Tarihe Düşülen Not: Çanakkale Geçilmez!
Düşman gemileri dört ay süren saldırıları sonunda geri püskürtüldü. Ancak düşman gemileri Türk tabyalarının karşı atışına rağmen 17 Mart 1915’te yeni bir saldırı daha başlatarak boğazda ilerlemeye devam edince, Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı Albay Cevat Bey, 17 Mart’ı 18 Mart’a bağlayan gece boğaza mayın döşenmesine karar verdi. Nusret mayın gemisi o gece sabaha kadar boğaza 400 mayın döşedi. 18 Mart sabahı düşman üç filo hâlinde yoğun bir ateş başlatırken, Türk tabyaları da ateşe aynı ölçüde karşılık verince, hareket edemez hâle gelen birçok İngiliz ve Fransız gemisi mayınların patlamasıyla peşpeşe boğazın sularında gömüldü. Batmayan diğerleri de kayıplar vererek geri çekilmek zorunda kaldılar. Kahraman Türk Ordusu böylece tarihe silinemeyecek bir not daha düşmüş oldu: Çanakkale geçilmez.
Çanakkale Boğazı’nı denizden geçemeyen düşman kuvvetleri, bu defa da karadan çıkarma yaparak boğazdaki savunmayı bertaraf etmeyi planladılar. Fransız, İngiliz, Avustralya, Yeni Zelanda ve bazı sömürge ülkelerinin askerleri 25 Nisan 1915’te karadan çıkarma başlatınca 9 Ocak 1916’ya kadar 8.5 ay çok şiddetli kara savaşları yapıldı. Türk Ordusu büyük bir mücadele örneği vererek vatanını koruyup, 250 bin şehit verme pahasına sayıca çok üstün düşmana geçit vermedi. Bir bakıma Osmanlı Devletini tamamen ortadan kaldırmayı amaçlayan dış güçlerin yürüttüğü kanlı planın son örneği olan Çanakkale Savaşları ile sonuçsuz kalmış oldu. Türk halkının ve özellikle genç kuşağın “Çanakkale Zaferi” ni bütün yönleriyle öğrenmesi ve ecdadımızın vatan savunmasıyla verdiği kahramanlığın çok iyi öğretilmesi gerekir.
Dillere destan bu büyük zaferin her yıldönümünde, bundan 40 yıl kadar önce radyoda dinlediğim bir hatırayı hatırlarım. Çanakkale’de savaşan Fahrettin isimli yaşlı bir yüzbaşı, görevli olduğu gemide erlerin düşman karşısında gösterdiği şanlı direnişi dile getirerek, gemilerin batması hâlinde birlikte sulara gömülmek için “Ölmek var, geri dönmek yok” diyerek kendilerini bir bölüme kilitlediklerini o günleri tekrar yaşayıp, sesi titreyerek göz yaşlarıyla anlatmıştı. Birçoğumuz, siperlerde düşman ateşi ile can veren mehmetciklerin, hemen gerilerindeki arkadaşlarının onların yerini alarak sâdece 3- 5 metre mesafedeki düşmanın açtığı ateşle şehit olduklarını duymuşuzdur. Çanakkale, tek kelime ile eşsiz bir kahramanlık destanıdır. Bu nedenle halkımız Çanakkale’de savaşın geçtiği yerlere büyük ilgi göstererek, akın akın ziyaret etmektedir. 94 yıldır anlatıla, yazıla bitmeyen bu şanlı direnişte vatanı için seve seve can veren şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz. Bu vesile ile “Çanakkale şehitleri” için yazdığı ünlü şiirin bir bölümü ile yazımızı noktalıyoruz:
Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor;
Bir hilâl uğruna, Yârab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdad inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi…
Bedr’in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
“Gömelim gel seni tarihe!” desem, sığmazsın.
Herc-ü merc ettiğin edvara da yetmez o kitap..
Seni ancak ebediyetler eder istiâb.
“Bu taşındır” diyerek Kâbe’yi diksem başına;
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âguşunu açmış duruyor Peygamber.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.