Üniversitelerde tek tip karardan kaçınılmalı!

Üniversitelerde tek tip karardan kaçınılmalı!
Eğitim-Bir-Sen Konya 2 Nolu Şube Başkanı Doç. Dr. Halil İbrahim Çelik, “Türkiye’de yükseköğretimin 3 yıla indirilmesinin tekleştirilmemesi gerekiyor. Her bir eğitim alanının kendi içerisinde ayrı ayrı değerlendirilmesi gerek” dedi

Üniversitelerde eğitim 4 yıldan 3 yıla düşürülmesine yönelik çalışmalar devam ediyor. Yeni düzenlemeye göre üniversitelerde eğitim yılı klasik iki sömestr yerine üç sömestr üzerinden yürütülecek. Eğitim dönemi eylülde başlayacak ve temmuz ayına kadar sürecek. Bu takvim değişikliğiyle birlikte yaz tatili süresi yaklaşık 2,5 aydan 1 aya düşecek. Öğrenciler yıl içinde üç ayrı akademik dönemden geçecek ve toplam ders yükü azaltılmadan daha kısa sürede tamamlanacak. Dört yıllık lisans programı gerekli dersleri zamanında ve eksiksiz tamamlayan öğrenciler için üç yıl içinde bitirilebilecek. Konuya ilişkin Merhaba Gazetesi’ne açıklamalarda bulunan Eğitim-Bir-Sen Konya 2 Nolu Şube Başkanı Doç. Dr. Halil İbrahim Çelik, uygulamanın yapılması için eğitimcilerle istişare yapılmasını, öğrenciler ve akademisyenlerin durumunun da göz önünde bulundurulması gerektiğini söyledi.

4-1-2.webp

ÜNİVERSİTE EĞİTİM SÜRELERİ YENİDEN TARTIŞILIYOR

Doç. Dr. Çelik, “Üniversitelerdeki eğitim süreleriyle alakalı Türkiye’de daha öncesinde tartışmalar oldu. Günümüzde Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) bir çalışması var. Henüz yüzde 100 netleşmiş bir taslak yok ama kamuoyunda özellikle sosyal medyada tartışmalar sürüyor. Dünyadaki uygulamalara bakıldığında farklı uygulamalar var; mesleki ve akademik eğitimin 2 yıl olduğu, 3 veya 4 yıl olduğu ülkeler var, bir de alanlara göre 5 veya 6 yıllık bazı fakülteler mevcut. Farklı skalalar var” diye konuştu.

4-2-celik.webp

‘HER BÖLÜM KENDİ ŞARTLARINDA DEĞERLENDİRİLMELİ’

Çelik, Türkiye’de yükseköğretimin 3 yıla indirilmesinin tekleştirilmemesi gerektiğine vurgu yaparak, şunları söyledi: “Her bir eğitim alanının kendi içerisinde değerlendirilmesi gerek. Bir de eğitim reformunda düzenleme yapılırken bu düzenlemede rutinin ve öğrencilerin hizmet alanlarının da şartlarına dikkate almak lazım. Türkiye’de öğrencilerimizin önemli bir kısmı önemli ölçüde tarım ülkesi olarak yaz aylarında ailelerine yardım ya da kendileri tarım alanlarında çalışıyorlar. Bu konuda da öğrenciler için oluşacak avantajlı ve dezavantajlı durumları değerlendirmek gerekiyor. Diğer taraftan lisans eğitiminin normal olan dersteki kısmı kadar kampüs içerisindeki sosyal ilişkiler ve akran öğrenmesine ilişkin de bir süreç var. Bu süreçlerle birlikte öğrencilerin kampüs içerisindeki kazanımları da eğitimin önemli bir parçası. Burada 3 yıllık bir süre çalışması yapılırken işin bu tarafına da bakmak gerek. İşin akademisyen tarafına bakıldığında, akademisyenler hem ders veren hem de araştırma yapan kişiler. Dünyadaki bazı ülkelerde bunu ayırıyorlar. Akademisyenlerin bir kısmı araştırmacı olarak görev yaparken bir kısmı da ders veriyor. Türkiye’de böyle bir ayrım yok. Ülkemizde şöyle bir gelenek oluştu; hocalarımız ders tamamlandıktan sonra öğrenciler için tatil olan dönemde akademik çalışmaların derlenip toparlanması, proje çalışmalarının düzenlendiği bir alan oluşturuyorlar. Aslında öğrenci için tatil olan dönem akademi için tatil anlamına gelmiyor. Lisansüstü, yüksek lisans ve doktora tezlerinin değerlendirildiği bir alan. Bu nedenle 3 yıllık çalışma yapılırken bütün bunların bir analizinin yapılması ve buna göre branşlı bölümlere göre farklı farklı düzenlemeler yapılması gerekiyor.”

‘EĞİTİMDE ACELE KARAR 4 YIL SONRASINI OLUMSUZ ETKİLER’

“Toptancı bir yaklaşım; tüm alanları 3 yıla indirmek, 3 dönem içerisinde her yıl belli bir sıkışıklığa sebep olmak bazı alanlarda öğrencilerin yetişmesi, ilgili becerileri kazanması için yeterli gelmeyebilir” diyen Eğitim-Bir-Sen Konya 2 Nolu Şube Başkanı Doç. Dr. Halil İbrahim Çelik, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Akademisyenler için de araştırma çalışmaları ve lisansüstüne ayıracak zamanları sınırlandıracağı için olumsuz sonuçlar ortaya çıkabilir. Bütün bunların değerlendirilerek üzerinde konunun bütün paydaşlarının görüşleri alınarak bir çalışma yapılmasının daha faydalı olacağını düşünüyorum. Aceleyle yapılırsa çalışma daha sonra üreteceği olumsuz sonuçlarla yükseköğretimdeki kalitenin niteliğine zarar verebilir. Eğitim sendikaları, araştırmacılar ve eğitimcilerden görüş alınarak konuyla ilgili bir çalıştay düzenlenebilir. Acele bir adım yeni düzenlemeden zaman kaybettirebilir. Eğitim çalışmalarının sonuçları uzun vadede kendini gösterir. Bugün bir karar alındığında en erken sonucunu 4 yılda görebiliriz. Aslında bir karar alırken 4 yıl sonrasının kararını veriyoruz. Üzerinde ayrıntılı çalışılıp bütün tarafların olumlu- olumsuz görüşlerini aldıktan sonra ortak bir yaklaşımla ve öğrencilerin daha iyi yetişmesini, bilimsel çalışmaların nitelikli yapılabilmesi, oluşacak zaman imkanları değerlendirilerek bir uygulama seçilmeli ve 4 yıl sonraki oluşacak riskleri şimdiden değerlendirmeliyiz.”

Kaynak:Mesut Turan

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.