Ticaret Odası'ndan İki Kitap

Orta dereceli okullarda 2010-2011 yılı eğitim ve öğretime başlandı. Öğrencilere, öğretmenlere ve velilere sağlıklı ve başarılı birer yıl geçirmelerini Cenab-ı Allah’tan niyaz ederim.
Eğitimin ana kaynağı kitaptır. Her kitap bir dünya demektir. Kitap iyi bir arkadaş iyi bir dosttur.
Kitaplar çok iyi dostlardır. Fakat ödünç verildiklerinde çok acı çekerler. Öylesine kırılırlar ki, bir daha asla geri dönmezler.
Çok değerli bir bilim adamı Kasım Gülek, kitap hastası olan birisiymiş, birgün Konya’ya gelmiş manifaturacılık yapan Kadınhanlı Nadir Bey’de çok eski bir Mesnevi kitabının olduğunu duymuş, Nadir Bey’den bu eseri kasasında sakladığını öğrenmiş fakat nasıl ve ne şekilde bu eseri ondan istemenin yollarını aramaya başlamıştır. Nadir Bey’e “Sizin işyerinize gidelim bir kahvenizi içelim” diye teklifte bulunmuş kahveler içilydikten sonra Kasım Gülek cebinden bir para çıkarmış ve Nadir Bey’den parayı bozmasını rica etmiş, Nadir Bey kasayı açmış parayı bozacağı sırada Kasım Gülek hemen kasadaki kitabı almış bir bakayım diye. Kasım Gülek’in bu esere böyle sahip olduğunu böyle anlatırlar. Nadir Bey babamın arkadaşlarındandı. Ben de yakın tanıma fırsatı bulmuştum, birkaç yıl önce aramızdan ayrıldı.
Kasım Gülek’in kitap meraklısı olduğunu ve Konya’da da böylesine enteresan bir hatırasını okuduktan sonra şimdi sizleri Ankara’ya götürmek istiyorum.
İsmet İnönü’de kitap meraklısı bir kişiymiş. Kasım Gülek’te çok enteresan bir kitabın olduğunu duymuş bunu istese vermeyeceğini bildiği için bir vesileyle evine gelmiş ve Kasım Gülek’le kahveleri içtikten sonra birkaç esere bakmış ve istediği kitabı orada tesadüfen görmüş gibi davranarak Kasım Bey’e “bu eseri bana verir misin” demiş. Kasım Gülek’te “efendim bu eseri kaç günde okursunuz” diye bir soru sormuş, İnönü de “üç beş günde bitiririm” cevabını verince Kasım Gülek “Efendim kitabı okuyup bitirinceye kadar bizim evde misafirimiz olun ben size hizmet ederim” cevabını vermiş ve kitabı vermemiş. Kitap sevgisi işte böyle bir şey.
Gelelim asıl konumuza.
Konya Ticaret Odası iki yeni eser daha yayınladı demiştim. Asıl amacım bu eserleri tanıtmak ve bu eserleri bizlere kazandıranlara başta Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Üzülmez’e ve yönetim kurulu üyelerine, meclis başkanına ve meclis üyelerine teşekkür etmektir.
Her ay İpek Yolu Dergisi’nin dışında İpek Yolu özel sayısı yayınlanır. Bu eserin 12. de yayınlandı ve kütüphanelerimizdeki nadide yerine konuldu. İkinci eser ise “Konya Şer’iye Sicili” de bu eser de diğerleri gibi bir birinden çok değerli ve çok güzel bir eserdir. Her iki eserin sunuş yazısını Ticaret Odamızın çok değerli Başkanı Hüseyin Üzülmez kaleme almış onu okurken diğer sayfalarındaki yazıları da adeta okumaya teşvik etmektedir. Bir düşünür “Kitaplar maddidir fakat içindeki yazılar ise manevidir” der. Bu eserlerin maddi değerlerinden fazla manevi değerlerinin çok büyük olduğuna inanmaktayız. Kitaplar aynı zamanda geçmişten geleceğe birer köprü teşkil ederler. Bugün için bu eserlerin değerini bilmeye biliriz fakat aradan bir 10 yıl, 20 yıl, 30 yıl geçtikten sonra değerlerini o zaman daha çok anlayacağımızın da inancını taşımaktayım. Yazımı Prof. Dr. Ali Fuat Başgil’in şu sözleriyle bitirmek istiyorum.
“Fikri çalışmalar için aynı saatlerde devamlı ve tertipli bir surette günde iki üç saat bile kafidir. Büyük İslam Filozofu İbni Sina dünyaca ünlü meşhur olan Kitabı Şifası’nı her gün sabah namazından sonra Bağdat’taki bir caminin büyük kandilinin altında oturarak kuşluk vaktine kadar yani takriben iki saat çalışmak suretiyle vücuda getirmiştir. Meşhur İngiliz Feylesof Speicer muazzam eserlerini günde iki saat çalışarak yazmıştır. Her yıl bin, bin ikiyiz sayfalık eser veren Fransız Edebi Emin Zola’ya başarının sırrını sormuşlar her gün yalnız üç saat yazar ve çalışırım.”

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi