Selçuk Üniversitesi; Dünü dünde bırakıp yarını kurmak!
Yayınlanma:
Geçtiğimiz Mayıs Ayı’nda icra ettiğimiz Çumra Sempozyumu’nun bize öğrettiği en önemli bilgilerden biri; “Bir coğrafyada yarına ilişkin siyasi, ekonomik, kültürel bir gelecek kurmak istiyorsanız dününe bakmanız gerekmektedir. Eğer o coğrafyanın medeniyet geçmişi var ise korkmayın, ilerleyin. Orada bir gelecek kurabilirsiniz” oldu.
Konya gerçekten bir medeniyet havzası.
Yakın ve uzak geçmişine baktığımız zaman, Konya’nın bu topraklara ve dünyaya değerler ürettiğini görüyoruz. Bu topraklar Selçuklu’dan evrensele uzanan Osmanlı’yı üretmiş. Bu topraklar mesajının tazeliği halen devam eden Mevlana’yı üretmiş.
Çağdaş Moğollar İsrail-ABD-İngiltere üçlüsünün dünyayı, dünyamızı kana buladığı bir anda yaşıyoruz. Daha dün İsrail, alçaklığın en yükseğini göstermekten çekinmedi. Ne garip ki Mevlana da benzer bir dönemin ürünü. Onca sevgisizlikten, zulümden, sevgi üretmeyi, kardeşlik ve barış nidasında bulunmayı başarmış.
Bu açıdan konuyu daha da derinleştirmek ve uzatmak mümkün. Ancak, biz daha kestirmeden gitmeye çalışalım.
Konya, Selçuklu Dönemi’nde –kabaca bir yaklaşımla- bugünkü üniversitelere denk gelebilecek 50 kadar medreseyi bünyesinde barındırmış. İslam Dünyası’na ve dünyaya ilim-hikmet üretmiş. Yine Konya her dem önemli bir ticaret ve yönetim merkezi olmayı başarmış. Yakın geçmişimize bakarsak, bugünkü iktidarı oluşturan temellerin Konya’da atıldığını söylemek gerekir. Görece başarısız olsa bile, vahşi kapitalizmin kıskacını kırma adına alternatif ekonomi modellerinin bu şehirde denendiğini ortaya koymak gerekir.
Girişimize dönecek olursak; Konya ilim ve hikmet üretme adına gelecekte söz söylemek için uygun bir geçmişe sahiptir.
Anılan çizginin takibi açısından elimizdeki –şimdilik- yegane kaynağın Selçuk Üniversitesi olduğunu görüyoruz.
Selçuk Üniversitesi, olağanüstü kalabalık öğrenci sayısı, halktan ve ekonomik-kültürel aktör ve aksiyonlardan kopuk hali ve nihayet yapılan operasyonlarla karşımızda üzerinde konuşulması ve yöneliminin ele alınması gereken bir gerçeklik olarak duruyor.
Son operasyonun 40’ı çıkmıştır ve korkarız ki bir şeyler yapılmaz, adımlar atılmazsa Selçuk Üniversitesi’nin cılkı çıkacaktır.
Selçuk Üniversitesi, geleneği kıran, bünyesine aldığı öğrencileri evirip başkalaştırarak geri gönderen, Konya ile ayrışık, tezat ve yabancı duran bir atmosfere sahiptir. Karşı görüşte olanlara saygımız olmakla beraber, bu durum Selçuk Üniversitesi’ne yüklenmiş bir misyondur aslında. O misyon, Selçuk Üniversitesi’nin evrensel değerler üretmeyi, ilmi çabalar göstermeyi, şehri ve ülkesi ile bütünleşme konusunda adım atmayı engellemektedir. Hele ki son 4 yönetim dönemi arzu edilen, yönetsel birikim ve vizyondan yapısal olarak uzak gerçekleşmiştir.
Yapılması gerekeni arayalım;
Öncelikle kabul edelim ki artık Selçuk Üniversitesi’nin mevcut yönetim ve yönetimi oluşturan kadro ile birlikte devam etmesi mümkün değildir. Üniversite tıkanmıştır. Bu tıkanmışlığı ortadan kaldıracak bir formül uygulama sahasına konulmalıdır. O formül, YÖK veya Cumhurbaşkanı tarafından Üniversiteyi seçime götürecek bir Rektör atamasıdır. Söz konusu Rektör bu süreci sağlıklı yönetebileceği bir kadro kurmalıdır.
Selçuk Üniversitesi’nde yeniden yapılanma söz konusu olup, 2 -bize göre 3 olması gerekir- üniversite düşünüldüğüne göre Rektör atamasında kurucu irade becerisi gösterebilecek bir tercihte bulunulmalıdır.
Atamada, Konya’nın evrensele taşıdığı değerleri özümsemiş, yerel, ulusal ve uluslar arası birikime sahip, Konya’nın taşıdığı genel atmosferle uyuşan, önceki dönemlerin kavgalı ortamlarına ilişkin bagajı olmayan, bugünden yarını kurabilme mantığına sahip, yönetim bilimi argümanlarına hâkim bir kişi seçme konusuna dikkat edilmelidir.
Yine Konya’da özel üniversitelerin kurulmasının söz konusu olduğu bir dönem yaşanmaktadır. Bu süreçte özel üniversitelerin kuruluşuna destek verebilecek, önlerini açabilecek bir tercihte bulunulmalıdır.
Bu konuda irade sahiplerinin zaman kaybetmesinin yanlış olacağını düşünüyoruz. Zira şu ana kadar bu konuyu gündeme almak, devam eden yargı süreci açısından ahlakilik sorununu gündeme getirebilirdi. Ne var ki her geçen gün tıkanmışlığı yaşayan bir üniversite karşımıza çıkıyor. Ortaya konulacak irade ile Selçuk Üniversitesi üzerinden Konya’nın yıpranmışlığını ortadan kaldıracak, gündemi;
yeniden yapılanmaya,
özel üniversitelere,
evrensel değerler üretmeye,
öğrencilerin Konya ile bütünleşmesine,
Selçuk Üniversitesi’nin ayrıksılıktan kurutulup bütünleşmeye katkıda bulunmasına taşımak gerekmektedir.
Selçuk Üniversitesi’nde hareket zamanı gelmiştir. Bu zamanı iyi kullanmak gerekmektedir. Aksi halde Konya Selçuk Üniversitesi üzerinden yıpranmaya devam edecektir.
Kalın sağlıcakla…
Konya gerçekten bir medeniyet havzası.
Yakın ve uzak geçmişine baktığımız zaman, Konya’nın bu topraklara ve dünyaya değerler ürettiğini görüyoruz. Bu topraklar Selçuklu’dan evrensele uzanan Osmanlı’yı üretmiş. Bu topraklar mesajının tazeliği halen devam eden Mevlana’yı üretmiş.
Çağdaş Moğollar İsrail-ABD-İngiltere üçlüsünün dünyayı, dünyamızı kana buladığı bir anda yaşıyoruz. Daha dün İsrail, alçaklığın en yükseğini göstermekten çekinmedi. Ne garip ki Mevlana da benzer bir dönemin ürünü. Onca sevgisizlikten, zulümden, sevgi üretmeyi, kardeşlik ve barış nidasında bulunmayı başarmış.
Bu açıdan konuyu daha da derinleştirmek ve uzatmak mümkün. Ancak, biz daha kestirmeden gitmeye çalışalım.
Konya, Selçuklu Dönemi’nde –kabaca bir yaklaşımla- bugünkü üniversitelere denk gelebilecek 50 kadar medreseyi bünyesinde barındırmış. İslam Dünyası’na ve dünyaya ilim-hikmet üretmiş. Yine Konya her dem önemli bir ticaret ve yönetim merkezi olmayı başarmış. Yakın geçmişimize bakarsak, bugünkü iktidarı oluşturan temellerin Konya’da atıldığını söylemek gerekir. Görece başarısız olsa bile, vahşi kapitalizmin kıskacını kırma adına alternatif ekonomi modellerinin bu şehirde denendiğini ortaya koymak gerekir.
Girişimize dönecek olursak; Konya ilim ve hikmet üretme adına gelecekte söz söylemek için uygun bir geçmişe sahiptir.
Anılan çizginin takibi açısından elimizdeki –şimdilik- yegane kaynağın Selçuk Üniversitesi olduğunu görüyoruz.
Selçuk Üniversitesi, olağanüstü kalabalık öğrenci sayısı, halktan ve ekonomik-kültürel aktör ve aksiyonlardan kopuk hali ve nihayet yapılan operasyonlarla karşımızda üzerinde konuşulması ve yöneliminin ele alınması gereken bir gerçeklik olarak duruyor.
Son operasyonun 40’ı çıkmıştır ve korkarız ki bir şeyler yapılmaz, adımlar atılmazsa Selçuk Üniversitesi’nin cılkı çıkacaktır.
Selçuk Üniversitesi, geleneği kıran, bünyesine aldığı öğrencileri evirip başkalaştırarak geri gönderen, Konya ile ayrışık, tezat ve yabancı duran bir atmosfere sahiptir. Karşı görüşte olanlara saygımız olmakla beraber, bu durum Selçuk Üniversitesi’ne yüklenmiş bir misyondur aslında. O misyon, Selçuk Üniversitesi’nin evrensel değerler üretmeyi, ilmi çabalar göstermeyi, şehri ve ülkesi ile bütünleşme konusunda adım atmayı engellemektedir. Hele ki son 4 yönetim dönemi arzu edilen, yönetsel birikim ve vizyondan yapısal olarak uzak gerçekleşmiştir.
Yapılması gerekeni arayalım;
Öncelikle kabul edelim ki artık Selçuk Üniversitesi’nin mevcut yönetim ve yönetimi oluşturan kadro ile birlikte devam etmesi mümkün değildir. Üniversite tıkanmıştır. Bu tıkanmışlığı ortadan kaldıracak bir formül uygulama sahasına konulmalıdır. O formül, YÖK veya Cumhurbaşkanı tarafından Üniversiteyi seçime götürecek bir Rektör atamasıdır. Söz konusu Rektör bu süreci sağlıklı yönetebileceği bir kadro kurmalıdır.
Selçuk Üniversitesi’nde yeniden yapılanma söz konusu olup, 2 -bize göre 3 olması gerekir- üniversite düşünüldüğüne göre Rektör atamasında kurucu irade becerisi gösterebilecek bir tercihte bulunulmalıdır.
Atamada, Konya’nın evrensele taşıdığı değerleri özümsemiş, yerel, ulusal ve uluslar arası birikime sahip, Konya’nın taşıdığı genel atmosferle uyuşan, önceki dönemlerin kavgalı ortamlarına ilişkin bagajı olmayan, bugünden yarını kurabilme mantığına sahip, yönetim bilimi argümanlarına hâkim bir kişi seçme konusuna dikkat edilmelidir.
Yine Konya’da özel üniversitelerin kurulmasının söz konusu olduğu bir dönem yaşanmaktadır. Bu süreçte özel üniversitelerin kuruluşuna destek verebilecek, önlerini açabilecek bir tercihte bulunulmalıdır.
Bu konuda irade sahiplerinin zaman kaybetmesinin yanlış olacağını düşünüyoruz. Zira şu ana kadar bu konuyu gündeme almak, devam eden yargı süreci açısından ahlakilik sorununu gündeme getirebilirdi. Ne var ki her geçen gün tıkanmışlığı yaşayan bir üniversite karşımıza çıkıyor. Ortaya konulacak irade ile Selçuk Üniversitesi üzerinden Konya’nın yıpranmışlığını ortadan kaldıracak, gündemi;
yeniden yapılanmaya,
özel üniversitelere,
evrensel değerler üretmeye,
öğrencilerin Konya ile bütünleşmesine,
Selçuk Üniversitesi’nin ayrıksılıktan kurutulup bütünleşmeye katkıda bulunmasına taşımak gerekmektedir.
Selçuk Üniversitesi’nde hareket zamanı gelmiştir. Bu zamanı iyi kullanmak gerekmektedir. Aksi halde Konya Selçuk Üniversitesi üzerinden yıpranmaya devam edecektir.
Kalın sağlıcakla…





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.