_KERBELÂ'NIN YALNIZLIĞI_

​İhtirasın Saltanatı

​Her dökülen kanın

Bir isteyicisi vardır,

Her hakkın bir arayanı.

Her kurbanın bir vasiyeti:

Ey Hüseyin…

Nedir senin son sözlerin,

Kimdir senin vekilin?

​İnsan sever yüksekleri;

Manzarası güzel, rüzgârı serin.

Uçurumun dibinde

Sel olunca arzular,

Altını oyar da gözükmez.

İsteklerine kapılan insan,

Benzer üstünde ev kurana.

​Yezid'in dileği

Akrep gibi sokar kendini.

Kölelerin tuttuğu aynada

Tanrı ile göz göze geldi.

Zehri indikçe kalbe

Taş kesilir yüreği.

Herkes biat edince önünde

Akrep duracak, sokmayacak…

Ey Hüseyin,

Nedir senin dileğin?

​Karanlığı delen bir yıldız

Benzer mi çakan şimşeğe?

Karanlıkta bir an yol gösteren,

Sonra hepten kör eden…

Biri yol oldu bakmasını bilene,

Birine adım attırmaz

Uçuruma düşme hissi.

İhtiras ve korku kardeştir;

Allah'a karşı suizandan

Türer binlerce köle,

Sarılıp kaldılar birbirlerine.

​Bir araya gelince fareler

Aslan kesilir kükreyen.

Duyunca kırbacın sesini

Heybet yutkunur birden.

Haksızlıklar karşısında eğilenin

Ne hakkı kalır ne şerefi.

Kûfe'de binlerce fare deliklerinde,

Şeref tek başına kaldı çöllerde.

​Firavun'un ihtişamlı sarayı

Köleliğin tezgâhında işlendi.

Şikâyet ettiğin canavar,

Senin her secdede beslediğin!

Firavunlar azınca

Bir Musa, elinde asa;

Hak olur, dikilir karşısına.

Senin kanının ilk damlası

Düştüğü an çöle,

Zamanı durdu birden;

Sanki asa dokundu yere,

Ayrıldı hak ile batıl.

Hâkimin kendisi şahit olunca

Kendi öz oğlu bile

Ağladı utancından.

Hiçbir baba koymadı evladına;

Kötülüğe ad oldu bu isim.

​Hırsına kurban olan

Ruhunda bir Yezid taşır.

İyilerin sustuğu yerde

Zulmün gecesi çöker.

Kapısı önceden kırıldı şehrin,

Karanlık girer bütün evlere.

Şahit buna, Nebi'nin şehri;

Üç gün Harre'de

Bedir ehli kanlar içinde…

İffetli kızları kaçamadı,

Harre'nin isimsizdir çocukları.

Karanlığın uğursuz,

İs kokulu ordusu

Yönelince Mekke'ye,

Ebrehe'nin arzusu can buldu.

Neden küstü ebabiller?

Ateşler içinde kaldı,

Yıkıldı gitti Kâbe...

​Kur'an'ın verdiği isim

Bir duyguyu temsil için.

Elçileri öldüren,

Kesen testereyle…

Dirildi aynı duygu,

Kıstırdı çölde

Peygamber'in omzunda gezdirdiğini.

Salih'in devesi gibi yatırıp yere,

İnsan suretinde canavarlar…

Kalanlar elleri bağlı

Köle kervanı…

Konuştu zulmün sihirbazları;

Deveyi kesen ile

Ona mazeret gösteren

Söylesin:

Neydi bir devenin bedeli?

​Kalbi yutkunduran zehir,

Muhannetin alaylı bakışı…

Çağırsa da seni yanına,

Derman olmaz yarana.

Susuzluktan yanarken ciğerler,

Gözünün içine bakıp güler;

Acı çek diye suları

Önünde yerlere döker…

​Ne yaptılarsa olmadı;

Hüseyin bu,

Haydar'ın oğlu!

Dedesi okudu ezanını

İlk duyduğu: Allahu Ekber...

Diz çöker mi önlerinde?

Efendilerine,

Kölelerine,

Seyredenlerine...

Bu da kıyamete kadar

Dert olsun yüreklerine...

​Bir an düşün;

Kılıçlar azgın köpeklerin elinde,

Kopar güvercinlerin kanatları

Acı içinde döne döne.

O masum son bakış…

Su olsan tutuşur yanar,

Taş olsa hıçkırır ağlar...

​Dünya dönüp geliyor aynı yere;

Çıktı Kûfeliler deliklerinden,

Aslan gibi kükrüyorlar yine

Düşmanlık ekiyorlar

Gittikleri her yere

İntikamını alıyorlar

Kadınlardan çocuklardan

Peygamber yolunun içinde şimdi

Âlim olup gizlendi

Zamane Yezitleri.

Her riyakâr gibi

Geveler sözü

Birbirine düşman gözüken

Masumiyetin katilleri,

Sana bakar, kendini görür

Günün haricileri.

Şirkin en gizli hali,

Hak sözle batıl Murad eden

Bu büyük sömürü düzeni

Müslüman isimler, üzerinden yürüyen

Ülkeleri yutarda

Yutamaz senin ismini!

Hepsinin kalplerinde ağırlık, boğazlarında düğüm,

Gözlerinde saklanamayan bir öfke...

"Akıl sus" der ama

Sığmaz bu sevgi bu kalbe.

Ey Hüseyin!

Yolundan mı, huyundan mı?

Seni sevenler de

Yalnız kaldı yeryüzünde.

​Eğer biat etseydi

Böyle bilinir miydi İslam?

Tüm ağırlığı hakikatin,

Bedeli yetmiş iki can...

Şimdi yüreklerde yas,

Selâ gibi bir hüzün...

-​Vefat eden...

-​Kumlarında Kerbelâ’nın...

-​Boş tabut...

-​Onurlu bir duruş var içinde...

-​Nasıl bilirdiniz?

-​Dedesinden emanetti bizlere...

Dudaklar titredi derinden,

Sonra volkan gibi patladı vicdan:

Hüseyin öldü de

Dünya size mi kaldı?

​Hüseyin...

Hüseyin...

Unutulanlar ölürmüş meğer

Sensin asla ölmeyen...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Tamer Kalender Arşivi

Ariflerin Yalnızlığı

08 Haziran 2026 Pazartesi 10:20

Aşıkların Yalnızlığı

18 Mayıs 2026 Pazartesi 12:07

Annesini Kaybedenlerin Yalnızlığı

04 Mayıs 2026 Pazartesi 12:06

İflas Edenlerin Yalnızlığı

20 Nisan 2026 Pazartesi 11:42

Hakikatin Yalnızlığı

06 Nisan 2026 Pazartesi 14:42

Gurbetin Yalnızlığı

23 Mart 2026 Pazartesi 11:58

Dostunu Kaybedenlerin Yalnızlığı

09 Mart 2026 Pazartesi 13:26

Eşini Kaybedenlerin Yalnızlığı - 2

23 Şubat 2026 Pazartesi 10:05

Eşini Kaybedenlerin Yalnızlığı-1

09 Şubat 2026 Pazartesi 10:53