çabası bile olmayan bireyleri zamanla düzeltirim diyerek bir ilişki kurar ki insan.

Ya yolu kaybettim, ya ben kayboldum!

Ne olur bir yerden karşıma çıksan!

Tepeden tırnağa sırsıklam oldum!

İçim ürperiyor, ya evde yoksan!..

Sevgi de ölçülü olmak önemlidir. İnsan ne kadar yaşarsa yaşasın ayrılır, insan ne kadar yaşarsa yaşasın ölür. Kafamızda bitiremediğimiz şeyler gönlümüzün zevkini bozmasın, bozmamalı. İnsan gözünün zevkine önem verdiği kadar gönlünün zevkine de önem vermeli. Kalbimize denk düşebilen Ölçülü sevmeler düşsün payımıza.

Sürçü lisan ettimse AŞK ola

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Asiye Saç Arşivi

Yeni Yaşımla Konuştuk

09 Ocak 2026 Cuma 15:16

İş İşten Geçmeden

02 Mayıs 2025 Cuma 06:15

Eski Anılar- Yeni Hikayeler

04 Ocak 2025 Cumartesi 06:00

Sessiz Çığlık

12 Aralık 2024 Perşembe 06:00

Mutluluk Masalı

09 Kasım 2024 Cumartesi 06:00