Süleyman Küçük

Süleyman Küçük

Bakışınız hangi istikamete

Din ve dünyaya dönük konularda bulunduğumuz yer ve baktığımız istikamet bizim geçmişte ve bu gün ne olduğumuzu hatta gelecekte ne olacağımızı ortaya koyar.

İnsanlar için hep geçmişte ve bu gün bulundukları yerde olmalarından dolayı gelecekte de görüşleri aynı istikamette mi olur veya insanlar değişemezler mi diyenler olabilir.

Elbette olur.

Ancak bu değişimde aslolan şey hedef kitleniz veya içinde bulunduğunuz kitleye yaşadığınız değişim ve dönüşümün açık yüreklilikle ve medeni cesaretle yine sizin tarafınızdan deklere edilmesidir.

Bu yapılmıyorsa veya çevreden gelen itirazlar ve serzenişler karşısında sessizliğe bürünme gibi bir hal gerçekleşiyorsa tabir caiz ise bu sizi diğer insanlar karşısında ikiyüzlü ve iki dilli bir münafık yapar.

Geçmişte ve bu günlerde bu durumu çokça yaşamış bir milletiz biz.

Dini konulara geçmeden biraz dünyevi konular hakkında olan bitene bakalım.

% 99 u Müslüman dedikleri Ülke olan Türkiye’mizde hala müttefikimiz zannettiğimiz tarihi düşmanlarımız eliyle asker, polis ve sivil Şehitler verilmeye devam edilirken bu toplum içinden seçilerek üretilenler olduklarına inandıklarımız ile ihanet ettikleri için onlarla beraber olan hırsızlar, soyguncular, faizciler, tecavüzcüler ile LGBT ürünü ne idüğü belirsiz nesepliler ile ABD İsrail dostları ve âşıklarının hepsi çok cesur bir şekilde dinimize, inancımıza, tarihimize ve ecdadımıza hakaret ve küfürler ediyorlarken suskun kalanlarımızın durdukları yer neresidir acaba?

Ya da bu ülkede seçkinlerin hukuku uygulanıyor veya bu ülkedeki yasa hukuk adalet herkesin kendinedir diye dün bağıranların bu gün garip bir şekilde susmaları hangi istikamete dönük bir tavırdır?

Diğer taraftan tek parti iktidarının meclis grup başkanvekilinin, TBMM Genel Kurulu'nda "Bu ülkede iktidar partisi gelene kadar kadın' kelimesinin adı yoktu sözleri ile başlayan tartışmalara dönük Türkiye'de kadınların yüzde 70'i yok sayılıyordu, hiçbir mesleği olamıyordu, üniversiteye gidemiyordu, milletvekili olamıyordu hatta Türkiye’de önemli sayılan bazı devlet görevlilerinin eşi bile olamıyordunuz. Şimdi böyle baktığınız zaman inanılmaz bir mağduriyet vardı. Kim ortadan kaldırdı bu mağduriyetleri sözlerinin nereye vardığı konusunda ağızlarını bıçak açmayanların bu günkü mağduriyetlerin belki de en önemli sebebi olan mahut İstanbul Sözleşmesi hakkında dillerini oynatmamalarından ne farkı vardır?

Bütün bunlar olup biterken bu ülkedeki her kötülüğün esas sebebi ve faili sayılan dış güçlerden bahsedenlerin sorumluluğu almamaları nasıl bir savrulmadır?

Sahi, her sefer kolaylıkla telaffuz ettiğimiz ancak üzerindeki perdeyi bir türlü kaldırmak istemediğimiz bu derin güçler kimdir?

Virüs karşısındaki yorgunluğumuza rağmen kendi vatandaşlarımıza maske ulaştırmakta aksaklıklar yaşarken uçaklar dolusu maske ve tıbbi yardım gönderdiğimiz ABD mi, İngiltere mi, İsrail mi veya Fransa mı?

BU dış güçler bizim dostumuz mu, düşmanımız mı sahi?

Dini konulara değinecek olursak, bu def yüzbinlerce imam, müezzin olan Diyanet görevlilerinin yanına on binlerce ilahiyat Fakültesi hocası ve mezunlarını da ilave ettiğimiz de hayli yüksek sayıda din eğitimi görmüş insanımız olmasına rağmen başta tarih, tıp, felsefe ve sosyoloji olmak üzere diğer bilim dallarındaki öğretim elemanları ile mezunlarının üzerinde tartışma yaptıkları Allah(cc) Rasulünün(sav) Sahih Sünneti ve Hadislerinin ortadan kaldırılması tartışmalarında ağzını açmayanların istikametleri ne ola ki?

Dahası son çeyrek yüzyılda para kazanma aracı haline dönüştürülen meal yazımının sonucu olarak Kur'an ayetlerinin Allah’ın(cc) sözü olup olmadığından başlayarak Kuranda anlatılan geçmiş kavimlere dair olayların hükümleri ile birlikte tarihsel ve dönemsel olduğu, günümüz insanına bir bakış açısının olmadığı iddialarının dillendirilmesini fikir hürriyeti kabul edenlerin durdukları yeri tarif edecek birisi var mıdır?

Hz. Peygamberin(sav) Sünnetinin İslam Dinindeki konumunun ne olduğundan başlayıp mütevatir hadis var mıdır, yok mudur ile devam ederek Dinimizin kurucu nesli olan Sahabe ve Tabiin Neslinin(ra) adaleti ve Selefimiz ulemanın dini bilgilerinin nereden kaynaklandığına hatta açık ayeti kerime olmasına rağmen ehli kitap başta olmak üzere "Lâ ilâhe illallah" diyen herkesin cennete gideceğini müjdeleyenlere kimin dur diyeceği bekleniyor?

İslam Dininde kadının yerinin ne olduğu konusundaki hezeyanlara ise hiç girmeyelim.

Din ve dünyaya dönük bu ve benzeri daha pek çok meselede bize din öğretmeye kalkışan şu veya bu kişilerin problem çözmek yerine her biri birer ayrı problem olarak milletimizin önüne konuluyor olması karşı karşıya bulunduğumuz projenin köklerini ve boyutlarını sadece görmemizi değil Hz. Peygamberden(sav) Sahih Sünnet ve Hadisten, Sahabeler den(ra) ve selef ulemadan arındırılmış bir Kur'an dini ile Müslümanlardan kurtarılmış bir Kur'an elde etmeye dönük çalışmaları yok etmeyi gerektiriyor.

Sahi sizin bakış istikametiniz kimlerle ayrışıyor veya benzeşiyor?

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.