Sevgilinin Sevgilisi Bize Sevgilidir
Yayınlanma:
Aklı baştan alıp giden,
Ben hep gülü aramışım;
Ol Yunus’u Yunus eden,
Ben o eli aramışım.
Muallim AYHAN
Cenab-ı Hakk’ın sevgilisi, Hz. Muhammed (SAV), Hazreti Muhammed’in (SAV) sevgilisi Cenab-ı Hakk. Bülbül dilinden, kuşdilinden ifadeleri dilden dile dolaşmış ilahi aşkı kalplere taşımış. Bize hikmetler veren dizeler, düşündüren ifadeler; pek çok kalbi titretmiş, pek çok kalbe ışık olmuş. Yunus’u Yunus yapan el; ateşte demircinin demiri dövmesi gibi, ona manevi şekli vermiş. Yunus’a o manevi şekli verirken nurlu pınarlardan beslendiğini o yüce makamlara varabilmek için; bu yolda dalmadığı zorluk kalmamış. Yalın ayak dergâh odunculuğundan, dergâh suculuğuna ve dergâhta kıskançlıklara sofilerin dayağına meşakkatli günlere katlanmış. Cenab-ı Hakk manevi halleri verene kadar sürmüş.
Yunus; Kur’an ve sünnet esaslarının hamurunda yoğrulmuş. Dini ilimleri ve şeriatin inceliklerini öğrenip bunun yanında uzun seneler, nefs-i emmaresini tedaviye çalışmış.
Allah sevgisinin verdiği lezzeti Yunus öğrenip aynı zamanda tasavvufun basamaklarını bir bir çıkarak sahabe ve tabiinin hayatlarını iyice öğrenerek bu yola baş koymuş onları rehber almıştır.
Ebu Süleyman ed Dârâni buyurmuştur: Allah’ın bir takım kulları vardır. Ne ateşin korkusu ve ne de cennetin ümidi. Onları Allah’tan meşgul etmez.
İhvanından birisi Ma’ruf Kerhi’ye sorar: Ey eba Mahfuz! Bana söyler misin, seni halktan ayırıp ibadete daldıran nedir?
- Mâruf’u Kerhi sustu. Sonra sual soran:
- Ölümün hatırlanması mıdır? dedi.
Maruf:
- Ölüm de ne imiş! Kişinin kabir ve berzahı hatırlanması mıdır? Maruf: Kabir de ne imiş! Cehennem korkusu veya cennet ümidi midir? Bu dediklerin benim padişahımın yed-i kudretindendir. Eğer o padişahı seversen bütün bunları unutturur.
Ali bin Muvafık’tan rivayet: Rüya âleminde baktım sanki cennetteyim. Arşın çadırlarında bir kişi gördüm ki Cenâb-ı Hakk’ın cemaline bakıyor. Hiç gözünü kıpırdatmıyordu. Cenneti idare eden Rıdvan adlı melekten sordum.
- Bu kimdir? diye sordum. Cevap olarak:
Bu Mâruf-ı Kerh-i’dir. Allah korkusundan ve cennetine müştak olduğundan değil, belki sevgisinden kulluk yaptı. Böylece, Cenab-ı Hakk, kıyamet gününe kadar cemaline bakmayı mubah kıldı dedi. (İhyâ-yı Ulumi’d-din s. 530)
Yunus bu kaynaklardan beslenip bu pınarlardan su içmiş. Allah’ın cemalini seyretmek lezzetini Allah’ın verdiği hiçbir nimetin seyretme lezzetini doldurmadığını bu makamlara gelenlerin bildiği için Yunus bu lezzeti aramaktadır.
Cennet cennet dedikleri/Birkaç köşkle birkaç huri/İsteyene ver onları/Bana seni gerek seni...
Süfyan-Servi Rabia Hatun’dan sordu: Senin imanının hakikati nedir?
Rabia Hatun:
- Ben asla ateşin korkusundan ve cennetin sevgisinden dolayı Allah’a iman etmedim ki; ben kötü bir amele gibi olayım. Ona sevgimden ve iştiyakımdan dolayı kulluk yaptım.
Rububiyet cemalinin mütalaa etmenin lezzeti öyle bir lezzettir ki Sevgili peygamberimizin Rabbinden hikâye ederek şu şekilde tabir etmiş: “Salih kullarıma hiçbir gözün görmediği ve hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir beşerin kalbine doğmadığı nesneleri hazırladım” (İhyâ-yı Ulumi’d-din s. 531) Bu müjdeyi Yunus öğrenip, bunun lezzetini aramaktadır. Bütün ariflerin maksadı budur. Bu müjdenin peşinde koşmaktır. Yunus öyle makama gelmiş ki cennet nimetlerinin lezzetlerini arzulamamaktadır. Makamı olamayan makama varmaktır. Hakk’ın cemalini seyretmek, Maruf Kerhi gibi ki, bu sebepten bize kuşdilinden ifadelerle dizeleri süslemiştir:
Cennet cennet dedikleri/Birkaç köşkle birkaç huri/İsteyene ver onları/Bana seni gerek seni. En doğru hakikati Rabbim bilir…
Ben hep gülü aramışım;
Ol Yunus’u Yunus eden,
Ben o eli aramışım.
Muallim AYHAN
Cenab-ı Hakk’ın sevgilisi, Hz. Muhammed (SAV), Hazreti Muhammed’in (SAV) sevgilisi Cenab-ı Hakk. Bülbül dilinden, kuşdilinden ifadeleri dilden dile dolaşmış ilahi aşkı kalplere taşımış. Bize hikmetler veren dizeler, düşündüren ifadeler; pek çok kalbi titretmiş, pek çok kalbe ışık olmuş. Yunus’u Yunus yapan el; ateşte demircinin demiri dövmesi gibi, ona manevi şekli vermiş. Yunus’a o manevi şekli verirken nurlu pınarlardan beslendiğini o yüce makamlara varabilmek için; bu yolda dalmadığı zorluk kalmamış. Yalın ayak dergâh odunculuğundan, dergâh suculuğuna ve dergâhta kıskançlıklara sofilerin dayağına meşakkatli günlere katlanmış. Cenab-ı Hakk manevi halleri verene kadar sürmüş.
Yunus; Kur’an ve sünnet esaslarının hamurunda yoğrulmuş. Dini ilimleri ve şeriatin inceliklerini öğrenip bunun yanında uzun seneler, nefs-i emmaresini tedaviye çalışmış.
Allah sevgisinin verdiği lezzeti Yunus öğrenip aynı zamanda tasavvufun basamaklarını bir bir çıkarak sahabe ve tabiinin hayatlarını iyice öğrenerek bu yola baş koymuş onları rehber almıştır.
Ebu Süleyman ed Dârâni buyurmuştur: Allah’ın bir takım kulları vardır. Ne ateşin korkusu ve ne de cennetin ümidi. Onları Allah’tan meşgul etmez.
İhvanından birisi Ma’ruf Kerhi’ye sorar: Ey eba Mahfuz! Bana söyler misin, seni halktan ayırıp ibadete daldıran nedir?
- Mâruf’u Kerhi sustu. Sonra sual soran:
- Ölümün hatırlanması mıdır? dedi.
Maruf:
- Ölüm de ne imiş! Kişinin kabir ve berzahı hatırlanması mıdır? Maruf: Kabir de ne imiş! Cehennem korkusu veya cennet ümidi midir? Bu dediklerin benim padişahımın yed-i kudretindendir. Eğer o padişahı seversen bütün bunları unutturur.
Ali bin Muvafık’tan rivayet: Rüya âleminde baktım sanki cennetteyim. Arşın çadırlarında bir kişi gördüm ki Cenâb-ı Hakk’ın cemaline bakıyor. Hiç gözünü kıpırdatmıyordu. Cenneti idare eden Rıdvan adlı melekten sordum.
- Bu kimdir? diye sordum. Cevap olarak:
Bu Mâruf-ı Kerh-i’dir. Allah korkusundan ve cennetine müştak olduğundan değil, belki sevgisinden kulluk yaptı. Böylece, Cenab-ı Hakk, kıyamet gününe kadar cemaline bakmayı mubah kıldı dedi. (İhyâ-yı Ulumi’d-din s. 530)
Yunus bu kaynaklardan beslenip bu pınarlardan su içmiş. Allah’ın cemalini seyretmek lezzetini Allah’ın verdiği hiçbir nimetin seyretme lezzetini doldurmadığını bu makamlara gelenlerin bildiği için Yunus bu lezzeti aramaktadır.
Cennet cennet dedikleri/Birkaç köşkle birkaç huri/İsteyene ver onları/Bana seni gerek seni...
Süfyan-Servi Rabia Hatun’dan sordu: Senin imanının hakikati nedir?
Rabia Hatun:
- Ben asla ateşin korkusundan ve cennetin sevgisinden dolayı Allah’a iman etmedim ki; ben kötü bir amele gibi olayım. Ona sevgimden ve iştiyakımdan dolayı kulluk yaptım.
Rububiyet cemalinin mütalaa etmenin lezzeti öyle bir lezzettir ki Sevgili peygamberimizin Rabbinden hikâye ederek şu şekilde tabir etmiş: “Salih kullarıma hiçbir gözün görmediği ve hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir beşerin kalbine doğmadığı nesneleri hazırladım” (İhyâ-yı Ulumi’d-din s. 531) Bu müjdeyi Yunus öğrenip, bunun lezzetini aramaktadır. Bütün ariflerin maksadı budur. Bu müjdenin peşinde koşmaktır. Yunus öyle makama gelmiş ki cennet nimetlerinin lezzetlerini arzulamamaktadır. Makamı olamayan makama varmaktır. Hakk’ın cemalini seyretmek, Maruf Kerhi gibi ki, bu sebepten bize kuşdilinden ifadelerle dizeleri süslemiştir:
Cennet cennet dedikleri/Birkaç köşkle birkaç huri/İsteyene ver onları/Bana seni gerek seni. En doğru hakikati Rabbim bilir…





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.