Süleyman Küçük
Fars Körfezindeki Savaşı Tanımak
Fars körfezinde yaşanan savaşın ortaya çıkardığı bir gerçek ve bir soru var.
İran’ın, ABD ve Siyonist işgal gücünü vurmasının yanında BAE, Suudi Arabistan, Katar ve diğer Arap memleketlerini vurduğunda, teknik olarak bir Arap ülkesini mi vurmuş oluyor?
Bu ülkelere Irak ve Umman ile başka ülkeleri de ilave edebilirsiniz.
Hatta Husiler Siyonist işgal yapılanmasını vurduğundan gerçekten vuran güç Yemen midir, İran mıdır?
Suudi Arabistan ve Umman'ı da eklediğimizde Kuveyt, Bahreyn, BAE, Katar gibi küçük emirliklerin, Batının körfezdeki petrol ve doğalgaz kuyularının, enerji tesislerinin ve enerji koridorlarının bekçiliğini yaptıklarını bu savaş nedeniyle yeniden tanımış olduk.
Batının derdi tek İran’ın petrolü değil. Çünkü İran’ın petrolü olmasa da körfezde kendine uşaklık eden ülkelerin petrol ve doğalgazı onlara yetiyor.
Körfezi açmak istemelerinin ve diğer devletleri yanlarına çekmek istemelerinin sebebinin sadece petrol olmadığı uranyumun asıl neden olduğunu iddia edenler yanılmaktadır Trump denilen dengesizin önceki gün yaptığı açıklama ile ortaya konulmuş durumdadır.
Diğer taraftan fars körfezini açmak tek başına bütün problemleri çözmüyor. Bu nedenle Yemen’in işgal edilmeye değecek kadar petrolü ve doğalgazı olmamasına rağmen ABD, Batı ve İsrail'in hedefindedir.
Çünkü Fars körfezinden çıkıp Avrupa’ya gidecek tankerlerin Kızıldeniz'in iki giriş çıkış kapısından birisi olan Babülmendep boğazını ve kısmen İran’ın güneyindeki Hint Okyanusu'ndaki suyollarını kontrol eden konumdaki Yemen’de tutan Şii Husiler, İran'ın müttefiki durumundalar.
Yemen'de başkent Sana ile kuzey ve kuzeybatı bölgeleri elinde tutan Şii Husi’lerin kontrolündeki stratejik önemdeki Babülmendep boğazının da kontrol altına alınmadan körfezdeki petrolün ve doğalgazın dünyaya ulaşması, özellikle de Avrupa ülkelerine ulaşması mümkün değildir.
Yani ABD'nin sadece Hürmüz'ü açması yetmiyor.
Suudi Arabistan'ın fiili yöneticisi durumundaki Prens Muhammed b. Selman için Trump denilen dengesizin açık açık "Prens, kıçımı yalayacağını düşünmüyordu. Ancak şimdi kıçımı yalıyor" demesinin karşısında bütün bir Arap yarımadası ülkelerinin sessiz kalması boşuna değildir.
Ortada kimsenin bilmediği ve savaş nedeniyle kenarından köşesinden bir şeylerin gösterilmesine rağmen resmin tamamının gösterilmediği bir Suudi Arabistan, BAE ve Katar sırrı olduğunu iddia etmek artık bir komplo teorisi olmaktan çıkmıştır.
Yüzölçümü 2.149.690 km2 olan Suudi Arabistan ile yüzölçümü 75 bin km²’yi geçmeyen ve nüfusu 800 bin bile olmayan Birleşik Arap Emirlikleri’nin petrole rağmen gelişmişliklerini karşılaştırınca bu sır kendiliğinden ortaya çıkmış olacaktır.
BAE ile Katar’ın Suudi Arabistan dururken nasıl bu kadar hızlı bir kalkınma yaşadığını kimse bilmiyor mu, yoksa kimse tarafından bilinmesi istenmiyor mu?
Suud neyse de BAE’nin siyasi bir geçmişi, kurtuluş hareketleri, kültürel ya da siyasi kurumları olmamasına rağmen bu kadar kısa sürede
Nasıl oldu da körfezin en hızlı büyüyen ekonomisinden birisi oldu.
Bilmeyen veya bilinmesi istenmeyen gerçek BAE projesinin aslında bir yahudi projesi olduğudur.
Orta Doğu’da siyonistler petrolden ve doğalgazdan kaynaklanan ticaret ve finansa el koyarak onu yönetecek ama korunmuş ana devletle doğrudan ilişki kurmadan çıkarlarını koruyacak bir yerleşim kurarak projelerini gerçekleştirdiler.
Bu arada 1971’den önce yani BAE nin kuruluşundan önce her birinin emiri, ordusu, polisi ve güvenlik yapısı olan yedi emirlik nasıl oldu da Abu Dabi öncülüğünde bağımsız ve güçlü bir devlet oluşmasının önüne geçildi?
Dünyanın hiçbir yerinde resmî rakamlara göre yerli nüfusu 750 bin olan ve 200 farklı milletten 9 milyon yabancının olduğu bir ülke finansal birikim ve uluslararası ticaret için güvenli bir ortam oluşturmaz.
Ama ülkede 75 bin milyoner var olur ve bunların büyük kısmı siyonistler olursa olur.
FARKINDA MIYIZ?
BAE ve Suudi Arabistan neden finans merkezi yapılmak istenmiştir?
BAE ve Suudi Arabistan sadece gökdelenler ve petrol ticaret demek midir?
BAE ve Suudi Arabistan neden dünyada en çok silah alan ülkelerdir?
Çünkü BAE ve Suudi Arabistan kuruluşlarından beri bir siyonist işgal gücünü düşman olarak görmemektedirler.
Özellikle BAE artık tamamen bir yahudi yerleşim bölgesi olmuştur.
Siyonistlerin dünyayı yönetmek için neden BAE’ni seçtiğinin cevabı Henry Ford’un 1921 tarihli “Uluslararası Yahudi” kitabında verilmiştir:
“Siyonistler dünyayı arkadan yönetmeyi tercih eder.”





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.