Şems Mezarlığında Kimlerin Kabri Vardı?
“Konya Vakıflar Müdürlüğü’ndeki 4 numaralı defterin 106. sayfasında kayıtlı Arapça bir vakfiye bulduk. Mevlânâ Şemseddin Ahmet Çelebi, ibn-i Mahmud, Mehmed Çelebi ibn-i Ahi, Lütfi İbn-i hacı Muhyiddin’in şahitlikleri ile miladî 1505’te tanzim edilen vakfiye ile Abdürrezzak oğlu Emir İshak bey, Şems-i Tebrizî zâviyesi için bazı vakıflar tesis etmiştir.
Vakfiyede kendisinin bir sancak beyi olduğu anlaşılan İshak bey, bir gün Şems-i Tebrizî zaviyesine gelmiş, buradaki Kur’an-ı Kerim’i açınca çıkan Âyet-i kerimede ‘İyilik yapanların hesap günündeki iyi âkıbetlerinden bahsedildiğini’ görüp, Şems-i Tebrizî mâmuresi için hayır yapmaya karar vermiş ve kendi merkadinin (kabrinin) de burada bulunmasını rica etmiştir. İshak bey, zâviyenin mescidini; kıble tarafından yeni bir bina ilâve edilmek suretiyle genişletmiş ve buraya otuz cüzden müteşekkil bir Kur’an-ı Kerim koymuştur. Buradaki Dârülhuffazı genişletmiş, Kur’an öğrenmek için mektep ve bir de dershane yaptırarak, mektebe her sene gümüş paradan elli dirhem verilmek üzere hoca tutulmasını da şart koşmuştur. Batı tarafına ayrıca iki mükemmel oda yaptırmış, burası yerli ve yabancı fakirlerin ikâmetine tahsis edilmiştir”
İshak bey; yaptırdığı ve ilâve ettirdiği yerlerin kıyamete kadar yaşamasını sağlamak için şunları vakfetmiş: 1-Niğde’nin Tikeanli köyü, 2-Aynı köyde Marmara, Salur ve Kara Ağıl çiftlikleri, 3-Ağın köyü, 4-Konya’ya bağlı çeltik köyü, 5-Karaman’da Kuş Doğan çiftliği.
Bugün Şems-i Tebrizî mescid ve türbesinin sağındaki mevcut olan türbeyi de kendisinin defnedilmesi için yaptıran İshak beyin kitabeli mezar taşı zamanla yok edilerek, burası zâviyenin ambarı hâline getirilmiş, İshak beyin eşi Hatice Hatun ile kendi adını taşıyan torunu ve bir başka kadın için yaptırılan bu türbenin kuzeyindeki başka bir türbe ise 1944 yılında yıktırılmış. Kaynaklara göre, eskiden birçok mescid, tekke, türbe gibi mabedlerin avluları kabristan hâline getirildiği için Şems Türbe ve zâviyesinin geniş bahçesinin de kabristan yapıldığı anlaşılıyor. İbrahim Hakkı Konyalı, 1944’te yazdığı “Konya Tarihi” nde Şems Mezarlığı kaldırılmadan önce mezar taşlarındaki kitabelerden tesbit ettiği burada gömülü olanları ve vefat tarihlerini şöyle sıralamış bulunuyor:
Hendekçi zâde Mustafa (1148), Bekir Paşa (1162), Çelik Paşa (1179), Mehmet Kethüda (1197), Abdi Paşa mühürdarı Diyarbekirli Hacı Ahmed Ağa (1212), Süleyman Paşa (1213), İbad efendi z âde Es-Seyyid İbad ibn-i Abdurrahman (1221), Nakip Başçavuşu Niğdeli Hafız Mehmed (1222), Ölmez zâde Mustafa efendi (1223), Bekir Sami Paşa Hankâhı Postnişini Nakşibendi tarikatına mensup Hazı Himmet efendi ve torunu (1279), Müderris Karamanlı Sarı Hafız (1290), Şeyh-ül-kurra Kafalı zâde müderris Hacı Hasan (1293), Hafız Abdullah oğlu Ali Çavuş (1299), Kafalı zâde müderris Hacı Hasan efendi eşi Fatma (1303), Mus tul Dede mahoumu Sadık ağa (1309), Denizlili ebe Şerife (1317), Hacı Himmet efendinin birinci eşi Fatma (1319), Ankaralı Kolağası Seyid Mehmet ağa (1320), Hadimî sülalesinden Fatma hanım (1321), Yüzbaşı Selim (1321), Hacı Halil ağanın damadı Hasan efendi (1322), Basmahane tefrik memuru Basmacı Mehmed (1325), Saatçi Ali Galip (1325), Gözlülü Hacı Halil ağanın eşi Fatma hanım (1326), Müderris Akşehirli Hamdi efendi (1329), Konya Düyunu umumiye Müdürü çerkez Hacı Teyfik beyin mahdumu Yahya (1331), Konya rüşdiyye-i askerisi muallimi mülâzım-ı sani Faik Sabri (1332), Derviş Bekir oğlu Hacı Seyid Osman (1332), Geduslu Hacı Muhsin efendi (1333), Selanik eski teftiş memuru Köprülü Emin (1334), Gözlülü Hacı Halil ağa zâde Hüseyin ağa (1334), 12. Kolordu esliha ve mühimmat deposu kumandanı yüzbaşı Ahmed Kadri beyin eşi Hayriye hanım (1335), Hüsnü efendi mahdumu Ali Efendi (1336), Konya Nümune Çiftliği Müdürü Üsküdarlı Neşet Bey (1340), Şerafeddin Camii hatibi Ahmet efendi kızı Emine hatun (ölüm tarihi belli değil).
Selçuklular devrinde yerleşim yeri olan kale içinde vefat edenler kalenin dışında bir yere defnediliyordu. Osmanlılar döneminde de nüfus arttıkça vefat edenlerin defnedildiği irili ifaklı birçok mezarlık meydana geldiği gibi, vefat eden aile mensuplarının evlerin avlularında gömülerek, üzerleri kara örtü ile kapatılmış. 50 yıl öncesine kadar Topraklık’ta izbe, ya da mutfakların bir köşesinde benzer mezarlar vardı. Kerimler Caddesi’nde bitişiğimizdeki kasap Mehmet Çavuş’un bugün yıkılmış olan evinin izbesinde, Koyunoğlu Müzesi’nin arkasındaki KON TV’nin girişiğindeki sokak açılırken istimlâk eadilen yıllarca muhtarlık yapan emekli yüzbaşı Nuri Telliler’in evinin mutfağında kabirler vardı. Karşımızdaki marangoz Kâzım Göksüçukur’un halen İstanbul’da sağ olan küçük oğlu Mehmet, eski evleri yapılırken temel kazısında çok sayıda insan kemiğinin çıktığını söylemişti. Topraklık semtinde 3 mahalleye adını veren Kerim Dede’nin kabrinin de doğu bitişiğindeki sokağın köşesindeki bekçi Hasan ağa ve Emin Karpuzcu’nun evlerinin arka
Bahçelerinde olduğu ancak 30 yıl önce bulunarak, çevresi düzenlendi.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.