Veysel Candan
Hayatın İçinden Kısa Kısa - 130
EHLİ SÜNNET ALİMLERİMİZİN HASSASİYETİ NEYDİ
Yaşanmış hatırayı okuyunca Ehli Sünnet alimlerimizi neden çok sevdiğimizi anlayacağız. Ulemadan Muhammed Hamdi Yazır anlatıyor (Müfessir Elmalı Hamdi Yazır);” 13 yaşındayım. İstanbul Küçük Ayasofya medresesinde okuyordum. Bu arada Hacı Kâmil adında bir zatın da hizmetlerini görüyordum. Kâmil efendinin odasının eşiği yüksekti. Odaya girip çıkarken, sıkıntı çekiyordu. Kolay inip çıkması için, üzerinde romence yazı bulunan sandığı eşiğe koydum. Bunu gören Kâmil efendi, beni çağırdı. Bana, Ey oğul, ayağımızın altına öyle bir karpuz kabuğu koymuşsun ki, hiç günahımız olmasa, bu yeter. Dedim ki, efendim bu İslam yazısı değil. Kâmil efendi, Evladım Müslümanın da, gayri müslimin de yazısı vardır. Hayra yarayan hakka hizmet eden, her yazıya saygı lazım dedi ve yazıyı kaldırttı.
İmam Azam Ebu Hanife Hz.leri (Allah (cc) ondan razı olsun) şöyle söylediler;” Hedefine erişen saygı ve hürmetle erişti. Mahrum kalan tazim ve hürmeti terk ettiği için mahrum kaldı.” İmam Azam Hz.lerinin bu öğretici güzel sözleri, Kâmil efendinin hassasiyeti nereden geliyor diye baktık. Cevap, Kitap ve Sünnetten geliyordu. Silsileyi araştırdık. İmam Azam Hz.leri, Caferi Sadıktan (ra) o, Zeynel Abidinden (ra) o da, Hz. Hüseyin’den (ra) O da dedesi Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (sav) den almıştı. Ulemamızın ufacık bir hareketi, bizi derin düşündürdü. Peygamberimizi (sav) hatırlattı.
İttifakla söylenen söz şudur ki, bir kişinin eline, yüzüne bakıldığı zaman size Allah ve Resulünü hatırlatıyorsa, o Allah (cc) dostu bir kuldur. İşte biz Allah’ın (cc) veli kullarını, Kitap ve Sünnet alimi olan mezhep imamlarımızı, Peygamberimizi (sav) oradan da Rabbimizi seviyoruz. Sev ki sevilesin. Merhamet et ki merhamet olunasın.
HZ. ÂDEM (AS) PEYGAMBERİMİZ CENNET KAPISINDA NE GÖRDÜ
Ahmet Cevdet Paşa (ra) Kısası Enbiya adlı eserinde şöyle anlatıyor;” Âdem (as) Peygamberimizi (sav) görmek istedi. Kendisine, O senin neslinden gelecek, ahir zaman Peygamberidir. Daha yaratılmadı. Hz. Âdem (as) görmekte ısrar edince, kendisine sağ el baş parmağına, Peygamberimizin (sav) nuru kondu ve onunla Allah’ı (cc) tesbih etti.”
Âdem (as) Peygamberimizi (sav) nereden tanımıştı. Cennet kapısında “Lâ İlâhe İllallah Muhammed Resul Allah” yazılı idi. Sen Muhammed’i nereden biliyorsun diye sorunca, cevaben, Zâtının isminin yanına yazdığına göre, değerli olduğunu anladım. Cebrail (as) bu olayı olduğu gibi, Peygamberimize (sav) anlattı. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurdular;” Kim ezanda, benim ismimi duyar ve baş parmaklarını öper, gözlerine sürerse ebedi kör olmaz. “
Bu olay bize şunları öğretiyor: 1- Peygamberimizin şerefi, itibarı Allah (cc) yanında en yüksektir. 2- Peygamberimizi (sav) vesile ederek, dua etmek Kuranı Kerimin emridir ve yapılmalıdır. Kuranı Kerim Ayetlerinde buna işaret vardır. 3- Ezanı Muhammedî okunurken Peygamberimizin (sav) tarif ettiği baş parmaklarımızı öpüp, gözlerimize sürmek sünnettir. Biz, Kuran ve Sünnet ne emrederse ona amadeyiz.
GAZİ OSMAN PAŞAYI BÖYLE TANIDINIZ MI
Ahmet Cevdet Paşa tarihle ilgili yazdığı eserinde şöyle bilgi veriyor;” Osmanlı ordusu, tuna boylarında (Vidin’de ruslarla savaşıyor) Ordu komutanı Osman Paşa, aldığı maaşın bir bölümünü kullanıyor, geri kalanını hazineye iade ediyor. Geceleri ibadetle geçiriyor. Kuranı Kerim okuyor. Askerine merhamet eder ve ordunun en önünde savaşıyordu. Bu savaş sırasında geçen bir olayı. Cevdet Paşa şöyle anlatıyor: Başkatip Hikmet Bey, Kerim paşadan gözyaşları içinde şu olayı anlattı: Gazi Osman Paşa Vidin’de, İstanbul’dan Sultan II. Abdulhamit’ten bir telgraf alır. Osman Paşa ordusunu toplar. Telgrafı hürmetle okutur. (Mektupta, cihat şehadet, vatan müdafaası anlatılmaktadır) Mektup okunup bitince, neferlerden 4 kişi ayağa kalktı. İçlerinden biri, arkadaşlarına vekaleten söze başladı: Burasını dikkatle okuyalım
Efendim, beklediğimiz ve özlediğimiz şehadet günü, bugün karşımıza çıktı. Bu ferman, bize bunu müjdeledi. İzin verin, bugün sabaha kadar şenlik yapalım. Allah (cc) Kuranı Kerimde ilahi yardımı vaat ettiğini, alimlerimizden öğrendik. Bu ayetlerin her biri, kalbimizde demir bir kale gibi yerleşmişti. Muharebeyi kazanmak, askerin çokluğu, azlığı ile ilgili olmadığını dinimizden öğrendik. Düşük bir ordunun, büyük orduları hezimete uğrattığını gördük.
Bu yiğit mücahidin sözleri, bugün bile hepimizi heyecanlandırdı. Kalbimizi titretti. Bediri, Uhudu hatırlattı. Bedir ve Uhudda da Müslümanlar çok azdı, ama müşrikleri perişan ederek, zafer kazandılar. Bu olay bize şunları öğretti: 1- Alimlerin toplumu bilgilendirdiği zaman, cihat ruhunun geliştiği 2-Ordu komutanı Gazi Osman Paşa’nın askere muhabbeti, cömertliği ve kahramanlığı. Siz bu yazıyı okuyarak, daha birçok sonuçlar çıkarabilirsiniz. Osman Gazi zaferle, İstanbul’a dönünce II. Abdulhamit Han kendisini karşılamış ve şu tarihi cümleyi kurmuştur. “Sen bizim yüzümüzü ağarttın. Allah (cc) de senin yüzünü ağartsın.”
Değerli okuyucu kardeşim, senden ricam, dini ve tarihi değeri olan bu güzel hatıratları okuyun. Ailenize okutun. O ruhla insanları yetiştirin.
Hoşça kalın. Allah’a (cc) emanet olun.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.