Hamide Yıldırım
Savaş Kapıda Biz Hâlâ Birbirimizle Meşgulüz!
ABD–İsrail ile İran arasında tırmanan gerilim, bölge ülkeleriyle birlikte Türkiye açısından da çeşitli sıkıntılar doğuruyor. Türkiye bu savaş ikliminin dışında kalmaya çalışsa da daha önceki yazımda dile getirmiştim, maalesef ki, ateş bir yerde yanıyorsa dumanı komşusuna da ulaşır.
Türkiye savaş karşısında tarafsız kalmaya çalışıyor ve arabulucu rolünü üstleniyor. Savaşa dahil olmamak savaştan etkilenmeyeceğimiz anlamına gelmiyor. Maalesef, petrol fiyatlarındaki artışlarla birçok kaleme gelen zamlarla uğraşıyoruz. Peki vatandaş olarak bir savaş esnasında nelere dikkat etmeliyiz? Şu an birçok kesim olayın ciddiyetini kavrayamamış olsa da hemen yanı başımızda olup bitenlere birebir dahil olmasak bile durumlardan etkileneceğiz. Tüm ülkelerde olduğu gibi savaş anında ekonomi derine düşmek sadece ekonomistlerle veya yetkililerle olacak bir iş değil. Özellikle emekli ve asgari ücretliler bu konuda dikkat etmesi gerekiyor. Çünkü biliyoruz ki, bu ülkede ne olursa emekli ve asgari ücretliye oluyor. Selçuk Üniversitesi (SÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Alagöz ile bu konu üzerinde bir röportaj gerçekleştirdik. Mehmet Hoca da, bu konuda özellikle sabit gelirlilerinin dikkat etmesi gerektiğini vurgu yapıyordu. Sabit gelirlilere seslenen Mehmet Hoca, üst tüketim mallarını satın almada dikkatli olmalarına dikkat çekiyordu. Üst tüketim malları, insanların temel ihtiyaçlarını karşılamak için değil, daha çok konfor, lüks veya prestij amacıyla satın aldığı ürünler olarak biliniyor. Üreticinin yeni üretim konusunda da planlı gitmesi gerekiyor. Gerekirse talebe dayalı üretim esas alınmalı. Aksi takdirde kontrolsüz ve gereksiz artan üretimler Türkiye için avantajlı olmayacak.
Bölge ateş çemberiyle çevrilmiş durumda. Özellikle Hürmüz Boğazı’nın kapatılması durumunun küresel ölçekte bir petrol krizine dönüşebileceği de öngörülüyor. Tabii bu boğazı sadece enerji açısından da düşünmemeliyiz. Ticari açıdan da kritik bir rolü var. Gıda, teknolojik ürünler ve çeşitli ticari malların tedariki boğaz üzerinden yapılıyor.
Savaşla birlikte Türkiye’nin karşılaşacağı başka bir durum göç olabilir. Irak ve Suriye’de yaşananlarla birlikte aynı durumları yaşamıştık. Şimdi ise İran’da da aynı durum söz konusu olabilir.
Gelelim iktidar ve ana muhalefet kanadına. Biz yine dünya yanarken kendi içimizdeki laf atışmalarıyla uğraşır olduk. Ana muhalefet iktidara laf gönderiyor, iktidar ana muhalefete. Memleket yanıyor neyin kargaşası bu?
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslenerek, “Amerika ve İsrail istediği her ülkeye saldırabileceği bir yeni dünya düzeni kurmaya çalışıyor. AK Parti iktidarı Trump yönetimine çıt çıkarmıyor, Gazze’de İsrail ile aynı masada oturuyor. Amerikan Büyükelçisi’nin her gün küçük düşüren yaklaşımlarına ağzını açıp da bir cevap vermiyor. Biz Amerika ve İsrail’in planları karşısında bölgemizde yaşayan tüm insanların hakkını cesaretle savunduk, savunmaya da devam ediyoruz. Amerika ile İsrail’in uluslararası hukuku hiçe sayan, masum sivilleri hedef almaktan çekinmeyen bütün müdahalelerini reddediyoruz. Komşumuz İran’a yapılan saldırılara karşı da duruyoruz. İran halkının yanındayız” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise, “Açıkçası daha düne kadar “balıklar ürküyor” bahanesiyle füze testlerimizi eleştiren bir zihniyetten bugün başka türlü davranmasını beklemiyoruz. Daha düne kadar beş dakikalık bir görüşme için muhataplarına yalvaran, Batılı ülkelere “Sizin çıkarlarınızı en iyi biz koruruz.” diyerek selam çakan bir kifayetsizlikten de farklı bir tutum beklemiyoruz” karşılığını verdi. Artık bu konuda yorum yapmak bile yormaya başladı. Etrafımızda ateş çemberi varken biz hala birbirlerine diplomasi öğretmeye çalışan zihniyetlerle boğuşuyoruz. Allah selamet versin…





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.