Süleyman Küçük

Süleyman Küçük

Mealler ile dindarlık inşası

Türkiye’de son 25-30 yıldır dini neşriyat adına yapılan iyi ve güzel şeylere bakarak göz ardı ettiğimiz en büyük yanlışımız Kuranı Kerim meallerinin kontrol edilemez ölçüde fazlalaşmış olmasıdır.

Necmeddin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi olan arkadaşımızın teyit ettiği bilgiye göre şu anda piyasada yaklaşık 270 kadar Kuran meali mevcut olmasına rağmen hala da her geçen gün sayısı artmaktadır.

Dergâhların, tekkelerin mensubiyetinde olan insanların belli bir meali bedel karşılığında alıp okuyarak baskı masrafları ve diğer giderleri karşılamak için bir meal üzerinde yoğunlaştıklarını biliyorduk.

Ancak bazı hocalar ile öğretim görevlilerinin de illaki şu meali alıp okuyacaksınız demeleri anlaşılır şey değildir.

Çünkü Müslümanlar açısından meal asla bir çeşit para kazanma veya ekstra gelir elde etme aracı olarak görülmemelidir.

Mealler para kazanma amacı olmadığı gibi belli bir fikri veya ideolojiyi, yayma aracı da olmamalıdır.

Bütün bunları görüp de illaki sadece Diyanet mi meal yazmalı veya yazılanların Diyanet kontrolünden geçmesi gibi bir düşünceye de sahip değiliz.

Ancak her önüne gelenin de meal yazmasının önüne geçilmesinin gerekliliğine inanıyoruz.

İlahiyat Fakültelerinin öğretim görevlilerinin kendi aralarındaki felsefi ve itikadi tartışmalarının mealler aracılığı ile ortaya dökülmeye çalışılması nasıl yanlış ise dergâh ve cemaatlerin tasavvufi düşünce ve beyanlarının da aynı şekilde mealler aracılığı ile ortaya konmaya çalışılması aynı şekilde yanlıştır.

Bunun nedeni Diyanetin yazdırdıklarının ya da üniversitelerin İlahiyat Fakültelerinde görev yapan öğretim görevlilerinin veya dışarıda hocalık yapan insanların yazdıkları meallerin içeriğinin kontrol edilmesinin gerekliliğine inanmamızdır.

Bu konuda İlahiyat fakültelerinin öğretim görevlilerinin oluşturacağı bir kurulun veya diyanetin bünyesinde oluşturulacak bir kurulun birbirlerinin yazdıkları veya kontrol ettikleri kuran meallerine tam anlamı ile onay vereceklerine de inanmadığımız belirtmek isteriz.

Biz yine de bu günkü şartlarda Diyanet ile İlahiyat Fakültelerinin ortak bir noktada buluşmamış olmaları kontrol mekanizmasının oluşmasına engel olmadığına inanıyoruz.

Özellikle Diyanet eliyle cumhuriyetin kurulduğu günden bu yana daha önce yazılan eserleri yetersiz bularak yeni tercümeler yapılması veya eski tercümelerin sadeleştirilmesi ya da yabancı dilde yazılmış meallerin Türkçeye tercümelerinin yapılması ile yarışırcasına yeni çalışmaların yapılmasının Müslümanlara dini anlamda bir katkı sağlamadığı ortaya çıkmıştır.

Müslümanların nerede ise yüzde seksen beşinin evinde en az bir meal bulunma ve bu durumun Kuranı Kerimin ve mealinin okunmasında bir artış oluşturduğu söylense de bu düşüncenin hatalı ve eksik olduğuna inanıyoruz.

Bu konudaki doğru düşünce şu dur:

Kuranı Kerim Mealleri konusunda maalesef ülkemizde aşırıya kaçan bir takım yanlış yaklaşımların hâkimiyeti vardır ve bu sakat düşünce sonucu olarak pek çok kişi meali Kuranı Kerim olarak kabul etmekte ve bu düşünceyle meal okumaktadır.

Bu yanlış düşünce tam karşıtı olarak başka bir yanlış düşüncenin insanlar nezdinde oluşmasına sebep olmaktadır.

Hiç bir mealin Kuranı Kerimin tam karşılığı olmadığı gerçeğinden yola çıkarak Müslümanlar bir kişinin ayeti kerimelerden kendi bilgisi nispetinde anladığı şeyler olan tercümeleri Kuran olarak takdim etmesini ve mealin Kuran olarak kabul edilmesinin yanlışlığını ortaya koymaları gerekir.

Kuranı Kerim arap bir topluluğa Arapça olarak indirilmiştir bundan dolayı Arapça bilmeyenlerin veya Kuranı asli halinde okumayanların Türkçe okumaları gerekir ifadesinden yola çıkarak hazırlanan meallerin sayısının artması insanlara faydalı olması bir tarafa sakıncaları ortaya çıkan bir durumdan başka bir şey değildir.

Kuranı Kerimin dili, üslubu, konuları ele alış tarzı ve muhtevasına tamamen yabancı olan birinin ayeti kerimeleri anlamakta yabancılık çekmesi mümkün olduğu gibi eline aldığı mealin yazarının bilgisini ve konulara vukufiyetini bilmeden okuyacağı her ifadede de farklı açılardan yabancılık çekmesi mümkündür.

Çünkü Kuranı Kerim bu gün okullarda okutulan kitaplarda sürekli olarak gördüğümüz formatta bir kitap veya içinde hemen her türlü bilgiyi anında bulabileceğimiz bir ansiklopedi değildir.

Bunun durum meal okuyan kişinin Kuranda aradığı detaylı ve derinlikli bilgileri bulamayacağı sonucunu ortaya çıkarmaktadır.

Bunun yanında meallerin en azından kendi içinde bütünlük sağlayan ve herkes tarafından kabul edilmiş olan belli bir formatının olmaması da başka bir problem kaynağı olmaktadır.

Özellikle İslam’ın dünya görüşü olarak Hz. Allah’ın(cc) insanlardan neleri talep ettiği, neyi emrettiği, neleri yasakladığı hususlarında temel bilgileri olmayan veya eksik ya da yanlış bilgiye sahip olan kişilerin Kuranı Kerim hakkında hatalı bir kanaat ve düşünceye sahip olabilmeleri bu nedendendir.

Meal okumayı alışkanlık haline getirelim ve bu sayede Kuranı Kerim okuma alışkanlığı da kazandırmış oluruz gibi bir düşünceye de aynı nedenle katılmıyoruz.

Bu güne kadar bu düşüncede olanlar nedeniyle meal okumak maalesef ideolojik mealciliğe, mealcilik de 1400 yıllık İslam tefsir mirasını göz ardı etme sonucunu doğurmuş ve böylelikle meal üzerinden uyduruk bir din inşasının yolu açılmıştır.

 

FARKINDA MIYIZ?

İdeolojik Mealcilik dini yetersiz kişilerin yazdıkları Kur’an mealleri üzerinden öğrenmeyi ve öğretmeyi ifade eder ve mealler Hz. Peygamberin(sav) sünnetini ve hadislerini dışlama aracı olarak kullanılır.


 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum