Umre vakti

Bildiğim kadarıyla Hac mevsimi diye sınırlı ve belirli bir zaman var. Umre vakti diye ayrılmış bir zaman parçası yok. Yılın müsait olan her ayında ve gününde Umreye gidilebilir. Lâkin bu günlerde, sanki Umre zamanıymış gibi, o kadar çok Umreye giden var ki insan şüpheye düşüyor Acaba Umre için de belli bir zaman mı var ki diye.
İbâdetlerimizden Hac ve Umre için buyrulan ilâhî emirlerde; “ömründe bir defa” ifadesi yer alıyor. Hatırladığıma göre diğer ibâdetlerimiz için böyle bir kayıt ve sınırlama söz konusu değil. Ömründe bir defa namaz kılar, ömründe bir defa Ramazan orucunu tutar ve ömründe bir defa zekât verir şeklinde bir vurgu, ilgili dinî hükümlerde mevcut değildir. Günde beş vakit kılınması farz olan namazı, yılda bir defa tutulması farz olan Ramazan orucunu ve zengin ise zekâtını hayatta kaldığı sürece ifa edecek. Bu ibâdetler dünyanın her yerinde ve Müslümanların bulundukları her bölgede böylece yapılıyor. İbâdetlerimiz, bu âlem kadar geniş, tabiat kadar zengin ve renkli, gökler kadar derin ve yüce.
Hac, yeryüzünün en kutsal bölgesinde ve zamanın belli bir diliminde yapılıyor. Umre ise Haccın ifa edildiği mübârek mahalde ve Hac günlerinin dışında kalan zamanda yapılıyor. Hemen hemen senenin her günü Umre yapılabiliyor. Hac ve Umreye, sık sık gitmek suretiyle aşırı izdihama yol açabileceği için “ömründe bir defa” kaydı konmuş.
Birden fazla Hac ve Umre yapılamaz mı? Elbette yapılır. Diğer iç ve dış seyahatlerin ve ziyaretlerin yapıldığı gibi. Allah, hali vakti yeninde olan mükellef Müslümanlara; sağlığında neden Hac fazîzasını ifa etmedin diye elbette soracak. Neye Hacca iki defa, üç defa ve hattâ daha fazla gitmedin diye sormayacak. Umre de aynı durumda. Allah kullarına neye Umreye gitmediniz diye sormayacak. Hele hele defalarca neye gitmediniz diye hiç sormayacak. Çünkü Umre, farz bir ibâdet değildir. Umrenin, Allah'ın lütfettiği ömür ve zaman süresinde içtenlikle bir defa yapılması sünnet-i müekkededir. Buna rağmen yapılan umrelerin diğer ibâdetlerimiz gibi boşuna olmadığını aşağıdaki hadis-i şerefler müjdeliyor:
Sevgili Peygamberimiz bir hadîs-i şeriflerinde şöyle buyuruyorlar:
“İki Umre arasında işlenen küçük günahlara en son Umre keffarettir. Makbul bir Haccın mükâfatı ise ancak cennettir.” (Riyazü's-Salihin, cilt:2 sayfa; 522.) (Bu hadîsi Buhari ve Müslim rivayet etmiştir.)
Sevgili Peygamberimiz bir başka hadîsi şeriflerinde de şöyle buyurmaktadır:
“Ramazan ayında yapılan Umre, Hacca veyahut benimle yapılan Hacca muadildir.” (Rayazü's-salihin, cilt; 2, sayfa; 523.) (Bu hadîsi Buhari ve Müslim rivayet etmiştir.)
Umre, arefe, nahr ve teşrik günleri dışında senenin her gününde yapılabilir. Umre, kısaca Arafatsız hac demektir. Zamanında Arafat da vakfeye durmadan hac ibâdeti tamamlanmış olmaz. Lâkin Arafat da vakfeye durmadan umre tamamlanmış olur.
Hacda aşırı izdiham meydana geldiği ve kalabalıktan ibadet edilemeyecek şartlar oluştuğu için Suudi Arabistan, İslâm Konferansı Dışişleri Bakanlarının aldığı bir karar neticesinde Müslüman ülkelere Hac için kota uygulamaktadır. Yani Müslüman ülkelerden nüfuslarının binde biri nispetinde hacı adayı kabul etmektedir veya Müslüman ülkelerden hacı adayı göndermelerini istemektedir. Umrede, Hacda olduğu gibi bir kota uygulama durumu yoktur. Müslüman ülkelerden zengin mü'min insanlar diledikleri zaman hiçbir sınırlamaya tâbi tutulmadan Umre yapabilmektedirler.
Kâbe ve çevresinde oluşan kalabalık sebebiyle bu gidişle Umre ziyaretleri için de kota uygulanacağı haberleri gelmektedir. Neredeyse tavaf mahalli, Kâbeyi tavaf etmek isteyenleri almıyor duyumları alınmaktadır. Osmanlı hatırası, Kâbe'den yüksek inşa edilmeyen tek yapı olan güzelim revakları da yıkacaklarmış deniyor. Pek iç açıcı olmayan bu haberleri, bizim duyduğumuz gibi bizim yetkililer de mutlaka duymaktadırlar.
Mekke ve Medine'de, Haremeyn-i Şerifeyn'in etrafında yıkılmadık önemli bina bırakmadılar. Tarihin hatırası ve manevi değerleri büyük olan kutsal binalarda dahil. Kâbe'nin muhafazası ve korunması için kullanılmış ve Kâbe'ye hizmet vermenin manevî şerefini paylaşmış Osmanlı eseri Ecyad Kalesini bile yıktılar. Şimdi yıkmak için Osmanlı revaklarına göz dikmişler. Şu anda kütüphane olarak kullanılan Peygamberimizin eviyle birlikte o mütevazı, ama sanat harikası olan ve Kâbe'ye hürmeti sembolize eden sıra sıra kubbeleri de yok etseler rahatlayacaklar. Bütün bu değerleri ortadan kaldırmak, kutsal şehirler Mekke ve Medine'deki Türk izlerini silmek için ibâdet aşkıyla, Kâbe ve Resululluh sevgisiyle Mekke ve Medine'ye koşup cemaat oluşturan büyük kitleyi kötü emellerini gerçekleştirmek için istismar ediyorlar. Ne yapalım Hac ibâdeti için ayrılan kutsal yerler cemaati almıyor, genişletmek gerekiyor bahanesini ileri sürüyorlar. Bizden de Umreye gidenler (Allah kabul etsin) beyaz entarileri giyerek Arapların işini kolaylaştırıyorlar.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi