Yazık! Yenimahalle, Ne Hâle Gelmiş!
Sıkı yönetim sırasında Muhabere Alayı’nda Üsteğmen Hilmi Yeniçeri komutasında 4 mangalık bir hazır kıta teşkil edilmişti. Bu kıtaya sabah mermi dağıtılıyor, akşam toplanıp bölük yazıhanesi’nde çelik dolaba kilitlemem için bana teslim ediliyordu. İhtilâl gecesi saat 3’te Üsteğmen Yeniçeri, beni uyandırarak mermilerin konulduğu torbayı istedi. “Üsteğmenim bir şey mi oldu?” soruma cevap vermedi, ancak saat 4’ten itibaren koğuştaki radyodan Albay Alpaslan Türkeş’in, Silahlı Kuvvetlerin idareyi ele aldığını açıklamasını ve Millî Birlik Komitesi’nin bildirilerini dinlemeye başladık. Sabah alaya gelen Alay Komutanı Albay Necmettin Aksoy’un, gece nöbetçi subayına bildirilen parolayı bilmediği için nöbetçiler nizamiyeden içeriye almamış, daha sonra nöbetçi subayı tarafından içeriye alınmıştı. Bu arada Bölük Komutanımız Oktay üsteğmene valilikte telsiz muhaberatı görevi verilmiş, ben ve bir çavuş arkadaş koruma olarak birlikte ciple şehire inerken Radyoevi’nin önündeki tankları ve Genelkurmay Başkanı Orgnl. Semih Sancar’ın Sıhhiye’deki Orduevi’nden yaka paça edilerek götürülüşünü gördüm. O güne kadar adını bile duymadığımız ihtilâl sebebiyle günlerce heyecanlı ve hareketli günler geçirmiştik. O yıllarda radyoevinin karşısında ünlü bestekâr Sadi Hoşses’in plâkçı dükkânı ve birkaç küçük dükkân vardı.
Hafta sonlarında ev izinine çıkınca cumartesi günü Gençlik Parkı’nda gezer, geceyi de 3. Taburda çavuş olan Konyalı Cafer Tayyar Karababa ile birlikte Cebeci’deki Konya Talebe Yurdu’nda geçirir, pazar sabahı da yurdun önünde futbol oynayıp, öğleden sonra 19 Mayıs Stadı’nda maç seyrederek, akşama yakın birliğimize dönerdik. Gazeteci Orhan Berk, bankacı Ahmet Belge, Baykal Ataman ve Konyalı bazı gençler de Ankara’da yüksek tahsil yapıyordu. Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasaray’ın maçları olmadığı haftalarda ya Yenimahalle’ye gidip, aslen Konyalı olan terzi Basri’nin dükkânında sohbet eder, ya aramızda futbol oynar, ara sırada da hasret gidermek için 3 liraya Konya’ya gelirdik.
Uzun bir girizgâhtan sonra güzel günler geçirdiğimiz, ancak bir daha görmeye fırsat bulamadığım o yılların Yenimahalle’sinden bahsetmek isterim. Şehir ile Yenimahalle arasında sâdece Karayolları idare binası ve atölyelerinden başka yapı yoktu. Yol boyunca yeşil bir kuşak ve Ankara’nın bu yakın ilçesinin planlı görüntüsü dikkati çekerdi. Trafiği yoğun olmayan, sâkinlerinin huzurlu yaşam sürdüğü Yenimahalle, geniş caddeleri, iş merkezleri ve artmakta olan nüfusu ile bu güzel yerleşim merkezi Ankara’nın sayfiyesi olmaya başlıyordu.
Bir gazetenin haberine göre, meğerse aradan geçen 50 yılda Yenimahalle’de çok şey değişmiş, üst üste 3 defa seçilen CHP’li belediye başkanlarının döneminde ilçenin sahip olduğu değerlerden hayli kayba uğradığı, nüfusu 650 bini bulan ilçede bir zamanlar parklarda fuhuş pazarlığı yapıldığı, bazı bölgelerdeki dükkânların çetelere haraç vermek zorunda kaldıkları anlaşılıyor. Yıllarca CHP kalesi hâline gelen ilçede 2004 seçiminde bir devrim yaşanmış ve Ak Partili bir başkan kazanınca belediye ve emniyet işbirliği sâyesinde park ve bahçeler halkın oturacağı yerler hâline gelmiş, gasp ve haraç olayları azalmış, sıkıntılı bazı bölgeler yaşanabilir olmuş. Ancak, 29 Mart 2009 seçiminde tekrar bir CHP’linin belediye başkanı olması ve ilk icraat olarak bir mescidi yıkması yüzünden ilçede eskiye dönüşün başlamasından endişe edildiği haber veriliyor.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.