Süleyman Küçük

Süleyman Küçük

Bağıran bir hoca

Bundan yaklaşık bir 10 sene kadar önce idi.

Müslümanların zor günlerinde Rasulullah’ın (sav) sünnetine ittiba gayesiyle teheccüd namazı akabinde, mazlumlar için dua ve zalimler için Kunut yapmak için bir arkadaşımızla Konya Müftüsü’ne müracaat ettik.

Sultan Selim Camii’nin teheccüd vaktinde dua ve Kunut için açılmasını talep etmiştik arkadaşımızla.

Sağ olsunlar dilediğiniz vakit dilediğimiz caminin açılışına onay verdiklerini ve konunun ilçe müftüsü ile görüşülmesini ve gününün kararlaştırılmasını söylediler.

Müftü efendi ile bir çay içimi kadar zaman zarfında konuşurken iş döndü dolaştı, hocaların camilerin vaaz kürsüsünde yaptıkları vaazlara geldi ve sorduk.

Hoca efendiler kürsüden vaaz ederlerken cemaate neden bağırırlar da, normal bir ses tonu ile yapmazlar konuşmalarını diye.

Veya Cuma günü minberde hutbe verirlerken neden bağırırlar sürekli olarak.

Hem de bu günkü teknoloji ile bunca amfi ve hoparlörler varken.

Müftü efendinin verdiği cevap insanı dumura uğratacak cinsten oldu.

“Doğru söylüyorsunuz. Babam da bana daha önceleri oğlum, neden cemaate bağırıp duruyorsunuz diye sormuştu.”

Bu bağırma işi durup dururken nereden aklına geldi derseniz, cevap AKP kongresidir derim.

Takip edenler görmüştür. Takip edemeyenler de medya ortamlarından izleyebilirler.

Halim selim olan ve kendisine Hoca denilmesinden çok memnun olan bir Başbakanı, ilk defa bu kadar yüksek sesle delegelere hitap ederken, yani bağırırken gördü Türkiye.

Daha sakin, daha kararlı, daha kucaklayıcı ve daha vakur olması gereken başbakan gitmiş, yerine kızan, bağıran hatta zaman zaman köpüren bir başbakan gelmiş oturmuş kürsüye.

Belli ki birçok şey değişiyor artık ve bunun sonucunda da Başbakan da gözle görülür bir takım değişiklikler göze çarpıyor son zamanlarda.

Başbakan Hocalığı nedeniyle siyaseti kendisine uydurması gerekirken, görülüyor ki siyasete uyuyor kendisi.

Günübirlik siyaset bu başbakanı da aldı götürüyor bir yerlere.

Başbakanın parti kongresinde salonu coşturması gerekirken, salondan yükselen sloganlar başbakanı coşturur olmuş sanki.

Son kongre göstermiştir ki, Başbakan sloganların cazibesine mi dersiniz, büyüsüne mi dersiniz, kapılmış gidiyor.

Hoca ise, hoca gibi konuşması gerekirken mahalle çığırtkanı gibi konuşuyor.

Sakin sakin ders verir gibi anlatması gerekirken, sesinin çıktığı kadar bağırıyor.

Salondan işittiği her sesten, her slogandan sonra sesinin şiddeti daha da bir artıyor.

Sonuç kürsüden bağırarak vaaz eden hocalardan farksız bir başbakan buluyorsun karşında.

Bize göre Başbakanın kazanmasının tek yolu, hoca gibi konuşması, davranmasıdır.

Bize göre başbakanın en büyük handikabı ise bağırmasıdır.

Ama öyle gözüküyor ki bu gidişle partide ve kongrede Cumhurbaşkanının gölgesini üzerinde daha çok hissettiği müddetçe hocanın daha çok bağırması gerekecek gibi geliyor.

Şimdilik kongre sona erdi.

Sırada miting meydanları var.

Eğer orada da kongredeki gibi bağırmaya devam ederse sonuç beklediği kadar iyi olmayabilir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Süleyman Küçük Arşivi

Basra Körfezinden Doğu Akdeniz'e

04 Kasım 2026 Çarşamba 11:32

Seküler Aşiret Devleti

01 Kasım 2026 Pazar 13:09

Siyasal İslam Dünyevîleşmesi

28 Ekim 2026 Çarşamba 12:25

Bu Hale Nasıl Geldik?

25 Ekim 2026 Pazar 13:40

Ben Merkezli Bir Dünya

21 Ekim 2026 Çarşamba 11:43

Üstümüze Üstümüze Gelen Kent

18 Ekim 2026 Pazar 13:22

Konforlu Statüko

14 Ekim 2026 Çarşamba 13:45

Şehirde Yanıltılmak

11 Ekim 2026 Pazar 12:50

Vurdumduymaz Toplum

07 Ekim 2026 Çarşamba 13:09

Değişimi Değiştirmek

04 Ekim 2026 Pazar 13:47