Sillede Sosyal Hayat
Yayınlanma:
Konya Aydınlar Ocağı’nın “Sille Kültür Evi’nde” her Salı akşamı gerçekleştirdiği “Salı” toplantılarından birisi de 21 Eylül 2010 tarihinde gerçekleşti. Konuşmacı Silleli Hasan Basri Sayı idi. Hasan Basri Sayı çok değerli bir araştırmacıdır. Fakülte mezunu olduktan sonra yüksek lisans da yaptı, Cenab-ı Allah’tan niyazim doktorasını da tamamlamasıdır. İnşallan bir gün doktorasını vermiş bir Hasan Basri Sayı’yı da görmek nasip olacaktır.
Hasan Basri Sayı “Sille’de Sosyal Hayat” başlığı altında Sille’de Müslüman ve gayrimüslimler ailelerin komşulukları iletişimleri ilişkilerini anlattı. Hemen aklınıza şöyle bir soru gelebilir “Efendim Sille’de bulunan gayrimüslimler yurt dışına gideli kaç yıl oldu. Hasan Basri Sayı o günleri görmedi” diyebilirsiniz. Babasından, annesinden, dedelerinden, komşularından dinlediği sözlü edebiyatımızdan öğrendiklerini bizlere aktardı Hasan Basri Sayı. Yazılı edebiyat kadar sözlü edebiyatımız da çok önemlidir. Belki pek çok konu sözlü edebiyatımıza girmemiştir, fakat sözlü edebiyatımızda vardır. Bunlar halk arasında konuşa konuşa bugünlere kadar gelmiştir. Bundan sonra da gelecek kuşaklara da Hasan Basri Sayı gibi değerli araştırmacılarımızın sözleriyle aktarabiliriz.
İki saate yakın bir zaman içinde bizlere Sille’deki bu güzel olayları anlattı, bir iki saat kadar da konuşurdu fakat zaman elvermediği için konuşmasını kısa tuttuğuna inanıyorum. Hasan Basri Sayı konuşurken, “Ağzından ballar aktı” bal gibi tat verdi bizlere konuşması, bütün dinleyenler damak tadıyla Sille Kültür Evi’nden ayrıldılar.
Sille konusunda bir ırmak değil Hasan Basri Sayı, bir deniz de değil bir okyanus büyüklüğündedir. Hazreti Mevlana’nın babası Sultan-ül Ulema Bahaeddin Veled Hazretleri’nin kervanı yola koyulmuş ve arkalarından Attar Hazretleri, “Fesuphanallah bir ırmağın arkasından bir derya bir okyanus gidiyor” diye Mevlana Hazretlerini o tarihte keşfetmişti. Biz de Hasan Basri Sayı konuşurken bunu düşünmek zorunda kaldık. Konuşması bir berrak suyun ırmaktan akıp deryaya okyanusa döküldüğü gibi dökülüyordu.
Sille’de Müslümanlar ve gayrimüslimler “Et ve tırnak” gibi kız alıp vermemişler akraba olmamışlar, akraba kadar yakın olmuşlar birbirlerine. Bayramlarda bir ve ikinci günleri gayrimüslimler Müslümanlarla bayramlaşmaya gelirmiş, diğer günlerde ise Müslümanlar birbirleriyle bayramlaşırlarmış. Ramazan ayında gayrimüslimler ve çocukları Müslümanların oruç tuttuğunu bildikleri için sokakta hiçbir şey yemezlermiş. Müslümanların ibadetlerine ve ibadethanelerine büyük saygı gösterirlermiş. Gayrimüslümler kız almaya gidecekleri zaman adetleri gereği düğün alayının önüne ses ve saz ekibi katılır, onların söylediği türkü ve sazların çaldıklarıyla gelin evine gidilirmiş fakat caminin yanına gelindiğinde ise ses ve saz sanatçıları durur ses çıkartmaz sessizce geçilirmiş ve bu Sille’de bir atasözü de olmuş, “Cami gelince dur, geçince vur” diye.
Müslümanlar bir papaz gördüklerinde büyük saygı gösterirlermiş, gayrimüslümanlar da bir din alimi gördüklerinde onların da saygı gösterdiğini anlattı Hasan Basri Sayı.
“Mum dibine karanlık” diye bir atasözümüz vardır. Biz birbirimizi göremeyiz, bir birimizi duyarız fakat duymazlıktan geliriz, görmemezlikten geliriz. Bugünlerde Selçuk Üniversitesi 2010-2011 Eğitim ve Öğretim yılına başladı. Fen Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü, İletişim Fakültesi, İlahiyat Fakültesi Konya dışından konuşmacı getireceğine Hasan Basri Sayı gibi Konya’nın öz evladına da konuşma fırsatı verirse daha iyi olacağının kanaatini taşımaktayım.
Ne diyeyim, biz bize benzeriz.
Hasan Basri Sayı “Sille’de Sosyal Hayat” başlığı altında Sille’de Müslüman ve gayrimüslimler ailelerin komşulukları iletişimleri ilişkilerini anlattı. Hemen aklınıza şöyle bir soru gelebilir “Efendim Sille’de bulunan gayrimüslimler yurt dışına gideli kaç yıl oldu. Hasan Basri Sayı o günleri görmedi” diyebilirsiniz. Babasından, annesinden, dedelerinden, komşularından dinlediği sözlü edebiyatımızdan öğrendiklerini bizlere aktardı Hasan Basri Sayı. Yazılı edebiyat kadar sözlü edebiyatımız da çok önemlidir. Belki pek çok konu sözlü edebiyatımıza girmemiştir, fakat sözlü edebiyatımızda vardır. Bunlar halk arasında konuşa konuşa bugünlere kadar gelmiştir. Bundan sonra da gelecek kuşaklara da Hasan Basri Sayı gibi değerli araştırmacılarımızın sözleriyle aktarabiliriz.
İki saate yakın bir zaman içinde bizlere Sille’deki bu güzel olayları anlattı, bir iki saat kadar da konuşurdu fakat zaman elvermediği için konuşmasını kısa tuttuğuna inanıyorum. Hasan Basri Sayı konuşurken, “Ağzından ballar aktı” bal gibi tat verdi bizlere konuşması, bütün dinleyenler damak tadıyla Sille Kültür Evi’nden ayrıldılar.
Sille konusunda bir ırmak değil Hasan Basri Sayı, bir deniz de değil bir okyanus büyüklüğündedir. Hazreti Mevlana’nın babası Sultan-ül Ulema Bahaeddin Veled Hazretleri’nin kervanı yola koyulmuş ve arkalarından Attar Hazretleri, “Fesuphanallah bir ırmağın arkasından bir derya bir okyanus gidiyor” diye Mevlana Hazretlerini o tarihte keşfetmişti. Biz de Hasan Basri Sayı konuşurken bunu düşünmek zorunda kaldık. Konuşması bir berrak suyun ırmaktan akıp deryaya okyanusa döküldüğü gibi dökülüyordu.
Sille’de Müslümanlar ve gayrimüslimler “Et ve tırnak” gibi kız alıp vermemişler akraba olmamışlar, akraba kadar yakın olmuşlar birbirlerine. Bayramlarda bir ve ikinci günleri gayrimüslimler Müslümanlarla bayramlaşmaya gelirmiş, diğer günlerde ise Müslümanlar birbirleriyle bayramlaşırlarmış. Ramazan ayında gayrimüslimler ve çocukları Müslümanların oruç tuttuğunu bildikleri için sokakta hiçbir şey yemezlermiş. Müslümanların ibadetlerine ve ibadethanelerine büyük saygı gösterirlermiş. Gayrimüslümler kız almaya gidecekleri zaman adetleri gereği düğün alayının önüne ses ve saz ekibi katılır, onların söylediği türkü ve sazların çaldıklarıyla gelin evine gidilirmiş fakat caminin yanına gelindiğinde ise ses ve saz sanatçıları durur ses çıkartmaz sessizce geçilirmiş ve bu Sille’de bir atasözü de olmuş, “Cami gelince dur, geçince vur” diye.
Müslümanlar bir papaz gördüklerinde büyük saygı gösterirlermiş, gayrimüslümanlar da bir din alimi gördüklerinde onların da saygı gösterdiğini anlattı Hasan Basri Sayı.
“Mum dibine karanlık” diye bir atasözümüz vardır. Biz birbirimizi göremeyiz, bir birimizi duyarız fakat duymazlıktan geliriz, görmemezlikten geliriz. Bugünlerde Selçuk Üniversitesi 2010-2011 Eğitim ve Öğretim yılına başladı. Fen Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü, İletişim Fakültesi, İlahiyat Fakültesi Konya dışından konuşmacı getireceğine Hasan Basri Sayı gibi Konya’nın öz evladına da konuşma fırsatı verirse daha iyi olacağının kanaatini taşımaktayım.
Ne diyeyim, biz bize benzeriz.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.