Yenilmeye mahkum olmak

İki maçta kalesinde 9 gören kalecinin üzerine topu nişanlıyorsan, kale ve defans oyuncun kendilerinden santim santim kısa olan bir oyuncuya, “gel gol at” diyorlarsa, taraftarın, Galatasaray taraftarı gibi hep bir ağızdan takımını desteklemek yerine, kale arkasında çekirdek çitliyorsa, büyük umutlarla transfer ettiğin, yıldız diye herkesin gözünü boyadığın oyuncun maçı sahada değil tribünde oynuyorsa, Kocaeli’nin 5 attığı, kalene gol harici gelemeyen bir takıma fiziksel ve psikolojik olarak iyi hazırlanamamışsan, KAYBETMEYE mahkumsun.

Konyaspor’un, Galatasaray’a tek golle mağlup olmasının belli başlı nedenleri bunlar. Veysel, kaleye nişanlarken, Bülent Bölükbaşı topu dağlara taşlara vuruyorken elimizde yine her zamanki gibi bahaneler ve hüzünler kaldı.

İki tarafın da zeminden şikayet ettiği zoraki bir 90 dakikaydı, Konyaspor, Galatasaray’dan daha fazla kazanmak zorundaydı. Bordo yorgunu bir ekibe karşı Veysel ve Bülent’in kaçırdıkları adeta saç baş yoldurttu. Arda kalitesini konuşturarak, mahalle maçlarındaki zeki çocuk edasında, bizimkilerin arasından topu ağlara gönderdi. Bir de ikinci yarı, baskı kuramayan ataklarımız kaldı 90 dakikalık hafızalarda.

“Büyük Konyaspor taraftarı” maç boyunca susarken, bir avuç Galatasaraylı ses tellerini yırtarcasına bağırıp, maç sonu takımlarının kazanmasını kutladı, kale arkasında çekirdek çitleme yarışmasında dereceye girmeyi hedefleyen taraftar da maç sonrası hakemi protesto etti. Galatasaray maçıyla taraftar olma konusunda bütünlemeye kalan seyircinin sınıfı geçmek için önümüzdeki günlerde çok çalışması gerek. Küme düşmemek için papatya falları açan bir takımın taraftarı kalan haftalarda Konya’da oynanacak maçlarda ses telleri yırtılıncaya kadar bağırmalı.

***

Büyükşehir Belediye Atatürk Stadı maça öncesi ve sonrasıyla damga vurdu. Geçen yıl erteleme maçında Uğur Uçar’ı kaybeden Galatasaray, maçtan günler önce sahayı bahane etmeye başlamıştı. “Bu sahada futbol mu oynanır” türündeki feveranlar maçtan sonra da devam etti. Bülent Korkmaz, “bu saha Konya’ya yakışmıyor” derken, Giray Bulak ise, “ne yapalım bu sahada oynuyoruz, değiştirecek halimiz yok” dedi.

Spor programlarına baktım. Hemen hemen her yorumcu Konya Büyükşehir Belediye Stadı’nın zeminini konuşuyordu. “90 dakika” da Hıncal Uluç, Türkiye’de iyi stat yok ki, bırakın Konya stadını Şükrü Saraçoğlu Stadı’nın zeminlerine bakın. Orası da felaket diyordu.

Türkiye’de bugün birçok stadın zemini kötü. Oyuncusu, teknik direktörü futbol oynamak yerine sürekli saha zeminlerinin kötü oluşundan yakınıyor. İşin kötüsü, patates tarlalarını andıran statların zeminine ciddi bir çözüm önerisi getiren de yok. Futbol oynamayı unutan kitleler, statların kötü olduğundan yakınıyor. Topu kaleciye nişanlamak, senden santim santim kısa olan bir oyuncuya “gel de gol at” demek, Türkiye’de saha zemini ile ilişkilendirilir hale geldi. Hal böyle olunca futbolu unuttuk. Futbolun kurtuluşu için patates tarlasını andıran statların bir an önce tarihe karışması lazım.

Selçuklu bölgesine stat yapmak isteyerek oy avcığına soyunanların şu sıralar dönüp mevcut stadın zeminini iyileştirmeleri, tam anlamıyla futbol oynayacak hale getirmeleri daha uygun olmaz mı?

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi