Süleyman Küçük
Savaş ve Zafer Sevinci
İran’a karşı ABD ve Ortadoğu’da Müslüman coğrafyanın bağrına paslı bir bıçak gibi sokulan siyonist işgalci yapılanmanın başlattığı kirli ve haksız savaşın kısa süreli bir ateşkes ile de olsa sona erdirilmesinden herkes gibi biz de memnunuz.
Ancak her iki tarafın mensupları ve destekçileri olan birilerinin attığı zafer çığlıklarına katılamıyoruz.
Birilerinin dediği gibi “ABD’ye diz çöktüren, topraklarına ayak bastırmadan zafere yürüyen ilk İslam ülkesi unvanı İran’ın olmuştur” diyemiyoruz.
Çünkü bu unvanı çok daha önce bileğinin hakkıyla kazanan ilk İslam ülkesinin Afganistan olduğunu dünya âlem bilirken böylesine iddialı bir cümlenin İran için kullanılmasının haksızlık olacağına inanıyoruz.
Bu ifadeden İran’ın dost düşman herkesçe kendisinden beklenmeyen ölçüdeki başarısının küçümsendiği gibi bir anlam da çıkarılmamalıdır.
Dün kadar yakın bir geçmişte yani 1 ay öncesinde çocuk katili siyonist yapılanmanın başbakanının öldürüldüğüne inandırılanlar, bu gün İran’ın zaferine inandırılıyorlar dediğimizde kastımızın daha iyi anlaşılacağına inanıyoruz.
Yıllardır bu sahte zafer ilanlarını Gazze’de, Hizbullah’ta, Lübnan’da, Suriye’de yaşadık.
Ortadoğu’da batıya karşı ezikliğin, kölelik zihniyetinin ve savaşlarda yenilmişliğin neden olduğu gerçeklikten kopuş yaşayanlar, hakikatle yüzleşme korkusu ile bizleri bu zafer halüsinasyonlarına inanmamızı bekliyor.
İşin ilginç yanı ise Müslümanlardan bir kısmındaki aşağılık kompleksi ve güçlü olandan korkmuşluk sonucunda ortaya konan sürekli zafer ilanları şeklindeki hezeyanların akıl ve ruh sağlığı yönünden hayli sıkıntılar oluşturduğunun farkında bile değiller.
2 haftalık ateşkesi anlaşma olmuş ve savaş tamamen sona ermiş gibi değerlendirerek İran’a adına nasıl büyük bir tehlikenin ortaya çıktığını görmemek de Müslümanların acziyetlerinin başka bir göstergesi olmuştur.
Ateşkes yapılmasın demiyoruz. Ama savaşın her bir tarafının diğer tarafı ateşkesin kapsamı ve şartları konusunda yalanladığı ve Lübnan başta olmak üzere saldırıların sona erdirilmediği bir bu tür bir ateşkes en az savaş kadar tehlikelidir.
Çünkü düşmana nefes aldırır, istihbarat ve lojistik imkânlarını geliştirir, stoklarını ikmal etme imkânı bulur hatta hasarlı savaş araçlarını tamir etme zamanını kazandırır.
Birileri bu gerçekler ortada dururken bizim gibi düşünenlere dönük olarak “Emperyalizmin yağmalamaya çalıştığı bir ülke var ve o da teslim olmuyor. Siz ise neyi tartışıyorsunuz." diyecektir.
Hele bir de ateşkesi görünce merkez medya görevini gören yanaşık medyadaki haberler üzerine “açıklamalarımızla israili tir tir titretiyoruz” diyenler yok mu?
Düşman İran’ın tüm dini ve siyasi lider kadrosunu öldürdü, orduda nerdeyse üst düzey komutan kalmadı, enerji ve ulaşım alt yapısını tamamen denecek şekilde harap etti ama bizim yerli rafızi şia kafası hala zaferden bahsedebiliyor.
Dinlerini dinleri yalan ve takiyye üzerine kuranlara hatırlatmak gerekiyor.
İran'ın bu güne kadar kazandığı iddia edilen zaferlerin hiçbirisinin İslam ümmetine faydası olmadığı gibi bu gün ilan edilen sahte zaferin de faydası olacağına ihtimal verilmeden tedbirle beklemenin daha faydalı olacağına inanıyoruz.
FARKINDA MIYIZ?
Medyadaki başarı ve zafer ifadeleri ile sahadaki gerçeklik arasındaki uçurumun her geçen gün daha da belirginleştiğini Gazze’nin işgal ve yıkımında çok net görmüştük:
Bu anlamda Türkiye başta olmak üzere tüm bölge ülkelerinin savaş nedeniyle yaptıkları açıklamaların başta Gazze olmak üzere yaşanan tüm trajediler karşısında neden somut bir sonuç ortaya çıkarmadığının ciddi anlamda bir sorgulama gerektirdiğine inanıyoruz.
Bu anlamda İran hakkında da Gazze yakıp yıkılırken neden Hürmüz boğazını kapatmadığı konusu sorgulanmalıdır.
Ya da neden Kuveyt veya diğer Arap ülkelerini yok edeceğini iddia ederken tüm gücü ile saldırgan siyonist işgal yapılanmasını bir defada yok etmek gibi bir gayretin içinde olmadığı sorgulanmalıdır.
Bundan dolayı başarı veya zafer ifadesi her iki taraf için de aldatıcı bir hikâyeden başka bir şey değildir.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.