Şeyh Vefa, Aslen Konyalıdır
İstanbul’da bir semte adını veren ve evliyânın büyüklerinden olan Şeyh Vefa hazretleri Konya’da dünyaya gelmesine rağmen, doğum tarihi bilinmemektedir. Miladî 1490’da İstanbul’da vefat eden ve Vefa semtindeki türbesinde medfun olan Şeyh Vefa’nın, Zâhirî ve bâtınî ilimlerde yetişmiş büyük bir âlim ve evliyâ olan Şeyh Vefa’nın İstanbul’a ne şekilde gittiğine dair kesin bir bilgi bulunmuyor. Meram’dan Dere’ye giderken Köyceğiz’in altında sağda eskiden MİT Bölge Başkanlığı bulunan ve bir süre hastane olarak kullanılan binanın bitişiğinde “Şeyh Vefa” adını taşıyan bir Mescid ve bir de kabirin varlığı malûmdur. Halkımız tatlı su çeşmeleri yapılmadan önce bu mescidin avlusundaki musluktan “Dutlu suyu” doldururdu. Şeyh Vefa’nın kabri İstanbul’da olduğu için kapısının üstünde 1931 tarihi yazılı bulunan mesciddeki mezarın, “Vefa’nın babası” anlamına gelen “Eb-ül Vefa” künyesinden babasına ait olduğu manâsını çıkarmak gerektiğini belirten Konya Tarihi’nin yazarı İbrahim Hakkı Konyalı, “Şeyh Vefa Camii ve Hanikâhı” ndan bahsederken şunları kaydediyor:
“Eski mâmureden yalnız bir avlu kapısı kalmıştır. Yeni yapılan ve üzeri sac ile örtülü olan mabedin sağına soluna ve kıble tarafına ikişer pencere açılır. Büyük âlim ve mutasavvıf Şeyh Vefa, İstanbul’da gömülü olduğuna göre Meram’daki medfun zâtın Şeyh Vefa’nın babası olması çok muhtemeldir. Konya Vakıflar Müdürlüğü’nde vakfiyeler defterinin 2. cildinin 272. sahifesinde şöyle bir kayıt okunur:
Konya haricinde âsude ve medfun Şeyh Eb-ül Vefa kuddise sirruh-ül-âla hazretlerinin min’el kadim mütevelli (Vakıf işlerini idare eden kimse) marifeti ile rû’yet olunan arazi ve bağlarının müfredat defteridir ki berveçh-i âti zikrolunur. Miladî 1254
Bu defterde camiin hicrî 864 ve 875 tarihli vakfiye sûretleri de kayıtlıdır. 344 satır olduğu bildirilen vakfiyede Şeyh Vefa’nın adı Muslih-id-din Eb-ül-Vefa Çelebi Mustafa, babasının adı Şems-eddin Ahmet, dedesinin adı Hacı Yahya olarak geçiyor. Vakfiyeye göre mescidin batısına üç, doğusuna iki dükkân muttasıldır (bitişik)”
Konyalı; Şeyh Vefa’nın İstanbul’a hangi tarihte ve ne şekilde gittiğini tetkik edebilecek herhangi bir kaynağın mevcut olmadığını işaret ederek, eskiden İstanbul’da Vefa semtinde cami, medrese, imaret, türbe, hamam ve çeşmeden müteşekkil bir mâmure bulunduğunu, ancak diğerleri yıkılarak yalnız bir türenin kaldığını yazarak, şunları ekliyor:
İlk vakfiyesinin tarihi olan miladî 1459 yılında Konya, Karamanoğullarının hakimiyeti altında idi. Fatih, Konya’yı 1467 yılında fethederek Osmanlı sınırları içine aldıktan sonra Selçuklu ve Karamanoğulları payitahtının bütün zenginlerini, sanat ve ilim adamlarını aileleri ile birlikte İstanbul’da toplamıştı. Acaba Şeyh Vefa da bu suretle mi İstanbul’a gelmişti? Yoksa Konya fethedildikten sonra hemşehrisi Nişancı Mehmed Paşa’nın (Sonradan sadrazam oldu) teşvik ve davetiyle mi gelmiştir? Bu ciheti kat’i olarak tesbit eden bir vesika elimize geçmedi.
Çeşitli kaynaklarda Şeyh Vefa’nın hayatı ile ilgili şu bilgilere rastlıyoruz: Konyalıdır. İlk tahsilini yaptıktan sonra Debbağlar imamı Şeyh Müslih-id-din Abd-ül-lâtif-i Makdisî’den ilim öğrenip, feyz alarak, tarikat-i Halvetiye’yi meşk etti. Dersaadet’e (İstanbul) gelerek meşhur oldu. Şeyh Vefa, hicrî 896’da fevt olduğunda (öldüğünde) Sultan Yıldırım Bayezid Han hazretleri cenazesinde hazır olarak yüzünü görmüştür. Vefa meydanına defnedildi. Keşf-ü kerâmet ile meşhur ve celâl hâlinde, lâtif bir zât idi. Yerine müridi Ali efendi şeyh olup, 910’da, bâ’dehu (sonra) Abd-ül-lâtif şeyh olup, 929’da fevt olmuşlardır.
Şeyh Vefa’nın, Gebze ile Maltepe arasındaki Tekfur Çayırı’nda 5 Rebiyülevvel hicrî 886 tarihinde vefat eden Sultan Fatih’ten bir gün sonra İstanbul’da eski Şeyhül İslâmlık dairesi, daha eskiden Ağa Kapısı olan yerdeki sarayında Yeniçeri’ler tarafından öldürülen Mevlânâ’nın torunlarından sadrazam Konyalı Nişancı Mehmet Paşa’nın cenaze namazını kıldırmıştır. Sultan Fatih ve 25 sene sonra II. Bayezid adına Konya evkafının tesbit edildiği defterlerde Meram’daki Şeyh Vefa mâmuresine gelir olarak şunların vakfedildiği belirtilmiş bulunuyor:
Saiteli’nde (Kadınhanı) ve Meram’da Turut değirmeni, Ilgın’a bağlı Yaka’da Salur Çiftliği, bir sürü koyun, Hoca Ferruh’ta, Ermes’te, Kavak’ta, Şehir Çiftliği’nde tarlalar, Meram’da Şeyhin kendisinin, kız ve erkek kardeşlerinin, Şemseddin halife’nin, değirmencinin Halil’in, Şirin’in, Kaleçecizâde’nin bağları ve Şeyhin bağına bitişik dükkânlar, Meram’da 20 dönüm bağ ve bahçeleri. Ayrıca, Cihan isminde bir kadının Şeyh Vefa Camii’nde Kur’an okutulması için vakıflar yaptığını öğreniyoruz.
Bir sonraki yazımızda da Şeyh Vefa hazretleri’nin fevkalâde hâlleriyle ilgili bilgilere temas etmek istiyorum.




Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.