Veysel Candan
Hayatın İçinden Kısa Kısa-3
Rabbimizin kesin emri-okuyup öğrenmeye mecburuz;
Allah (cc) Kasas süresi (88) de buyuruyor ki; “ Allah (cc) yanında, başka bir ilaha ibadet etme, başka ilah yoktur. Her şey helak olacaktır, hüküm onundur ve nihayet ona döndürülüp, ona götürüleceksiniz.”
Rabbimiz, birçok ayetlerde olduğu gibi, bu ayetlerde de bize rahmet ve merhametinden, önceden olacakları bildiriyor ki, kullarım bana hazırlıklı gelsinler. Yukarıdaki ayetler aslında, İhlas süresinin tamamını anlatıyor. Allah’tan (cc) başka, her şeyin fani olduğunu bildiriyor. Dünya tarihinde, zalimler hainler hep gelip geçti. Ayet-i Kerime hükmünce, hepsi helak oldu. Kabirlerinde şimdi hesap gününü bekliyorlar.
Rabbimiz, Sevgili Peygamberimizin (sav) ümmeti olarak, bizleri uyarıyor. “ Emirlerimi tutun, yasaklardan kaçının. Geleceğiniz yer, mahşer ve huzurumdur.”
Dinin içinden gelen tehlike;
Zararlı cereyanlar hızla artıyor. O kadar imam, hatip, cami ve Kuran kursu varken, bazı gençlerimizin İslam’dan uzaklaştığını görüyoruz. Nerede? Nasıl? Hata yaptık. Sorgulayıp, tedbirler almaya mecburuz.
İçeriden bu gelen tehlikelerden bir kaçı kısaca;
1- Kur'an-ı Kerim, bize yeter. Sadece meal okuyarak İslam’ı öğrendiklerini zannedenler. İddiaları, Kuran-ı Kerim, anlaşılır bir kitaptır. Biz okur ve anlarız. Bunlara, Ehlisünnet âlimlerimiz cevap yazmışlardır. Onların detayını okuyabilirsiniz.
Basit bir örnek; Hasta, doktora gider. Doktor reçeteyi yazar. Reçetedeki ilaç isimlerini zor da olsa herkes okur ama ne işe yaradığını bilmez. Bir eczacı okursa, ilacın neye yaradığını, nasıl içileceğini, ne kadar miktarda alınacağını bilir ve hastaya ona göre tarif yapar. Bu misalde olduğu gibi, Kuran-ı Kerimin ayetlerini, iyi anlayabilmek için, Kuran-ı Kerim ifadesiyle, rusüh sahibi, yani İslami ilimlerin ki, sayıları 14 civarındadır, bunları tahsil etmeden Kuran-ı Kerimi, layık-ı veçhiyle anlayamayız.
2- Hadisleri inkâr. Peygamberin (sav) görevi bitti. Hadislerin çoğu, sonradan yazıldı. Toplandı. Bir kısmı uydurma. Özetle, muhaddisleri inkâr ederler. Dolayısıyla, Ehlisünnet âlimlerinin eserlerine de, itiraz ederler. Bu görüş, çok sapık ve yanlıştır.
3- Mezhepleri inkâr ederler ve Peygamber (sav) zamanında mezhepler mi vardı? Derler. Hâlbuki şu basit düşünceyi unuturlar. Peygamberimiz (sav) hayatta. Sahabe, hemen sıkıntılarını Peygambere (sav) aktarıyor. Dinlerini, doğrudan Peygamberimizden (sav) öğreniyor. Bazen de Peygamberimiz (sav) bekleyin diyordu. Gelen vahyi bildiriyordu. Böylece 23 yılda İslam tamamlandı. İslam, dünyaya yayılınca mezhep imamlarımız o bölgelerdeki Müslümanların sorunlarına cevaplar verdiler. Mezhep imamlarımızın hepsinin ortak kaynağı, Kitap, Sünnet, Sahabelerin uygulamaları, ümmetin icma-ı ve kıyastır. Hiç bir mezhep imamımızın, İslam’a ters bir görüşü yoktur.
Ameli ve itikadi mezhep imamlarımız da aynıdır.
4- Tasavvuf ve tarikatı inkâr ederler. Peygamber (sav) zamanında tarikat yoktu derler. Ama Peygamberimizin (sav) hayatı ve sahabenin hayatı tarikatın ta kendisi idi. Çünkü, tarikat yol demek, onlar da İslam yolunda devam ettiler.
Bütün bu gelişmeler, kişilerin cehaletinden, bir kısmının ihanetinden, bir kısmının da şöhret peşinde olmasındandır. Allah (cc) bizleri, bunların yanlışlarından korusun. Âmin. Bu konu, çok geniş, izaha muhtaç. Âcizane kardeşiniz olarak tavsiyem, Peygamberimizin de (sav) buyruğu böyle, dininizi doğru insanlardan öğrenin, şeklindedir.
Bizim dikkat edeceğimiz husus, adam ne söylüyor? Söylediği ile amel ediyor mu? Kitap, Sünnet ve Ashabın hayatına bakışı çok önemlidir.
Özetle: Bizim yolumuz, Kuran-ı Kerim, Peygamberimizin (sav) Hadis-i Şerifleri, o yoldan giden Sahabiler, Ehlisünnet âlimlerimiz ve mezhep imamlarımızdır. Bunların da baş imamı, İmam-ı Azam Ebu Hanife’dir. (Allah (cc), ona rahmet etsin. Cennette, bizi onunla buluştursun. Âmin.)
Hoşça kalın. Allah’a (cc) emanet olun.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.