Zencirli de Çiftçinin Yüzü Gülüyor!

Öncekigün bir ziyaret için şehire 35 km. mesafede Aksaray yolunda sağda 500 metre içeride bulunan Zencirli köyüne gittik. Aradaki 21 km’lik kısım dışında kavşaktan itibaren bölünmüş olan yolda bir kanal ve bir küçük derenin üzerine yapılacak köprülerin kalıpları hazırlanıp, demirleri döşenmiş, ancak başka bir çalışma göze çarpmıyor. Çorak araziye sahip olan Aksaray yolunda ekin bitmediğini bildiğimiz için bu yıl yağışın bol olması sebebiyle ara ara boy veren mahsûl dikkati çekiyor. Yıllar önce “Bizim köy kıraç. Yağış olmaz” diyen misafir olduğumuz evin sahibi Hac arkadaşım Mevlüt Erkek, bu yıl 40 yıldır görülmemiş şekilde bol yağış olduğunu belirterek, “İnşallah, 1962 ve 1969’dan daha bereketli bir mahsûl olacak. Allah’a binlerce defa şükürler olsun” diyor.

Eski ova köylerinin toprak damlı, çamur sıvalı evlerinin yerini yavaş yavaş 2 katlı modern yapılar almaya başlamış. Damlarında çanak anten, içlerinde her ihtiyacı karşılayacak teşkilât ve beyaz eşya mevcut. Köyde, komşu köyden gelen su bulunduğunu, ancak bulanık olduğundan içecekleri suyu şehirden getirdiklerini, Belediye otobüsünün sefer yaptığını, 4 kontörle gidip geldiklerini söylediler. Köy konağı ve ilkokulu var. Evde tandır ekmeği yapanın yanında şehirden getirenler de hayli fazla imiş. Orada bulunan herkesin yüzlerinin güldüğü sözlerinden kolayca anlaşılıyor. Şimdiye kadar hiç ekin bitmeyen yerlerde bile mükemmel ekin olduğunu ifade eden köylülerin ortak görüşü şöyle:

“Allah, bereket nasip etsin. Başaklar söylendiği gibi boş değil, dolu dolu. Çiftçiler son 2 yıldır ödeyemediği borcunu fazlasıyla öder. Arpalar yer yer sararmaya başlasa da yağış nedeniyle toprak henüz nemli olduğundan yeşil olanlar var. Bu yüzden hasat ancak 15-20 sonra yapılır. Buğday ise en erken 10 Temmuz’da hasat edilebilir. Bu yıl yağış bol olduğu için otlar da bol oldu. İlk defa çok miktarda ot samanı yaptık. Ot samanı kışın büyük baş hayvanlara yedirilir. Tohum değiştirmek ekinin bol olmasında yararlı oldu”

Yıllardır çok az yağış düştüğü için sıkıntı içinde olan köylüler, son 3 yıldır koyun para etmediğinden nerede ise koyunculuğu bırakma noktasına gelmişler. Fakat, bu yıl kilosu 11 liraya kadar kesim yapıldığı için durumdan oldukça memnunlar. Fakat, hükümetin ilân ettiği buğday ve arpa fiyatlarını az buluyor, ancak buna rağmen ellerine iyi para geçeceğini kaydederek, “Mahsulümüzü sağda solda uğraşmamak için Ofise vereceğiz” diyorlar. Bu arada, ev sahibinin tek oğlu Ahmet Erkek, inek besiciliği yapmadıklarını, her yıl Kurban Bayramı için eş dostun siparişi üzerine 30-40 düve beslediklerini, bu yıl sayıyı 70-80’e çıkaracaklarını ekliyor. Tarla ve besilere bakmaları için ücretle 2 yardımcı tutmuşlar. Evlerinin avlusunda bir miktar sebze ekmişler. Kuyudan bir tanka su doldurup, damla sulama yapıyorlar.

Yol boyunca sağda solda yağmurlama sistemle pancar ve yonca sulayanları gördük. Konya’ya 20 kilometre mesafede olan Zivecik köyünde de mükemmel mahsûl varmış. Kışı şehirdeki dairelerinde, yazı da hasat sebebiyle köyde geçirenler eksik değilmiş. Bana kalırsa köyde çiftcilik ve koyunculuk yapmak suretiyle yeterli kazanç sağladıkları takdirde insanların doğup büyüdükleri köylerini ve köy yaşantısını bırakıp, şehire göç etmeyecekler. Ülkemizde tarım ana uğraşlardan birisi olduğu için AB. istedi diye köylümüz kolay kolay çifti çubuğu bırakacağa benzemez. Tarlada buğdayımız bitmez, ekmeklik buğdayı dışarıdan ithâl edecek hâle gelirsek vay hâlimize. Dünyada kendi kendini besleyen 7 ülkeden birisi idik. Herhalde Hıristiyan batı her işte olduğu gibi, bu konuda da Türkiye’ye sinsi sinsi tuzak kuruyor gibime geliyor.

Dağ köylerinin hâli belli. Ecdadımın köyü olan Yatağan’da ekilebilecek aynı yerde 2-3 dönüm düz araziden başkasını bulamazsınız. İklimi serin olduğu için ekinler ova köylerinden çok sonra hasat edilebilir. Kaldırdıkları buğday ancak tohumluğa yeter, arpayı da besledikleri hayvanlara yedirirler. Türkiye’nin buğday ambarı Konya ovasının büyük bölümünü teşkil eden ova köylerinde durum bu sene geçmişe nazaran çok farklı. Köylülerin neşesi yerinde. Hasada bir başka şevkle hazırlanıyorlar. Makine, römork ve diğer ekipmanlarını yenileyerek araç parklarını genişletmiş, hatta otomobillerini bile değiştirmişler. Allah, kazançlarını sağlık ve sıhhat içinde, ağız tadıyla yemeyi nasip etsin. Allah, elbette kulunu aç ve açıkta bırakmaz, buna imanımız tam. Yeter ki bizler Yüce Mevlâ’ya lâyık birer kul olabilelim. Sofrasına misafir olduğum dostum Mevlüt Erkek, “Bu krizin de kasım ayına kadar biteceğini ümit ediyorum” diyor. İnşallah öyle olur. Söyleyene değil, söyletene bakmak lâzım.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi