Süleyman Küçük

Süleyman Küçük

Bu Hale Nasıl Geldik?

Hiç kimse kusura bakmasın bu gün içinde yaşamaktan memnun olduğumuz veya bir an önce çıkıp gitmek istediğimiz, ya da zaman zaman keşke daha iyi bir toplum olsaydık diye hayıflandığımız, hatta bu toplumun oluşmasında benim bir suçum yok diyerek günahı başkalarının omuzlarına yüklediğimiz bu toplumu, elbirliği ile biz oluşturduk.

Bu sebeple günahın da sevabın da bizim omuzlarımızda olduğunu kabul etmeliyiz.

Etmeliyiz ki daha iyi bir toplum haline gelmemiz için ilk adımı atmış olalım.

Aksi halde son 250 yıldır olduğu gibi yerimizde sayar, hatta her geçen sene daha geriye gitmeyi ellerimizle gerçekleştirmiş oluruz.

Milletimizi ve memleketimizi daha iyiye ve daha ileriye götürmek gibi bir niyetimiz ve çabamız varsa öncelikle Türkiye'de toplumun 2 geniş kitleye bölünmüş bir vaziyette olduğunu kabul etmemiz gerekiyor.

Bu asal geçmiş yılların alışkanlığıyla sağcı-solcu veya Müslüman-gayrimüslim ya da Sünni- alevi ayrışması değil.

Türkiye'nin ve dünyanın gerçeklerinden bihaber ve hatta kendi gerçeğinden bile bihaber iki kitleden bahsediyoruz.

Geçmişte sağcı-solcu veya Müslüman-gayrimüslim ya da Sünni- alevi ayrışmasında karşı karşıya gelen kitlenin elinde salah arkalarında ise her iki kitleye bu silahları veren aynı kişiler vardı.

Şimdilerde Türkiye'nin ve dünyanın gerçeklerinden bihaber ve hatta yukarıda bahsettiğimiz gibi kendi gerçeğinden bile bihaber iki kitlenin de elinde iki silah var.

Bu iki silahın birisi kin ve nefretle dolu kalp ve tüm hak ve hakikat ile gerçeklere kapalı göz.

Karşılıklı kin ve nefretle büyüdükleri için gözlerini birbirlerinin iyilik ve güzelliklerini görmemeye programlamışlar ve biri ne diyorsa diğeri onun aksini söylemekle meşguller.

Kavga, inatlaşma ve boğuşmak için seçim zamanının gelmiş olmasına bile gerek yok.

Her hâlükârda düşmanlık güttükleri için her olayda birbirlerini menfaat elde etmekle suçlamakta ve nerede ise "ne kadar oy alırsak, o kadar para elde ederiz" dengesini kendi lehlerine çevirmeye yemin etmiş durumdadırlar.

Kabaca bir kesimin kemalizm, diğer kesimin ise İslamcılık maskesi altında gösterilmeye çalışıldığı bu duruma örnekler verelim.

Söz konusu eğitim sistemi olduğunda bir taraf, çocuklarımızın eğitiminin kemalizmin sultası altında olduğunu ve dolayısıyla dünya şartlarında bir eğitimin verilmediğini iddia ederken diğer taraf son 200 yıldaki geri kalışımızın temel sebebinin, İslam dini ve İslamcılar olduğunu iddia ediverir.

Eğitim söz konusu olunca yine bir taraf İslamcılar tarafından yönetilen eğitimin Osmanlıdan bu yana iyi ve ahlaklı insan yetiştirmediğini, yetişenlerin çoğunluğunun devlet malına göz diken asalak tipler olduğunu iddia ederken karşı kesim Cumhuriyetin kurucu kadrosunun yer aldığı tek parti dönemindeki haksızlık ve yolsuzlukları gündeme getirmekte geç kalmaz.

Birde madem Osmanlıdan bu yana iyi ve ahlaklı insan yetişmediğini iddia ediyorsanız cumhuriyetin kurucu kadrolarını neden yüceltiyorsunuz diye sormayı da ihmal etmezler.

Maalesef bu iki kitle sadece tarih ve eğitimde değil, aklınıza gelebilecek her noktada kötülük adına adeta hem geçmişi hem de birbirlerini kötülemek konusunda birbirlerini kıyasıya suçlamaktan geri durmazlar.

Yolsuzluk, rüşvet, haksızlık, makam ve mevki suiistimali, itibar suikastı, ihracat ve ithalat yolsuzluğu, casusluk gibi konulardaki soruşturmalar, istifalar, görevden almalar ve bakanların yüce divanda yargılanmaları bile bu iki kesimin gözünü açmaya yetmediği için zulümler devam etmektedir.

Yine bizlere bu kadar rezilliği yaşatan partinin ve siyasetçilerin çoktan tarihin tozlu raflarında yerini almış olması gerekirken milletine memleketine bu kadar rezilliği yaşatan partilerin bir seçim kaybetse bile takip eden diğer seçimde iktidar adayı olacak kadar teveccühünün artması bu nedenle kurtulamadığımız handikabımız olmaktadır.

FARKINDA MIYIZ?

Sözümüzün başına dönerek tekrar ifade edelim ki olan ve olacak tüm sevapları kendi hanemize, günahları ise başkalarının omuzlarına yüklediğimiz bu toplumu elbirliği ile biz oluşturduk.

Dünyanın başka bir yerlerinde böylesine savrulan bir kitleyi görebilir miyiz bilmiyoruz ama bu acayip durumdan çıkışın çözümünün yine bizim ellerimizde olduğunu çok iyi biliyoruz.

Mesele insan yetiştirmek ise;

Bu toplumun bu hale getirilmesinin en önemli ayağı olarak resmi ideoloji olan kemalizmin eğitim sistemi gösteriliyorsa, karşı çıkan kesimin en azından son 25 yılda ülkemizin gelişmesi ilerlemesi için her türlü haksızlığa karşı milletin doğrularına sahip çıkan ve düzgün bir birey yetiştirmeye imkân verecek bir sistem ikame etmeleri gerekmez miydi?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Süleyman Küçük Arşivi

Ben Merkezli Bir Dünya

21 Ekim 2026 Çarşamba 11:43

Üstümüze Üstümüze Gelen Kent

18 Ekim 2026 Pazar 13:22

Konforlu Statüko

14 Ekim 2026 Çarşamba 13:45

Şehirde Yanıltılmak

11 Ekim 2026 Pazar 12:50

Vurdumduymaz Toplum

07 Ekim 2026 Çarşamba 13:09

Değişimi Değiştirmek

04 Ekim 2026 Pazar 13:47

Emperyalizmle Küresel Savaş

30 Eylül 2026 Çarşamba 13:40

Demokrasi ve Siyaset Üzerine

27 Eylül 2026 Pazar 13:11

Mal ile Olan İmtihanımız

23 Eylül 2026 Çarşamba 12:13

Sekülerleşme Talebi

20 Eylül 2026 Pazar 12:33