Şaşırtan ve Yanıltan Haberler

Bir önceki yazımda; medya denilince ilk akla gelen şeyin, haber ve habercilik olduğunu ifade etmiştim. Aynı yazıda; medyanın önemini ve lüzumunu belirtmiştim. Medyanın, varlığının sebebi olan haberlerin veriliş şekli üzerinde durmamıştım. Bu kadar usta, tecrübeli ve deneyimli gazeteci varken bu iş bana düşmez demiştim.
Bu yazımda da; dikkatli bir üslupla o noktaya değinmeye ve medyanın mutfağına girmeye çalışacağım:
Haber türlerinden ve mahallinden ziyade, haberin medyada bu günkü haliyle yer alış şeklini ve içeriğini tasvip etmeyenlerdenim. Haber toplamanın, olaylardan haberdar olmanın, haberin kaynağına ulaşmanın ve doğru olarak yazmanın zorluklarını da bilenlerdenim. Ne olursa olsun ve nasıl olursa olsun haberin veriliş şekli ve içeriği çok önemli.
Her şeyden önce medya, habere konu olan olayı istismar etmemeli, maksatlı davranmamalı, çıkarına kullanmamalı, toplumu bir akımın, bir hizbin veya bir düşüncenin doğrultusunda şartlandırmak için kullanmamalı.
Son yıllarda; Türk medyasında haberin ideolojik doğrultuda kullanıldığına veya bir hareketin propagandasına alet edildiğine maalesef şahit oluyoruz. Tarafsız ve objektif düşünen bir kimse, günlük haberleri gazetelerde okuyunca veya televizyonda seyredince şaşırıp kalıyor. Haberleri okuyunca veya dinleyince ”Böyle bir şey olur mu, bu kadar da olmaz!” demek durumunda kalıyor. Bunu dedirtmek ve insanları şaşkına çevirmek için yapıyorsak, bu işte oldukça başarılıyız.
Medyada yer alan olayları, özellikle haber cinsinden olanlarını takip etmeye ve kabullenmeye aklımız yetmiyor ve vicdanımız el vermiyor.
Bu durumda medya bazı haberleri vermesin mi? Genel ahlâka aykırı bulduğu haberleri görmezlikten ve duymazlıktan mı gelsin?
Hayır. Yukarıda da işaret ettiğim gibi medyanın ağırlıklı işi; haber ve habercilik. Medya bu önemli görevi yerine getirirken insaf ölçülerini elden bırakmamalı ve olayları vermeden önce aklın, ferasetin ve ahlâkın süzgecinden geçirmeli.
Dikkatimizi çektiği kadarıyla haberler, sanki bir amaç doğrultusunda abartılarak, çarpıtılarak ve özünden uzaklaştırılarak tekrar tekrar veriliyor. Örneğin: Bir hırsızlık olayı medyada yer alıyor. Hırsızın öyle bir resmini bulup basıyorlar ki insan şekle bakınca o işi, o resimdeki kimsenin yapacağına inanamıyor. Gazetelerde bir cinayet haberi okuyoruz. Cinayeti işleyen zanlının öyle bir resmini kullanıyorlar ki, şekle bakınca bu resimdeki adam bu işi yapmaz demek zorunda kalıyorsunuz. Bir kadını taciz eden veya zina suçunu işleyen bir kimsenin öyle bir resmini basıyorlar ki şekli görünce hayret demek durumunda kalıyorsunuz. Diğer haberlerdeki teknikte böyle.
Suç işleyen kimselerin işledikleri suçlara uygun düşecek resimlerini bulup kullanmak gerekmez mi? Eğer öyle bir resim bulunamıyorsa en iyisi o zaman resim kullanmamak veya işlenen suça uygun düşecek hayali bir resim karalamak. Okuyucu veya seyirci resme bakarak suçlunun işlediği suça imrenmesin veya özenmesin. Yani suçu cazip gösterecek davranışlardan ve şekillerden kaçınmak gerekir.
Bütün haberler peşi peşine aynı şekilde olunca insan ister istemez mensup olduğu toplumdan ve toplumun değerlerinden soğumaya, hattâ ürkmeye başlıyor. Olayların işleniş tarzı mantığımıza ve ahlâk anlayışımıza ters düşse de, baskın şeklinde gelen haberlerle, böyle şeylerin olabileceğine ve medeni görünümlü bu kimselerin bu tarz suçları işleyebileceklerine zorla inandırıyorlar. İşin sebebini ve neticesini de; toplum bunalımına bağlıyorlar. Cemiyetin bir eğitim ve ahlâk probleminin olabileceğini unutturmaya çalışıyorlar. İnsanlar, bu suçları işsizlik olduğu ve geçim sıkıntısı çekildiği için işliyorlar demek istiyorlar.
İnsanlar, işsiz oldukları ve geçim sıkıntısı çektikleri için cinayet işliyorlar, hırsızlık yapıyorlar, okulların önünde uyuşturucu satıyorlar, alkol kullanıyorlar, ırz ve namusa tecavüz ediyorlar, çocukları kaçırıp organlarını satıyorlar, tetikçilik yapıyorlar... Demek ki işleri olsa ve geçim sıkıntısı çekmeseler bunları yapmayacaklar. Demek ki bir ahlâk zafiyeti geçirdiğimizi dikkatlerden kaçırmak istiyorlar.
Habercilik bu mu? Elbette bu değil. Peki medyanın tamamı böyle mi? Elbette değil. Az da olsa bu konularda dikkatli ve insaflı olan sesli, basılı ve görüntülü yayın organlarımız da var.
Medyanın bir görevi de; insanların dürüst ve düzenli yaşamalarını, ahlâken, fikren ve ruhen yükselmelerini sağlamak değil mi: Bu haber niyetiyle ve tekniğiyle böyle bir görev ifa edilebilir mi?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi