Seni anlayan birileri var mı?

Toplum tarafından sürekli maruz kaldığımız işlevsiz algılar: “Her şeyin var işte, niye depresyondasın!”, “Yediğin önünde yemediğin arkanda sen de şımarıklık yapıyorsun canım!”, “Yat kalk şükret haline, bunlar hep rahat batması.” Ve daha nice yanlış mitler.

**

Hepimiz yaşamlarımızın mutlaka bir döneminde bu tarz söylemlerle mutlaka karşılaşmışızdır ve hala karşılıyor olabiliriz. Annemiz, babamız, çocuğumuz, eşimiz, yakın arkadaşlarımız ve dahi akrabalarımız belki olayın iç yüzünü görmeden, bizi tam olarak anlayamadan aslında kendilerince bir motivasyon konuşması yapıyor olabilirler ancak durum pek de beklenildiği gibi gitmeyebiliyor ve o içine düşmekte olduğumuz ya da içinde olduğumuz çukurdan “her şeye” sahipken bile çıkamayabiliyoruz.

**

Peki bunun sebebi nedir? Bunca şeye sahipken neden hala o çukurdayız, kimsenin bizi “anlayamadığını” zannettiğimiz çukurdan çıkamıyoruz? Şükürsüzlük mü bunun sebebi?

**

Gerçeği duymak isterseniz; ne şükürsüzlük, ne şımarıklık ne de başka birisinin bizi anlayamaması… Elbette şükretmek insanın doğasında çok büyük değişimlere sebep olan yegâne şeylerden bir tanesidir ancak sorunun kaynağı bu değildir. Sorunun kaynağına inmeden yapılan düzeltmeler hep eksik kalır ve bireyi bitmek bilmeyen rahatsızlık döngüsünün kıskacına sokar.

**

Birey bu döngüde ne yapacağını bilemez vaziyetteyken bir de payına suçlanmak düşer: “Sen zaten hep böyle şımarıksın…” Bu suçlama bireyde daha fazla baskı oluşturur ve en sonunda tek başına o rahatsızlık veren döngüden çıkamayacak hale gelir.

**

Bireyin yaşadığı problemin kaynağını bulmak işte bu sebeple önemli bir hassasiyet taşır. Bir ateşin kaynağını bulamıyorsak o ateşi istediğimiz kadar hafifletmeye çalışalım. Nafile! Ateşi asla söndüremeyiz. Peki bu problemin kaynağını nasıl bulacağız?

**

Öncelikle yaşadığımız problemi görmezden gelmemeliyiz. Yaşadığımız problem her ne olursa olsun hayatımızı yürütmemizi önemli ölçüde etkiliyorsa problemi asla bastırmaya çalışmamalıyız.

**

Problemi yok saymak demek o problem alevlerinin içinde fark etmeden yanmak demektir. Problemi gördük şimdi sırada ne var? Bir uzmana danışmak…

**

Birey şayet yaşadığı problemi kendi imkanlarıyla yenemiyor ise mutlaka bir uzmandan destek almalıdır. Psikologlar bu noktada danışılacak en iyi seçenektir. Psikologlar birey ve toplum ruh sağlığı analizcisidirler.

**

Bireyi işlevsiz yaşam faktörlerinden arındırıp yaşamla daha işlevsel bir bağ kurmaya teşvik eder. Bu yüzden psikologlar için problemin büyüğü ya da küçüğü diye bir şey yoktur, problem problemdir ve bireyi kıskacı altına almış olan rahatsızlık döngüsünü kırmak için bireyin yanında olurlar.

İşte tam bu yüzden ruhumuza yaptığımız yatırım en iyi yatırımdır!

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.