Fethullah Hallaç

Fethullah Hallaç

Togo’dan Notlar

İhtida - İhtida sözcüğü, "doğru yolu bulmak, yol göstermek" anlamındaki hüdâ (hidâyet) kökünden türemiştir ve "gerçeğe ulaşmak, doğru yolu bulmak" demektir. Yani hidayet ile aynı kökten gelir. Terimsel anlamıysa: Dinî terim olarak, inançsız iken ya da başka bir dine mensupken İslam dinini benimsemeyi ifade eder.1 Ancak bu sadece bizim inancımıza özgü bir durumdur. Batı dillerindeki karşılık "conversion", din değiştiren kişi için de "convert" kullanılır; ancak ihtida yalnızca İslam'a girişi tanımlarken conversion çok daha geniş bir alanı kapsar. Yani "din değiştirme" ihtidanın tam karşılığı değildir — ihtida tek yönlü ve İslam'a özgü bir terimdir. Tek kişi için kullanılan karşılığıysa ‘mühtedi'dir. İhtida eden kimseye mühtedî adı verilir; terim sadece yeni Müslüman olan kişi için kullanılır.2
TDK'ya göre kelimenin iki anlamı var: birincisi ateistken veya başka bir dine mensupken İslamiyet'i seçen kimse; ikincisi Allah'ın birliğine inanan, takva ehli kişi. Kur'an'daki kullanım da bu ikiliği yansıtır — kelime Kur'an'da yirmi bir yerde geçer; genel sözlük anlamıyla "doğru yolda olan, mümin", terim anlamıyla ise "ihtida eden" demektir. Terim anlamı, Asr-ı saadet sonrasında başka bir dinden İslam'a geçenler için kullanılmıştır.
Bu bilgileri bugüne kadar yüzeysel olarak bilirdim. Yaşadığımız memleket, çevremiz ve kültürümüz itibariyle bu tür hadiseleri pek sık yaşamadık. Etrafımdaki tüm sosyal alan Müslümanlardan oluşmaktaydı. Fakat farklı memleketler, farklı coğrafyalar, farklı insanlar tanıdıkça akıl almaz alemlerin olduğunu müşahede ettim. Farklı türde, tende, renkte, dilde, fikir ve inançta, sayısız insanın yaşadığı bu dünya ile ilgili hep derler ya; dünyanın binbir hali var diye. İşte öyle bir hal ile karşılaştım. Bu yaşıma kadar pek aşina olmadığım bir durumu yaşamanın verdiği hissiyatı tarif etmek imkansız. Fakat mutluluk ve ibret verdiğini söylemek yanlış olmaz.
Afrika’nın pek çok yerinde azlı çoklu olmak üzere Müslüman nüfus olduğu malum. Batı bölgelerinde bu yoğunluk biraz az. Misyonerlerin etkisiyle Hristiyanlığın çok yaygın olduğu kıtanın hemen her yerinde aynı zamanda yerel inançlara mensup kitleler de var. Yüzyıllardır sömürge etkisiyle birlikte dinlerini de bölgeye empoze eden emperyalistler pek tabii ki bu yöntemle sömürülerini perçinlemişler. Kitleleri, dinleri ile fanatize edip aynı zamanda kendilerine olan bağlılıklarını diri tutmuşlar. Bu durum hala etkisini sürdürmekle birlikte; Türkiye’nin bölgeye olan ilgisi, sivil toplum kuruluşları ve Arap zenginlerinin de buralara olan yardımları bu etkiyi gözle görülür seviyede kırıyor desek yanlış olmayacaktır.
Tarihte pek çok insan ve kavim, bireysel olarak veya toplu olarak İslam dinini benimsedi. Bunları hep tarihi kaynaklardan okuduk. Kimileri kılıç zoruyla, kimileri liderlerinin iradesiyle, kimileri gönül rızasıyla, kimileri menfaat uğruna... Kalplerde olanı ancak Cenab-ı Allah bilir elbette. İnancımız ve kültürümüz bizi neticeye odaklıyor. Sonuçta bu insanlar bu kimliği benimsiyor ve yaşantılarını buna göre düzenliyor. Elbette şuan Müslümanların içinde bulunduğu zilleti görmezden gelemeyiz. Ancak bununla birlikte tebliğ ve irşat faaliyetlerini de yok sayamayız.
Bu düşünceleri benimsiyor olmaktan kaynaklı mı yoksa nasibimize yazılı olduğundan mı bilemiyorum ancak, bir dizi çalışmalar yürütmek için Cansuyu Derneği aracılığıyla Batı Afrika ülkesi Togo’da bulunduğum sırada hem bireysel hem kitlesel olarak insanların Müslüman oluşlarına şahitlik ettim. Yıllardır bölgede çalışma yapan Cansuyu ve diğer sivil toplum kurumları bunları herhangi bir dünyevi menfaat ve kar amacı gütmeden yürütegelmiş. Biz de yıllarca bu anlayışla hareket ettik. Sadece Allah rızası. Belki bugüne kadar pek çok meyve vermiştir bu çalışmalar. Bu meyvelerden birine de ben ilk kez şahitlik ettim.
Ülkenin kuzeyinde yer alan ve Müslüman nüfusun yoğun olduğu bir şehirde inşası başlayan sağlık ocağı, mescit, okul gibi imkanları kapsayan bir külliyenin inşa çalışmalarını denetlemek için uzun bir yola çıktık. Bu yolun dönüşünde, ihtiyaç molası verdiğimiz bir benzinlikte insanlarla olan etkileşimimiz esnasında orada çalışan bir kadın bizim nereden geldiğimizi ve ne için bulunduğumuzu sordu. Biz de anlattık. Bunun üzerine gayri ihtiyari kendisinin inancını sorduk. Hristiyan olduğunu söyledi. Konuşmanın devamında bir anda, tamamen kendi talebiyle Müslüman olmak istediğini belirtti. Biz bir an şaka yaptığını ve ciddi olmadığını düşünerek sorular yönelttik. Gayet ciddi bir şekilde; Müslümanlar arasındaki yardımlaşma kültüründen, yaptığımız çalışmalardan, insana değer ve saygı gösterdiğimizden etkilendiğini ve bu nedenle İslam dinini öğrenmek ve katılmak istediğini söyledi. Bu şaşkınlık ve heyecan içerisinde Togolu Müslüman yoldaşlarımızın yardımıyla hanımefendinin Müslüman oluşunu ve Meryem ismini alışını izledik.
Takip eden günlerde ise bölgede yer alan kırsal köylerden birinde topyekun bir köyün, yukarıdaki nedenlerle İslam’a katılmak istediklerini öğrendik. Yine birlikte çalıştığımız Togolu Müslüman kardeşlerimizin organize ettiği ihtida merasimine katıldık. Çocuğundan yaşlısına, tüm köy halkının bilerek isteyerek Müslüman oluşlarına tanık olduk. Gerek biz, gerekse Togolu Müslüman ileri gelenlerin hızlandırılmış temel dini bilgiler sunumlarının ardından hep bir ağızdan Kelime-i Şehadet getirilmesi, bunun inanarak ve benimsenerek söylenmesi gerçekten duygulandırıcı bir durumdu.
Tabii ki, köy halkına temel dini bilgilerin öğretilmesi için hemen bir imam görevlendirilmesi sağlandı. Aynı zamanda ilerleyen süreç için burada mescit ve temiz içme suyu kuyusu sözü de verildi.
Ezcümle, necip milletimizin tamamen iyi niyetlerle dişinden tırnağından artırarak verdiği sadakalar, hayratlar, zekatlar, iyilikler, dünyanın bambaşka köşelerinde insanların hidayetlerine vesile olabiliyor. Yüzyıllardır gittiği her yere medeniyet nurları taşıyan şanlı atalarımızın yaptıklarına benzer bir şekilde, yalnızca Allah’ın rızasını kazanmak gayesiyle yapılan bu işlerin, bu imarların, Yüce Allah’ın izniyle ‘Yeni Bir Dünya’ idealimizin temel taşları olacağına inanıyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Fethullah Hallaç Arşivi

Suyun Diplomasisi

30 Temmuz 2026 Perşembe 14:42

Suyun Hesabı

24 Temmuz 2026 Cuma 13:49

Hazar Denizi ve Ekolojik Jeopolitik

16 Temmuz 2026 Perşembe 13:50

Türkiye’nin Çevre Sorunları - Ulaşım

09 Temmuz 2026 Perşembe 13:16

Kendime Düşünceler

23 Nisan 2026 Perşembe 14:58

Kırıl Ama Sakın Eğilme!

15 Ekim 2025 Çarşamba 15:27

Asya’da Beş Türk

27 Eylül 2025 Cumartesi 10:50