“Japonya Mücahidi” Nimetullah Halil İbrahim Yurt vefat etti

“Japonya Mücahidi” Nimetullah Halil İbrahim Yurt vefat etti

Japonya’da İslam’ın yayılması yolunda davet faaliyetlerine ömrünü vakfeden “Japonya'nın Mücahidi, Fatihi” ünvanlarını taşıyan Nimetullah Halil İbrahim Yurt, uzun süredir yaşadığı rahatsızlıktan dolayı hayatını kaybetti.

Yurt'un vefatı sevenlerini üzdü. 1931’de Amasya’nın Taşova ilçesinde dünyaya gelen Nimetullah Halil İbrahim Yurt küçük yaşlarda babası ile birlikte âlimlerin ve âriflerin sohbetlerine katıldı. Mahmud Sami Ramazanoğlu, Süleyman Hilmi Tunahan, Mehmet Zahid Kotku Hazretleri gibi dönemin büyük Allah dostlarına hizmet etti. Uzun yıllar Mekke’de kalmış, sonra Japonya’ya gidip İslam Merkezi Başkanı olarak görev üstlendi. Japonya'da insanları İslama davet etti. Birçok Çinli, Hristiyan ve Hindu’ya İslâmı anlattı. İslam’ı tebliğ etmek gayesiyle 50’den fazla ülkeyi ziyaret etti. Kur'an-ı Kerim ve sünnete sıkı sıkıya bağlandı. Nimetullah Yurt, Milli Görüş lideri merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın yakını olarak tanınıyordu. Merhaba Gazetesi olarak bizler de merhuma Allah'tan rahmet diler, ailesi ve yakınlarına da sabr-ı cemil niyaz ederiz.

2015 YILINDA GAZETEMİZE KONUŞMUŞTU, İŞTE O RÖPORTAJ

Kurtuluş İslam'da diyerek dünyayı geziyor

Halk arasında Nimetullah Hoca olarak bilinen Halil İbrahim Yurt, Japonya'da İslam'ı anlatmaya başlayıp 'İslam'ın nurunu getirmeyi neden geciktirdiniz?' tepkisiyle dünyanın dört bir yanına Kelime-i Tevhid'i ulaştırmaya çalışıyor. Nimetullah Hoca, yaptığı tebliğlerle Japonlara İslam İslam'ı sevdirdi

Uzun beyaz sakalları ve beyaz cübbesiyle hafızalarda yer edinen Nimetullah Hoca, dünyanın dört bir yanında İslam'ı duyurmaya çalışıyor. Japonya'da binlerce insanın Müslüman olmasına vesile olan Nimetullah Hoca, gezdiği ülkelerde "Kurtuluş İslam'da" diyerek tebliğ yapıyor. Halk arasında Nimetullah Hoca olarak bilinen hocaefendi, nükteli bir şekilde, “İsmim fazla uzun değil korkmayın. Benim ismim 'Muhammed Nimetullah Halil İbrahim Ahmet Ebu Abdullah Yurt', Halil İbrahim babamın ismi. Ahmet dedemin ismi. Muhammed ismi Medine'de hediye verildi” diyerek isminin neden uzun olduğunu açıklıyor. Tokatlı olan ve yaşını soranlara “18'den biraz yukarıda” diyerek nükteli bir cevap veren Nimetullah Hoca'nın yaşı yakın çevresi tarafından (84) olarak belirtiliyor. Bütün gayesi dünyanın İslam'la tanışması ve tebliğ olan ve Arapça, Türkçe, Urduca vaaz yapabildiğini belirten Nimetullah Hoca, Japonca, İngilizce ve Rusça'yı ise insanlara İslam'ı anlatacak kadar bildiğini ifade ediyor. “Kelime-i Tevhidi söyleyince Müslüman oluyorsunuz” diyen Nimetullah hoca, yanında bulunan ve 9 dilde Kelime-i Tevhid yazılı kartvizit ve iletişim bilgilerinin bulunduğu kartvizitleri her gördüğüne vermeyi ihmal etmiyor.

img-0108-1200x800.jpg

MESCİD-İ NEBEVİ'DE HAYATI DEĞİŞTİ

1954'den 1972'ye kadar İstanbul'da kalan Nimetullah Hoca, o tarihten sonra hac ve umre ziyaretleri için sık sık Mekke ve Medine'ye gitmeye başladı. Özel izinle Mescid-i Nebevi'de sohbetler yapan yaparken kendisine gelen bir davetle dünyayı gezmeye ve tebliğe başlamış. Nimetullah Hoca Japonya'ya gidişini ve dünyanın değişik yerlerinde tebliğ gezilerine nasıl başladığını şöyle anlatıyor: “Peygamber Efendimizin Mescidi'nde, Mescid-i Nebevi'de vaaz ediyordum. Sabah namazından önce yarım saat, namazdan sonra 2 saat, öğleden önce 3 saat, namazdan sonra da tekrar vaaz ediyordum. Yatsı sonlarına kadar vaaz verip daha sonra zikir yapıyorduk. Cenab-ı Hakk orada vaaz vermemize izin verdi. Hatta Erbakan hocamıza bile sohbet yaptırmıştık. Zikirleri de Konyalı Fehmi Efendi Hazretleri yaptırıyordu. O zikir yaptırmaya izinliydi. Şazeli zikri (ayakta) yapılıyordu. Mescid-i Nebevi'de sohbetlerimiz sürerken benden yaşlı bir Pakistanlı bizi akşam çayına davet etti. Dertli dertli 'Japonya, Kore, İslam için yeni devletler. İslam'ı çok seviyorlar. Buyurun, lütfedin, gelin' dedi. Öyle geçti ardından iki sene sonra bu Pakistanlı beni bir telgrafla tekrar davet etti. Bu telgraf sonrası gitmeye karar verdim.”

img-0123-1200x800.jpg

İSLAM'IN NURUNU GETİRMEYİ NEDEN GECİKTİRDİNİZ? DİYORLAR

Cenab-Hakk'ın ayette 'Siz Allah'a yardım ederseniz, Allah size yardım eder' dediğini söyleyen Nimetullah Hoca, şöyle konuşuyor: “Biz Allah'a nerede yardım edeceğiz değil mi? Fakat Allah (C.C.) dinine yardımı, kendisine yardım olarak nitelendiriyor. Biz bundan destek alarak niyeti aldık. Babamdan izin aldım. Parayı da ondan alıyordum zaten. Dediler ki sen Mekke'ye git rabıtanın başkanı sana bir tavsiye mektubu versin. Gittim, ben Japonya'ya gidiyorum bir tavsiye mektubu verseniz dedim. İngilizce biliyor musun, hayır, Japonca biliyor musun, hayır. Hocaefendi ne yapacaksın dedim adamlarımız var iki dili de biliyor. Ben biletimi aldım gideceğim dedim. Sonra mektubu yazdı. Japonya'ya gittim. Allah nasip etti, dil bilen, işimizi yardımcılar gönderdi. Allah (C.C.) bizlere izin verdi. Orada tebliğe başladıktan sonra çok kişi yardımımıza koştu tercümanımız oldu. Orada tebliğ yaptıklarımızın ilk sözleri, "Ey Müslümanlar, bize İslam'ın nurunu getirmeyi neden geciktirdiniz" oluyor. Çin'e Filipinler'e geldiniz de bize neden geç geldiniz diyorlar. Şimdiye kadar biz İslam haberini Müslüman olmayanlardan alıyorduk. Bize İslam'ın aslını öğretin diyorlar. Defalarca ağladım, biz neden daha önce gelmedik buralara diye.”

img-0151-1200x800.jpg

'OMA MORİ' DİYE ÇAĞIRINCA KOŞARAK GELİYORLAR

Yaklaşık 20 senedir Japonya'da bulunduğunu ifade Eden Nimetullah Hoca, tebliğ çalışmalarını şöyle anlattı: “Japonya'daki insanlar edepli insanlar. 130 milyon vatandaş var, her yıl 20 milyonu dışarı çıkıyor. Az yiyorlar, çok çalışıyorlar, çok da geziyorlar. 1999 büyük Düzce depreminde yardım için Türkiye'ye gelen Japon kafile yurtlarına dönünce bizim yanımıza geldiler. Biz Müslüman olduk, bize İslam'ı öğret dediler. Amerika'ya giden bir ekip karda namaz kılanları görmüş, Müslüman olmuş, bize geldiler. Ezan sesini duyup Müslüman olanlar var. Japonya'daki İslam Merkezi'nin yanından aracı ile geçen bir adam, ezanımızı duyup gelmiş, Müslüman oldu, İslam'ı öğrendi. Filistin'e gidip onların sabrını görüp bize İslam'ı öğretin diye de gelenler oldu. Müşrikler daha kolay Müslüman oluyor. Yahudi, Hristiyan bizim dinimiz var diye gelmiyor, az geliyor. Bir kişiye, gruba denk gelirsem onları durduruyorum; izin verirseniz size bir şey söyleyeceğim diyorum. Kartviziti uzatıp, 'bu seni kurtaracak' manasına gelen 'Oma mori' diyorum. Bir keresinde 4-5 kişilik bir grubu durdurmaya çalıştım, durmadılar. Giderlerken ben üzüldüm, sesimi yükselterek 'Oma mori' diye birkaç defa arkalarından seslendim sonra duyup 'oma mori?' diyerek koşarak geldiler. Şimdi bir şey söyleyeceğim bu seni her sıkıntıdan kurtaracak deyip yaklaşıyoruz. Bunu Müslümanlara da tavsiye ediyorum, kelime'i tevhid'i söyleyin diye. Duymayanların imana gelmesi, Müslümanların ise imanını tazelenmesi için. Efendimiz buyuruyor ki, 'Ey insanlar kelime-i tevhidi söyleyin her sıkıntıdan kurtulun'.(Hadi bir de burada yapalım deyip, röportajı yarıda bölüp 3 kere makamlı bir şekilde kelime-i tevhid söylüyoruz.) Bir gün sohbete başlamadan bir çift geldi. Şöyle dediler, "Bizim dinimizde 2 bin ilah var, başka bir dinde 5 bin ilah var. İslam'da 1 ilah varmış. O 1 ilahı razı etmek 2 bin ilahı razı etmekten kolay olur" deyip kelime-i tevhid getirdiler. Şu an Japonya'da 500 cami var. 300 bine yakın Müslüman var. Bizim sonumuz İslam diyorlar. Pek çok ileri gelenleri bunu artık açıkça yazıyor. İki sebep var diyorlar. 1.'si Endenozya, Malezya, Brunay bizim gibi gayrimüslimdi sonradan Müslüman oldular. 2.'si her Müslüman bir davetçi.”

'PEK ÇOK ALİMDEN İSTİFADE ETTİM'

Ayırt etmeden yaşayan her alimden istifade etmeye çalıştığını belirten Nimetullah Hoca, konuşmasına şöyle devam etti: “Ali Haydar Efendi Hazretleri'nden istifade ettim. Şeyh Seyyid Şefi Arvasi Hazretleri, Gönenli Mehmet Efendi, Yeni Camii Baş İmamı Nuri Efendi Hazretleri'nden istifade ettim. Bu şahsiyetler hep Abdulhamit Hazretleri zamanından kalma alimler. Konyalı Ermenekli, Saffet Efendi Hazretleri'ni, Musa Kazım Efendi Hazretleri'ni Abdurrahman Öksüz'ü de unutmamak lazım. Şimdiye kadar talebeyim. Pek çok yerde Konya'da yetişmiş alimlerle tanışma fırsatım oldu. Erbakan Hoca ile tanışıklığım oldu. 1954-55 yıllarında Milli Görüş Hareketinin başlangıcına şahit oldum. Hareketin başlangıcı Medine-i Münevvere'de Ali Ulvi Kurucu Hocamızın evinde oldu. Necmettin Erbakan ile birlikte Şeyh Mehmet Zahit Kotku Efendi, Osman Çataklı da oradaydı. Konyalılar'ın hepsi anadan doğma evliya diyorum ben. Gezdiğim yerlerde bir şeyler öğrenmeye çalışıyorum. Öğrendiklerimi de her yerde anlatmaya çalışıyorum. Bir topluluk görsem hemen konuşmaya başlarım. Ali Ulvi Kurucu hocamız bendeniz için 'Buna 500 lira verseniz saymasını bilmez ama bıraksanız Harem-i Şerif'te 24 saatte 36 saat vaaz eder' demişti. Beni Japonya'ya çağıran alim gibi şimdi de ben aynı şekilde çağırıyorum; her işi bırakın benim işime gelin. Allah'a (C.C.) davet edin. Bu iş deli işi. Bu işe gönül verenlerin işi yoksa işi oldu. Eşi yoksa eşi oldu. Çocuğu yoksa çocuğu oldu. Allah'tan (C.C.) istemesini bileceğiz, isteyeceğiz.”

HER BAKIVERDİĞİMİZ İMANA GELİVERSİN

İslam'ı yaymak için çalışılması gerektiğini belirten Nimetullah Hoca, şöyle konuştu: “Medine-i Münevvere'de sahabelerin sadece 10 bininin kabri var. 24 bin sahabeye efendimiz "Burada olmayanlara İslam'ı götürün" buyurunca hepsi yeryüzüne yayıldı. Ev yok, çocuk yok. İslam'ı yaymaya çalıştılar. Cenab-ı Hakk bizi insan olarak yarattı, bizleri iyi insan olup, bütün insanlığı insan olmaya davet etmeyi nasip etsin. Bildiklerimizi bütün dünyaya yayma kuvveti versin inşallah. Efendimiz, 'Müminlerin anlayışından korkun, onlar Allah'ın nuruyla görürler' buyuruyor. Bu sebeple umarız ki her bakıverdiğimiz imana geliversin inşallah.”

EMRE ÖZGÜL

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum