Umudumu kaybetmedim

Türk edebiyatının değerli öykücülerinden Sait Faik Abasıyanık “yazmasam çıldıracaktım” demiş. Konyaspor hakkında Sivas maçı öncesi yazı yazmamaya söz vermiştim, takımın içinde bulunduğu kaos ortamında kurulacak umuttan sözcüklerinin, Konyasporlu oyuncuların taraftara hediye ettiği sefil 90 dakikaların insanın içini yaraladığını söylemiştim.

Ancak duramadım. Dün sabah uyandığımda Sait Faik’in, yazmadığı zamanlarda kendini çaresiz hissettiği, ancak kendi deyimiyle yazma kötülüğünden kurtulmak istediği anlarda bile kaleme sarıldığı aklıma geldi.
Konyaspor ve biz kalem sahipleri arasındaki ilişki de Sait Faik’in bir zamanlar yazıyla kurduğu ilişkiden farksız değil. O yazarak var oluyordu. Biz ise Konyaspor ile var oluyoruz. En kızgın olduğumuz anlarda, sahada oynanan futbola lanet okuduğumuz anlarda bile Konyaspor için bir şeyler yazmanın mecburiyetini iliklerimde hissediyorum.
Konyaspor’a zarar vermemek için zaman zaman kendimizi sansürledik. Bir çırpıda yazdığımız eleştiri yazılarını, yarınları düşünerek kaldırıp çöpe attık.
Konyaspor sevgisi birçok zaman yazdığımız yazıların önüne geçti. Bugünlerde takımdaki varlığı tartışılan Giray Bulak’ın yıpranmaması için birçok yazımın gazeteye girmediğini biliyorum.
Ancak dün sabah farklı bir umutla uyandım ve bugünün Konyaspor için anka kuşu misali küllerinden yeniden doğacağı bir gün olduğunu hissetmeye başladım. İnsan umutsuz yaşayamıyor, Konyaspor’u Bank Asya’ya yakıştıranların dışında, Süper Lig’in demirbaşlarından olmasını isteyenlerin azaldığı bugünlerde gerçek Konyaspor taraftarının umutsuzluğa bir çarpı atıp, kolunun altında taşıyacağı umut defteriyle maça gelmesini istiyorum.
Konyaspor’un bugün Sivasspor’u yeneceğine dair umudu olmayan taraftar, stadın önünden bile geçmesin. Konya’da bugüne kadar maç kazanamayan Sivas ekibi, şehirdeki bu bölünmüşlüğe bakınca bayram ediyordur.
Oysa bana Konyaspor’un ligde kalacağını müjdeleyen matematik biliminin umut kulelerinden bakınca bu maçın Sivasspor için de kolay olmayacağını söylemek isterim.
Konyaspor’a “bu takım bitti, ligde kalması mucize olur” diyenlere tarihin tozlu sayfalarından Trabzonspor zaferini çıkarıp gösteririm.
Ünal Karaman’ın 10 maç üst üste puan alamayan Konyaspor’unun Trabzonspor’u nasıl mağlup ettiğini üzerinden yıllar geçse de unutamam. Da Silva’nın frikiği ile hamsiyi pençeleyen kartal, maç sonrası galibiyetin keyfini Konya semalarında uçuşa geçerek yaşamıştı.
Konyaspor’un bugün içinde bulunduğu şartlarla, Trabzonspor maçı öncesindeki şartlar çok da farklı değil. Gençlerbirliği yenilgisinden sonra bugün lig liderinden üç puan almak zorunda olan yeşil-beyazlılar, geçen yıl 10 maçlık yenilgiden sonra da kazanmak zorundaydı. 
Futbolda nostaljik esintiler, istatistikler, rakamlar kadar önemlidir. Galatasaraylı ve Fenerbahçeli oyuncular derbiye Vatan gazetesinin küpürleriyle motive olmuşlardı. Konyasporlu oyuncuların yerel basına gösterdiği ilginin ne düzeyde olduğunu bilemiyorum ama mesela oyuncular Sivasspor maçına fiziki hazırlığın yanı sıra geçen yılki 1-0’lık Trabzonspor galibiyetinden sonra gazetelerin motive edici küpürlerine bakarak galibiyet için şartlanabilirlerdi.
Bugün, tarihin akışına yön vermek Konyasporlu futbolcuların elinde. Tarih, bugün ya Sivasspor’un Konyaspor’u evinde ilk defa yenerek liderliğini sürdürdüğünü yazacak, ya da Konyasporlu oyuncular Sivasspor’u bir kez daha yenerek ne kadar Konyasporlu olduklarını cümle aleme gösterecekler, son zamanlarda köşelerden yağdırılan eleştiri bombalarına galibiyetle göğüs gererek kendilerini affettirecekler.
Bazen sözün bittiği, kaosun filizlendiği yerde umut canlanır. Aslolan hep umuttur. Bugün umarım Atatürk Stadı’nın çimlerinden umut yeşerir, kaos yerini güneşli yarınlara bırakır. 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi