Şifa Kaynağı Kaplıcalar ve Bir Hafızlık Merasimi

On beş gündür Simav’ın Eynal Kaplıcasındayım ve bu kaplıcaya on beş yıldır aralıksız gelirim. Hani Evliye Çelebi’nin: “Çok yer gezdim, çok kaplıca gördüm, Eynaldaki kaplıca gibisini görmedim.” dediği ve bu sözüyle tarihe geçmesine sebep olduğu şifa kaynağı ve dert ortağı kaplıca. Çok şükür mutlaka kaplıcaya gitmemi gerektirecek ciddi bir rahatsızlığım da yok. Ne yapalım. Çıplaklar kampı dedikleri plajlara gidemeyiz, sahillerdeki tatil köylerinde denize giremeyiz, beş yıldızlı otellerin karma yüzme havuzlarında kulaç atamayız, yelkenleri açıp yatla denize açılamayız ve güvertesinde güneşe bağrımızı açamayız, dağlara tırmanıp ormanlarda çadır kuramayız (Ah yapabilsek, en güzeli bu ama.). O halde biz de kaplıcaya gidelim dedik ve gittik.  İyi de etmişiz, akrabam va kaplıca arkadaşımız Nezir Altuntaş ailesiyle çok güzel vakit geçirdik. Bu kadar eğlencesi ve gidilecek yeri bol bir dünyada kendimize kaplıcayı münâsip gördük. Kaplıca Müdürü Cemil Beye ve Simavlı dostlara bize gösterdikleri ilgiden dolayı teşekkür ederiz.
Bu yazıyı kaldığım lojmanın balkonunda yazıyorum. Balkona çıktım ki düşüncelerim önümdeki tablo gibi açık ve berrak olsun diye. Aslında ben, tabiatı seyretmekten ve harikulâde güzelliğini düşünmekten çok büyük zevk alırım. Karşımda kestane ağaçlarının îtinâ ile yeşile dönüştürdüğü sıradağlar yer alıyor. Ege bölgesinde malum dağlar denize dikey uzanırlar. Uysallıklarından veya vatanımıza göz dikenlere düşmanlıklarından olsa gerek.  Galiba bizim bu dağlarda denize uzak olsalar da genel manzaraya uymuşlar.  Bozgunculuk yapmamışlar ve ilâhî ahenge baş kaldırmamışlar. Dağların eteklerinden başlayan yeşil ova,  benim bulunduğum balkonun önüne kadar uzanır.  Devam edemiyor çünkü kaldığımız lojmanların arkasında bir başka dağ yer alıyor.  Cenâb-ı Hak dağların çevrelediği bu Simav ovasına bol kaynaklı sıcak su vermiş.  Fazla şımarmayın dercesine ara sıra da yeri sallıyor. Malum buralar deprem bölgesi.
Depremi unutturabiliriz ümidiyle kaplıcanın çevresindeki boş tarlalara  sera yapmışlar. Buralarda benim ilk geldiğim yıllarda sera diye bir şey yoktu. Birkaç yıl önce başladı ve kısa zamanda gelişti.  Al benisi bol olan domates, salatalık, biber ve patlıcan gibi sebzeler yetiştiriyorlar. Sıcak su bol olduğu için ısıtma ve ısınma problemi yaşamıyorlar.  Bu bölgede çok güzel kiraz, kestane ve zeytinde yetişiyor. Dağların eteklerine ulaşan düzlükteki yeşillik ve asırlık çınar ağaçları bakışlarımızı dinlendiriyor.
Biz kendimize kaplıcayı münâsip gördük ya. Kaplıcaya ve niyetimize uygun işleri başkaları da bize münâsip görüyor.
Simava 20 km. mesafede ve Balıkesir yolunun sağ içerleğinde Boğazköy diye bir yerleşim merkezi var. Mehmet ve Necdet Güler (Her ikisi de imam) kardeşlerin köyü. Bu civarda elbette başka yerleşim merkezleri de var, ama Boğazköy’ü diğerlerinden ayıran bazı özellikler ve güzellikler var. Bu kasabada fahri Kur’an kursu hocalığı yapan, yüzlerce hafız yetiştiren Hafız Hasan Takak isimli bir efendi var.  Ayrıca kasabada resmi Kur’an kursu da var. Hasan hoca bu hizmete ve Kur’an kursunun çalışmalarına içinden gelerek fahriyen destek oluyor.  Şimdiye kadar iki yüzden fazla hafız yetiştirmiş.  Yetiştirdiği hafızlardan Kur’an yarışmalarında Türkiye birincisi olanlar ve yurtdışı yarışmalarına bile aday olarak gönderilenler mevcut. Hasan hoca bu işi isteyerek ve severek yapıyor. İşte bu Hasan hoca bizi Pazar günü bizi bir hafızlık merasimine dâvet etti. Kendisinin yetiştirdiği hafızlardan iki kişinin Demircinin Hoşçalar köyünde duası yapılacakmış. Çalışmalarını yakından bildiğimiz ve takdir ettiğimiz Hasan hocanın davetine kaplıcada olmamıza rağmen hayır diyemedik,
Hafızlık duası Demircinin Hoşçalar köyünde yapılacaktı. Simava 75 km. mesafede. Duası yapılacak hafızlar,  Hasan hocanın Boğazköyde yetiştirdiklerinden.  Hafızların babaları kardeşlermiş yani iki amcaoğlu. Komşu köylerden gelenlerle cemaat artmış ve kalabalığı cami almaz olmuştu. O sebeple köyün ilköğretim okulunun bahçesini merasim için hazırlamışlar.  Yemek ikramından sonra konuşmalar yapıldı, misafir hafızlar tarafından aşrı şerifler okundu, ilâhî ve kasideler söylendi. Hafızların duası Demirci Müftüsü Duran Turgut tarafından yapıldı.
Ben de kısa bir konuşma yaptım. Hafızları yetiştirenlere ve merasimi tertipleyenlere, ikramda bulunanlara teşekkür ettikten sora.”İçinde bulunduğumuz şu manzara bana Kur’an-ı Kerimin ilk ayetlerinin Peygamber Efendimize gönderildiği Hıra Mağarasının çevresine benziyor. Bu köy böyle bir merasime ev sahipliği yaptığı için ne kadar şanslı. Hafızları yetiştirenleri tekrar tebrik ediyor, genç hafızları sevgi ile kucaklıyor, dualarınızı bekliyorum.” dedim.
Kim ne düşünürse düşünsün, kim ne yaparsa yapsın ülkemizde Kur’an-ı Kerim hizmeti  bütün hızıyla devam ediyor ve devam edecekte. Hasan hocalar eksik olmadığı sürece bu kervan yürüyecek.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi