Tövbe İstiğfar (2) (Mutlaka okuyun, istifade edeceksiniz)

İlmihal kitaplarımız, tövbeyi şöyle tarif ettiler; “ Kul, varlık ve benlik enaniyetini bir tarafa bırakıp Aman Ya Rabbi, acizim Sen kadirsin. Merhamet sahibisin. Ben ise Sen’in rahmetine muhtaç, aciz bir kulum. Rahmetini benim üzerimde tecelli ettir.” dedikten sonra salih ameller işleyerek, Rabbine güvenmektir.
Altın Silsileden Büyük İmam Cafer-i Sadık (ra) hz.leri buyurdu ki; “ Kimin rızkı daraldıysa, hemen tövbe istiğfarı çoğaltsın.”

Bazen nefs ve şeytan, insanı, sen daha gençsin hevesini al, yaşlanınca yaparsın diye aldatır. Buna karşı Cenabı Hak, “ Sakın, o çok aldatıcı şeytan, sizi Allah’ın (cc) affına güvendirerek aldatmasın. “ nasıl olsa Allah (cc) Gafur ve Rahimdir. Sen günah işlesen de O affeder. Hâlbuki yarına kalanda hayır yoktur. Din işlerini yarına bırakan helak olmuştur.

Allah’ın (cc) dini emir ve yasaklarına uymayarak çoğu zaman, insan gaflete düşer. Hikmet Ehli bu gafletin, yani şeytan aldatmasının 5 alameti vardır diyorlar; ” Bu tehlikeleri haber veriyoruz ki, uyanık olup gaflete düşmeyelim. 1- İnsan yaptığı günahları unutur, hâlbuki onlar, Allah (cc) katında yazılıdır. 2- Yaptığı iyilikleri hatırlar, hâlbuki onların, kabul olup olmadığı bilinmemektedir. 3- Kendinden zenginlere bakar. Şükürden uzaklaşır. 4-Dini bakımdan, kendinden aşağıda olanlara bakar ve rehavete kapılır. 5- Nasıl olsa, Allah (cc) affeder deyip, günah işler. Gaflete düşer.

Bu yukarıda saydığımız maddeler üzerinde, düşünerek dikkatli olmalıyız.
İbrahim süresi (42)’de Allah (cc) buyurdu ki; “ Resulüm, sakın Allah’ı (cc), zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma. Ancak, Allah (cc) onları cezalandırmayı, korkudan gözlerin dışarıya fırlayacağı bir güne erteliyor. “ Ayet-i Kerimeden öyle anlaşılıyor ki, Allah (cc) ihmal etmiyor, rahmetinden kullarına zaman tanıyor.

Hal böyle iken, seçim hakkı senin. Ya işlediğimiz günahlara tövbe ederiz, salih amellerle, amel defterimiz doldururuz. Zaman geçirmeden, nerede ne zaman bitecek belli olmayan bir ömür için acele etmek gerekir.
Kitaplarımızda şöyle bir menkıbe anlatılır: “ Uzun yıllar bir mağarada (200 yıl gibi) zahit, ibadetle meşgul ama şeytanı da merak edip görmek ister, ona diyecek ki, beni aldatamadın, bir gün şeytan karşısına çıkar, nedir benimle derdin, daha senin 200 yıl ömrün var. Abid şüpheye düşer. Şeytana inanır, o zaman 100 yıl günah işleyeyim, sonraki 100 yılda tövbe edeyim. O gece mağaradan çıkar, eğlenir, içki içer, her kötülüğü yapar ve o gece ölür. Hesabı zararla kapatır.” İşte şeytana uymak böyle bir şeydir.
Hiç bir zaman ümitsiz olmayalım. Allah’tan (cc) ümidini kesen, ancak kafirlerdir.
Fıkıh literatürümüzde, Havf ve Reca ( korku ve ümit ) arasında olmak tavsiye edilir.

Hz. Musa (as), Cenabı Hakka sordu. “ Ya Rabbi, ne zaman, nasıl dua edeyim, Cevap, kendini aciz beni de kudret sahibi Allah olarak düşünerek dua et. Daha çok ne zaman, Cenabı Hak, seherlerde buyurdu.
Bütün bu anlatıp yazdıklarımızdan anlaşılıyor ki, geceleri seherleri boş geçirmemek, tövbe ve istiğfar ile meşgul olmak en karlı iştir.
Ahirette, bu yazılanlarla, bu yazıyı okuyanlarla Allah’ın (cc) huzurunda buluşmak dileğiyle.

Hoşça kalın Allaha emanet olun.


Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sizlerden Biri Arşivi

İstikamet Nedir (3) (Bir de Bizden okuyun)

07 Ocak 2026 Çarşamba 10:21