Şehirden uzakta

Şehirden uzakta, bazen iki dağ arsında bazen geniş bir ovada bazen de nehir kenarına kurulu bir yaşam alanı düşünün. Kirletilmemiş hava, kirletilmemiş toprak ve az sayıda insan eli. Kurulu saatinizin kümesteki bir horozdan ibaret olduğu, horozunda gün doğumuna kurulduğu bir zamanı düşünün. Gün doğumuyla, en erken saatlerde başlayan günün doğada güneşin batmasıyla son bulduğunu düşünün. Akşam çayınızın odun ateşinde, isli bir demlikte kaynadığını, uyku tutmayan gecelerde ahırlardaki koyunları sayarak uykuyu tutmayı ya da uykuya tutunmayı çalıştığınızı düşünün. Düşünün çünkü bu düşünceler, şehirden uzakta hâlâ varlığını koruyan hayatların hikâyesi.

Bu hikâyeler her zaman anlatıldığı kadar güzel değildir yahut yalnızca anlatıldığı kısımlar güzeldir. İnsan bazen güzel olmayanı anlatmaya değer görmez ya şehirden uzak hayatlar da böyledir. Genelde masalın en güzel kısmı dile gelir.  Yoksa “ Şehirden uzak “ yaşamanın da belli zorlukları vardır, mesela kış aylarında kar postallık bir manzaranın göbeğinde dahi olsanız, manzaradan önce düşünmeniz gereken donmuş lavabolarınız vardır, üşüyüp de hasta olmasınlar diye gözünüz gibi baktığınız hayvanlarınız ve yaklaşık ayda bir kere borusunu temizlemeniz gereken sobanız… Bu liste uzar gider ama ben kısa da olsa bu hikâyenin güzel taraflarından da bahsedeceğim. Şehirden uzakta bir yaşam sürenler; binalara, kalabalığa ve gürültüye uzaktır ama samimiyete yakındır. Komşunuz azdır ama özdür. Misafirliğe gelen birkaç eşe dosta süslü sofralar kuramayabilirsiniz ama fırından çıkardığınız sıcak patateslerin yerini hiçbir sofra tutamaz…   

Şehirden uzakta hayatların, geçim kaynakları genellikle ya hayvancılıktır ya tarım. Ya da her ikisi de. Özellikle ilkbahar ve yaz mevsimleri, bu hayatlar için yorucu geçer. Çünkü yazın topraktan verim alabilmek için, ilkbaharda toprağa tohumu atmak, zamanı gelince de çapa denilen âletle toprağı bir güzel gıdıklamak yani ürünü çapalamak gerekir. Toprağı gıdıklayacaksın ki toprağın da çiftçinin de yüzü gülsün. Yani mesele önce toprağı güldürebilmek de.  Toprak gülünce çiftçide güler, geçimini o mahsule bağlamış koca bir hane de.  Toprağa bel bağlamış çiftçinin tebessümü en güzel harman vakti belli olur. Ürünler boy verirde işler iyiye giderse ne mutlu ekene de, biçene de karnını o mahsulle doyurana da.

Şehirden uzak hayatlar, geçimlerini doğan buzağıya, yağan yağmura bağlayanlarındır. Emektir, umuttur. Binaların arkasına gizlenmemiş samimiyettir. Olurda bir gün şehirden uzak, doğaya yakın bir yerlere misafir olursanız, sessizliği dinleyin. Malum şehir gürültüsüyle meşhurdur, siz sessizliği bulmuşken dinleyin.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum