Süleyman Kuloğlu
Pasaportun İtibarındır
Gündemden gündeme savrulan ülkemiz bu kez güne vize aracı şirketlerine yapılan operasyon haberiyle başladı.
Bağımsız gazeteci İbrahim Haskoloğlu'nun bir süredir gündemde tutmaya çalıştığı ve vatandaşlarımızın yıllardır adeta soyulduğu bu konu birçok vatandaş gibi benim de ilgi alanımda. Çünkü sayısız vatandaş gibi biz de vize almaya çalışıyoruz. 80 yaşındaki annemin kısa süreli Almanya'ya gidebilmesi için vizeye ihtiyacı var ve bunun için aylardır randevu bile alamıyoruz. Üstelik annem hayatının bir kısmı da orada geçirmiş biri. Daha önce vize alabilmek için yaptığımız masraflar ise havaya uçmuş durumda. Vize başvurunuz esnasında pasaport sürenizin geçmesi gibi masraflar.
Şüphesiz ülkemizde bu konuda mağdur milyonlarca kişi var.
VİZE UYGULANAMAZ
Başlı başına vize rezilliği denebilecek bu süreç resmen son 17 yıldır boşu boşuna sürüyor bu ülkede. Avrupa Birliği Adalet Divanının kararına göre Türk vatandaşlarına vize uygulanamaz. Bunun dayanağı da Türkiye'nin Avrupa ülkeleri ile 60'lı yıllarda yaptığı ortaklık anlaşmasıdır.
"Türkiye ile Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET - günümüzdeki Avrupa Birliği) arasında ortaklık yaratan Ankara Anlaşması 12 Eylül 1963 tarihinde imzalanmış, 1 Aralık 1964 tarihinde yürürlüğe girmiştir."
Kaynak: Dışişleri Bakanlığı
Bu anlaşma sonrası gelişen süreçte Avrupa ülkeleri ile Türkiye arasında yakın ilişkiler doğmuştu. Ta ki 1980 askeri darbesinin ardından Almanya Türklere vize uygulama kararı alıncaya dek. Alınan bu kararın ardından diğer Avrupa ülkeleri de Almanya'yı izledi. 1963 Anlaşması adeta unutulmuştu.
Takip eden yıllarda vize müracaatı için istenen belgeler ve ücretler artmaya başladı. Ardından ise "bu konuyu biz hallederiz" diyen aracı şirketler vize kuyruklarında bekleyen vatandaşların hayatının bir parçası oldu. Bazıları tabii ki gerçekten işinizi kolaylaştırıyor ve sonuç alıyordu. Sizden aldığı danışmanlık ücretini hakediyordu.
Ancak bu durum bir şebekeşmeyi de beraberinde getirdi ve birileri bu işten yani vatandaşın sırtından ciddi paralar kazanmaya başladı.
DAVA SÜREÇLERİ
2000'li yılların sonuna gelindiğinde, unutulup giden sözkonusu Ankara anlaşmasından doğan haklar sebebiyle davalar açılmaya başlandı.
İlk önemli karar 2009 yılında çıkan ve kamuoyunda davayı açan kişinin adıyla bilinen Soysal kararı oldu. Bir başka önemli mahkeme kararı da 24 Eylül 2013 tarihli Demirkan kararıydı. Anlamsız vize duvarı hukuki yollardan delinmişti.
Şunu özellikle belirtmemiz gerekir ki Avrupa Adalet Divanı kararları tüm Avrupa ülkelerini kapsayan üst makamdır ve bu kararlar belirleyicidir. Üye ülkeler buna uymak zorundadır. Bu üst mahkeme Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ile karıştırılmamalıdır.
İşin en tuhaf aynı zamanda acı tarafı şimdi başlıyordu.
Söz konusu vize kararları çıktığında Türkiye'de hiçbir yetkili maalesef olayın üstüne gitmedi. Başta ilgili bakanlar Ali Babacan ve Egemen Bağış olmak üzere.
Kararların çıktığı ilk gün televizyonlar "Avrupa Birliği Türklere vizeyi kaldırdı" başlıklı son dakika haberleri veriyordu. Sonraki günlerde anlamını yitiren haberler.
Hiçbir medya kuruluşu bu olayın üstüne yeterince gitmedi ve kararı anlayamadığı için gündem yapmadı/yapamadı. Yapılan haberler de hep yanlış yapıldı. Bazı kesimlerin işlerine de gelmedi çünkü.
PERDE ARKASINDA OLUŞAN VİZE ŞEBEKELERİ
Türk vatandaşlarının çektiği vize rezillikleri ne yöneticilerimizin ne de ana akım medya kuruluşlarının hiçbir zaman umurlarında olmadı ve bazı iddialara göre de aslında vizelerin de devam etmesini istediler. Çünkü perde arkasında büyük miktarda para trafiği vardı.
Ülkede bu zaman zarfında sözde aracı şirketler eliyle milyonlarca vatandaşın vize kuyruklarında hesabı belirsiz miktarda parası heba oldu, havaya uçtu, el değiştirdi ve birilerinin cebine gitti.
Ben zamanın Avrupa Birliği bakanı Egemen Bağış'la Hz. Mevlana'yı Anma Törenleri için Konya'ya geldiğinde Mevlânâ Kültür Merkezi'nde bizzat görüştüm.
Ve zamanın Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın o zaman yaptığı açıklamalar. Her ikisinin açıklaması da şu yöndeydi "Bu karar sadece davayı açanı bağlar"
Bu açıklamalar Türk siyasi tarihinin en talihsiz açıklamalarından biridir.

SÖZDE VİZESİZ GEÇİŞ
Avrupa Adalet Divanı'nın söz konusu vize kararlarının ardından başta Almanya olmak üzere başka Avrupa ülkeleri bu karara uyacaklarını belirttiler ve "Vizesiz Geçiş Genelgesi" yayınladılar.
Bu genelgeye göre Türk vatandaşlarından istenilen belgeler yanlarında olduğu halde sınır polislerine bu belgeleri göstererek vizesiz geçiş yapabileceklerdi. Tâbii bir çanta dolusu belge!
Ayrıca bu belgelerle yine konsolosluğa gidip bir vizesiz geçiş belgesi alabileceklerdi. Ki bunun da vize almaktan hiçbir farkı yoktu.
Ne havaalanından ne de kara yoluyla Avrupa'ya geçişlerde bu belgeleri göstererek bugüne kadar hiç kimse vizesiz geçiş yapmadı. Dolayısıyla halen yürürlükte olan bu karar hiçbir zaman fiili olarak uygulanmadı.
Yaşanılan bu süreci en detaylı şekilde BİMER'e de aktardım. (Bugünkü CİMER)
Dışişleri Bakanlığı'ndan bir yetkili beni bizzat aradı ve verdiği cevap yine aynıydı; "kararlar davayı açan kişileri ilgilendirir, tüm Türk vatandaşlarını bağlamaz" diye.
GÖRÜNMEZ ELLERİN ENGELİ
Sanki görünmez bir el bu rezil sürecin sonlanmasını istemiyordu. Sanki gizli bir güç vatandaşlarımızın vize kuyruklarında on yıllardır yaşadığı işkencenin devam etmesini istiyordu.
Bildiğimiz hiçbir devlet yetkilisi arkasında durmadı bu olayın.
Geçtim bütün Türk vatandaşlarını bugün o davayı açıp kazanan Türk vatandaşları bile vizesiz Avrupa'ya gidemez. Bunu da ben konsolosluk yetkililerine bizzat sordum. Aldığım cevap; vizesiz geçiş genelgesinin yürürlükte olduğu ve Türk vatandaşlarının vizesiz Avrupa'ya gidebileceği yönündeydi. Bir kişi bile bunu yapmadı çünkü bu uygulamanın gerçekleşmesi mümkün değildi. En başta Türkiye'deki havaalanlarında Hava Yolları şirketlerinin bu durumdan haberi yoktu.
Aynı konu ile ilgili yıllardır büyük mücadeleler veren Akdeniz Üniversitesi'nden Prof. Dr. Harun Gümrükçü ve Bilkent Üniversitesinden Profesör Hamdi Pınar da bu konuda çok iyi derecede bilgi sahibidir. Onların da bu konuda verdiği büyük mücadele maalesef sonuçsuz kaldı.
Aslında şu anda herhangi bir Türk vatandaşı vizeye tabi olmadan yanında gerekli belgeleri bulundurarak Avrupa'ya gidebilir. Resmi olarak bu böyle. Ancak dediğimiz gibi bu karar uygulanmıyor. Hiç uygulanmadı da. Almanya ve diğer Avrupa Birliği ülkeleri için vizesiz geçiş genelgesi hala geçerli. Kararı çıkaranlar bile bugün bunu unutmuş durumda.
SÖZDE HABERLER, ÖZDE YALANLAR
Yıllardan beri bir kısım medya organları onlarca kez "şu ülke Türkiye'ye vizeyi kaldırıldı" diye yalan yanlış haberler yaptı ve yapmaya da devam ediyor. Aslı astarı yok hiçbirinin.
Hiçbir zaman medyanın gündeminde de samimi şekilde yer almadı bu önemli konu.
Aşağıda ilgili medya kuruluşlarının yaptığı ve milyonlarca insanımızın göz göre göre nasıl kandırıldığına dair onlarca sözde haber üzerine bizzat kaleme aldığım yorumlar var.
Ne acı ki bugüne kadar da hiçbir yetkili tarafından da düzeltilmedi bunlar.
Bu arada vatandaşlar vize kuyruklarında adeta işkence çekmeye devam etti. Vize başvurularına 'Red' gelenlerin sesini kimse duymadı. Sayısız insanın önemli ziyaretleri gerçekleşemedi, öğrencilerin eğitim hayatı sekteye uğradı, ticari görüşmeler aksadı, anne babalar çocuklarının düğünlerine bile gidemedi. Yaptıkları masraflarınsa bir kuruşunu bile geri alamadılar. Bu konuda koskoca devletimizin ve Dışişleri bakanlığımızın hiçbir yetkilisi bu mağduriyetleri görmedi, duymadı.
Ve bugün aradan onca yıl onca zaman geçmesine rağmen bazı şebekelere yapılan operasyon haberlerini yeni duyuyoruz.
Bu gelişmeler sebebiyle bu konuyu gündeme getiren ve ısrarla takipçisi olan bağımsız gazeteci İbrahim Haskoloğlu'nu tebrik ediyoruz. Yıllardır vatandaşa çile çektiren o bazı odaklara da operasyon düzenleyen ilgili güvenlik birimlerini de kutluyor ve bu işin sonuna kadar gidilmesini talep ediyoruz.
Bu noktada sosyal medyanın da önemini bir kez daha vurgulamamız gerekiyor. Eğer sosyal medya etkisi olmasaydı bu son gelişmeler de olmayacaktı. Medyamızın hali malûm. Onlar "bir ülkeye daha vizeler kaldırıldı" haberlerini yapmaya devam etsinler.
PASAPORTUN GÜCÜ DÜNYADAKİ YERİMİZDİR
Yazımın başlığında da belirttiğim gibi pasaportun gücü bir ülkenin itibarıdır. Hatta ülkenin itibarının asıl göstergesidir. Bir insan pasaportuyla ne kadar ülkeye vizesiz gidebiliyorsa pasaportu yani aslında itibarı o kadar güçlüdür.
Tıpkı Avrupa Birliği ülkesi vatandaşların ülkemize kolayca giriş yapabildikleri gibi. Bunun ne kadar kolay olduğunu görmek için havaalanlarında ufak bir gözlem yapmamız yeterlidir.
Umuyoruz ki bizim de asıl gücümüzü gösteren bu durum kısa sürede gerçekleşir ve o günlere bir an önce erişiriz.
Yetkililerimiz de umarız ki bu önemli mahkeme kararlarını doğru okuyup uygulatturabilecek seviyeye erişir.
Umarız!





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.