Veysel Candan
Hayatın İçinden Kısa Kısa - 91
BUHURİZÂDE MUSTAFA ITRİYİ NEDEN RAHMETLE ANALIM
Vefalı olmak çok güzel. Ama geriye dönüp bakınca, biz o güzel duygularımız kaybettik. İnsanoğlu bazen nankör, bazen vefasız, bazen de vurdumduymaz oluyor. Olmasa iyi ama bakın görün ki hep gafletteyiz. Aşağıda yazacağımız örneklerde, Itri’ye ne kadar vefa borcumuz olduğu anlaşılır:
1-Bayram günlerinde okuduğumuz tekbiri, segâh makamında bu zat bestelemiştir. Hatırlayalım bu tekbirlerde ne diyoruz: Allah-ü Ekber, Allah-ü Ekber, Lâ İlâhe İllallah, Allah-ü Ekber, Allah-ü Ekber ve Lillah-il Hamd. Manası: Allah en büyüktür. Allah en büyüktür. Ondan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür. Hamd (şükür) O’nadır.
2-Teravih namazları arasında okuduğumz: Allahümme Salli âlâ Seyyidina Muhammed ve Ala Alîhî ve Sahbihi ve Sellim Manası: Allahım, Peygamberimiz, Seyydimiz Muhammed Aleyhisselamın âline ve ashabına selam olsun.
3-Hacda, tavafta Hacer-ül Esved’i selamlarken (istilam): Bismillahi Allah-ü Ekber Manası: Tavafa en büyük olan Allah’ın adıyla başlıyorum.
4-Tavaf esnasında: Lebbeyk Allahümme, Lebbeyk Lâ Şerike Leke Lebbeyk İnn-el Hamde ve-n Nimete Leke ve-l Mülk La Şerike Leke Manası: Buyur Allahım, buyur. Senin ortağın yoktur. Benzerin yoktur. Buyur Ya Rabbi. Hamd sanadır. Verdiğin nimetler sendendir. Mülk sahibi sensin. Eşin ve benzerin yoktur.
Üstadımız Türk tasavvuf musikisi bestekarıdır. Aynı zamanda hattattır. 1640-1712 yılları arasında yaşamıştır. Babası güzel koku sattığı için ‘Buhurîzâde’ namıyla anılmıştır. Daha çok Hafız Sadi Şirazi’nin eserlerini bestelemiştir. Peki bu zatı neden yazdık? Teravihlerde getirdiğimiz Salat-ü Selamlar, tavaf esnasında yaptığımız duaları, ruha işleyecek şeklide bestelemiş. Yüzyıllardır teravih kılanlarımız, hac yapanlarımız onun ruhları inleten güzel besteleriyle dua etmişlerdir. İstedik ki böyle muhterem bir zatı biz de hatırlayalım. Yaptığı bestelerde, dikkat edilirse, sözleri hep tevhid inancını Allaha, Peygambere sadakatten bahseder. Rabbim ona ve onun gibi Allah dostlarına rahmet etsin. Şöyle bir manzara düşünelim. Mahşerde İsrafil (as) suru üfürdü. Bütün insanlık kabirlerinden dirildi. Müslümanlar hep bir ağızdan, Peygamber Efendimiz önümüzde, ellerimizi açıp segâh makamında, buyur Ya Rabbi, buyur Ya Rabbi, senin ortağın, benzerin ve eşin yoktur. Nimet sendendir. Mülk senindir, diye dua ediyoruz. Böyle bir Peygamber ve Ashab heyetinin içinde bulunmak istemez miyiz. Neden olmasın. Bir ömür boyu, hep bu duygu ile yaşadık. Bu duyguyla yolculuğu tamamlamak isteriz.
HZ. DAVUD PEYGAMBERİMİZDEN BİR DUA ÖRNEĞİ
Şüphesiz ki Peygamberimizden ve bütün peygamberlerden bize gelen çeşitli dua örnekleri vardır. Amaca kısa yoldan ulaşmak için, Peygamberlerin dua ettiği usulü, kendimize adet edinmemizde fayda vardır. Hedefe ulaşmanın en kısa yolu da, bu örneklerdir. Biz de bu inançtan dolayı, Hz. Davud Peygamberimizin bir duasını sizinle paylaşalım istedik. Dua şöyle:
“Ya Rabbi, senin muhabbetini senden, seni sevenlerin muhabbetini senden, senin muhabbetine ulaştıracak amelleri yine senden istiyorum.” Özetle anladığımız kadarıyla, yani ben yok. Benlik yok. Ya ne var, Allah var. Bizleri yoktan var eden, sayısız nimetler veren Rabbimiz var. Rabbimizle beraber olana rahmet, merhamet var. Bizim gibi günahkâr, asi ve mücrim kulları ancak rahmeti bol olan Rabbimize sığınmaktan başka çare yok. Allah her hâlükârda bize yardımcıdır. Biz Ya Rabbi deyince, O da kulum der. O zaman hepimiz Rabbimizle ünsiyetimizi, çok sıkı tutmalıyız. Biz unutmazsak, zaten Allah bizi hiç unutmaz. Allah’ın muhabbetine eren kullarından olmak dileğiyle.
Hoşça kalın. Allah’a (cc) emanet olun.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.