Nurten Selma Çevikoğlu

Nurten Selma Çevikoğlu

Muhammedî Muhabbet -1-

Efendim üç ayların son ayı mübârek ay sene boyu özlemle beklediğimiz Ramazan ayına haftaya Cumâya erişeceğiz, kavuşacağız inşaALLAH tabi yüce Rabb’imiz ömür verirse, nasip olursa. Ancak biz Ramazan ayına girmenin sevincini yaşarken bir yandan da İki Cihânın solmayan Gülü Efendimiz aleyhissalâtu vesselâm’ın ayı Şaban ayının bitmesinin buruk hüznünü yaşıyoruz. Son iki yazımız kaldı O’nu yazacağımız bu sebeple final yazıları olması hasebiyle şöyle gönül telimizden sizlerin gönüllerini coşkuya getirecek yazıları günlerdir zihnimizde tasarlıyorduk. Mevlâ Teâlâ neyi nasip ettiyse buyurun başlayalım.

Biz Kâinâtın Efendisine olan muhabbetimizi gönül gözyaşlarımızla bugün kalemimize aktarmış duygularımızı kağıtla buluşturmuş ve ayni ahvâlî size ulaştırmış olalım. Ve dahi böylece sevaplarda toplaşmış ve buluşmuş oluruz. Zira O’nun sevgisi arı, duru, sâde ve berraktır ve bu sevgi sizi, bizi, hepimizi latif, nezih, müjdeli bir şafağa taşıyacaktır. O sevinç bizim için ezeli bir rahmet olacaktır. Bu rahmet bizi tertemiz, bembeyaz ufuklarda buluşturan kutlu bir ilâhî zemindir. O’nu yazdığımız yazılar, Muhammedî Muhabbet bizim için zaman ve mekan ötesi sırlı güzelliklerle hemhal kılan cılız kelimelerle ifâdelendiremediğimiz bir sevgi destânı oluştursun. Yazımızın başlığı da bu sebeple Muhammedî muhabbet.

Ayni zamanda bu yazılar gözlerimize âdeta ummanların hücum ettiği gözyaşlarımızın gönlümüze aktığının târif edilemez bir haykırışıdır. Pek tabi ki bu muhabbet sebebiyledir ve bu muhabbet gönlümüzün saadetidir. İşte böylesi bir gönül huzûru ümmeti Muhammed’e aksettiğinde toplum huzûru saadete kavuşacaktır derken Müslümanlar toptan selâmete ve sükûnete iki cihan yönüyle erişecekleridir… Bu sırrı yakalayanlara, bu mesajı kavrayanlara ne mutlu!

O aleyssalâtu vesselâm’ı yazmak kalemlere letâfet katar. O aleyssalâtu vesselâm’ı okumak zihni berraklaştırır. O aleyssalâtu vesselâm’ın güzelliğiyle gönüller ziynetlenir, ruhlar rakikleşir. O’nu aleyhissalâtu vesselam yazmak bizim için bir rahmet tecellisine vesile olacağı kanaatindeyiz. O’nu yazmak O’na olan muhabbetimizin zekâtıdır kanaatini taşıyoruz. Bu vesilelerle O’nun mübârek, latif, rûhâniyetlerinden yardım diliyor ve şefaatlerini ümit ediyoruz. Cenâbı Hak bizleri Muhammedî istikâmetten, sırâtı müstakim çizgisinden ayırmasın inşaALLAH.

On dört asırdır Muhammedî muhabbetle kuşanan muhabbet sevdâlılarıyla İslâm’ın nûru sönmemiştir, sönmeyecektir de. Bizim O’na olan muhabbetimiz diğer sevgileri aşkın bir sevgidir. Gönülleri aşan bir sevgi çağlayanıdır. O ilâhî tecellilerin nûrunu dünyâya aksettiren etrâfını güneş gibi aydınlatan bir aşk eriydi aleyhissalâtu vesselam. Biz O’na sevdâlıyız çünkü O bize kemâle erdirilmiş son dîni mübînî İslâm’ı getirmiştir. (Âli İmran, 19) Bu ne büyük bir lütuftur bizler için!

Biz Muhammedî muhabbete sevdâlıyız çünkü O hayâtı huzurla yaşamanın kânunlarını önümüze sunmuştur, O’na çok şey borçluyuz. O aleyhissalâtu vesselam rahmânî ışıklarıyla gönlümüze dolmuş, iç âlem güzelliklerini bize hissettirmiştir. O Bir olan Allah Azze ve Celle’ye imânı yânı ‘tevhid hakikati’ne bağlı hayat nizâmını bize aşılamıştır. Bu da muhteşem bir lütuftur! Elhamdülillah.

Son Nebî Muhammed aleyhiiselâm’ın bin bir meşakkat çekerek bütün bir insanlığa takdim ettiği yüce hakikatlerle yeryüzündeki tüm şirk, işkence ve zulüm çeşitleri son buldu. Öldürme, gasb, tecâvüz ve her çeşit hak ihlalleri bitirildi. Topluma barış ve adâlet, huzur ve sükûn hâkim oldu. Sapıtan, azgınlaşan, haddi aşan nice insanlar İslâm’ın ‘müstakim yolunda’ dizginlendi. Adâletsizlikler adâlete dönüştü. O’nun getirdikleri hem gönülleri hem mekanları hoşnut etti, huzur geldi, barış geldi, insanlar arası engin bir muhabbet tesis edildi.

Biz diyoruz ki, Muhammedî muhabbet bir sevdâdır, Hakk’ın En Hâlis Kuluna. Muhammedî muhabbet yürekleri dirilten bir coşkun sevinç ifâdesidir. Bu muhabbet aslında bir bahar dirilişi ve ebedi saadet muştusudur.

Muhammedî muhabbet geçmiş ve gelecek, ezel ve ebed arasında devam eden bir ışıklı nur yoludur. Yürüyenlerin nihâyetinde vuslat aşkına erecekleri sonsuzluk ufuklarına yelken açacakları bir aşk ummânıdır.

Muhammedî muhabbet dünya ve ahret bahçelerinin uçsuz bucaksız ilâhî mekanlarında kutsî kokuları rûhunuzun en ince noktalarına kadar çekeceğiniz bir nur teneffüsüdür. Bu gülî gülistan bahçelerinde çeşit çeşit çiçekler, katmet katmer güller derersiniz mâverâya doğru…

Muhammedî muhabbet vücûdunuzu madden sarıp sarmaladığı gibi mânevî inkişaf noktalarınızı kalp-ruh-sır-hâfi-ahfa’dan yayılan ulvî nur huzmeleriyle sizi zirveye taşır. Nice Hak dostlarının sabırla, yılmadan, metânetle çıktıkları nur basamakları sizi aşkı hakikiye vardırır. Son nokta vuslat olur…

Muhammedî muhabbet sizi âdeta çöllerde serap görürcesine Kevser şelâlesinden nasiplendirir. O’nun nur şûlesinden hisselenerek yalın ayak kızgın kum çöllerinde yürüseniz ne yazar!... Acı, elem, ızdırap hepsi aşk olur meşakkatler o yolda meşk olur ve dahi en büyük ahret sermâyesi olur. Yavuz koca Sina çölünü bu aşkla geçmedi mi? Aşk engelleri aşmada, mahbûba ulaşmada ne büyük bir sermâyedir!

Muhammedî muhabbet bizi sonsuz saadete taşıyacak bir Süreyya yıldızı, sönmeyen bir kandil, batmayan güneş, solmayan güldür. Biz O nur ile aydınlandık, günün aydınlığı, gecenin nûru hep O’nun akisleridir…

O’nun getirdikleri hidâyet aracıdır…

O’nun sünnetleri hayat kılavuzudur…

O’nun sûreti iç aydınlığıdır…

O’nun nûru gönül coşkusudur…

O’nun rûhu rûhumuzun aşkıdır…

O’nun sevdâsı on sekiz bin âlemin rahmetidir… aleyhissalâtu vesselam

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum