Sağlığımız Cidden Tehlikede mi?

Başta yediğimiz gıdalar olmak üzere, insan sağlığını tehdit eden çeşitli sebepler ülkemizde gündemden düşmez oldu. Halkımız piyasada satılan gıdaları yemek zorunda. Çünkü, seçme şansı yok. Bir zamanlar hormonlu gıdalar şikâyet konusu olur, gıda uzmanları tv’lerde sebzelere fazla hormon verilmesinin insan sağlığı için zararından bahseder, ilgililerin önlem aldıkları pek görülmezdi. Gramajları düşürüldüğü için yumduk kadar kalan ekmekler çok sayıda katkı maddesiyle şişirilir, unlara beyazlatıcı maddeler katıldığı söylenir, vatandaş yapacağı bir şey bulunmadığı için kaderine razı olurdu. Öyle ki, midemize giren hemen her yiyeceğin kanserojen madde ihtiva ettiği söylendi, vatandaş tedirgin edildi. Nihayet yıllar sonra sun’i değil, organik yiyecekler ve taş fırında pişirilen ekmekler revaç bulmaya başladı.
Sağlığımızla ilgili türlü sorunlara son günlerde eklenen ve ruhsal dengemizi allak bullak eden domuz gribi yetmezmiş gibi, şimdi bir de GDO (Geni değiştirilmiş organizma) tartışması başladı. Bilindiği gibi, dünya tohum üretiminde İsrail açık farkla ilk sırada yer alıyor. Yahudiler; domates, salatalık, biber, mısır, kavun, karpuz, patlıcan ve daha birçok sebzenin tohumu alınarak, ertesi yıl yeniden ekilmesini engelleyen yöntem geliştirmiş bulunuyor. Bu da her yıl tohum satın alınmasını, yâni İsrail’in sürekli olarak gelir sağlamasını gerektiriyor. Dikkat edilecek olursa, domates, biber, salatalık gibi sebzelerin içinde tohum bile bulunuyor. Uzmanlar, geni değiştirilmiş organizmaların konsorejen ürettiğini ileri sürüyor ve son yıllarda kanserdeki artış buna bağlanıyor.
Amerika’da Newstarget isimli internet sitesi, içinde katkı maddeleri bulunan şarküteri ürünlerinden uzak durulmasını tavsiye ederek, gıda maddelerine nelerin katıldığını gösteren yakın çekim resimler yayınlayıp, ülkelerinde satılan salamlara pembe renk vermek için karıştırılan sodyum nitrit isimli maddenin pankreas kanseri, beyin tümörü, lösemi ve diğer kanser türlerine sebep olduğunu, ayrıca MSG (monosod glutamat) gibi katkı maddelerinin ürünler içerisinde gözle görülemediğini belirtiliyor. Buna karşılık Kanadalı bilim adamları, yıllardır kalp ve damar hastalıkları başta olmak üzere birçok hastalığa sebep olduğu iddia edilen tereyağının insan sağlığına zararlı olmadığını, üstelik kalp krizi riskini ve kolesterolu düşürdüğünü, şeker hastalığı ve obeziteyi tedaviye yardımcı olduğunu açıkladı. Alberta Üniversitesinden Profesör Spencer Proctor ve asistan Flora Wang’in, yaptıkları araştırma sırasında 16 hafta boyunca deney farelerine tereyağı ve inek etinde bulunan vaksenik asit bakımından zenginleştirilmiş diyet uyguladıkları ileri sürülerek, şöyle devam ediliyor:
Vaksenik asidin vücutta kolesterol gibi bazı rahatsızlığa sebep olan şilomikronların oluşmasını yavaşlattığı gözlemlenirken, deney sonunda kötü kolesterol olarak bilinen LDL başta olmak üzere, toplam kolesterol ve trigliseritte düşüş görüldü. Flora Wang ise, yaptığı açıklamada “Araştırmanın bizi en çok sevindiren sonuçlarından biri, bugüne kadar zararlı etkilerinden korktuğumuz doğal yağlar, aslında sağlığımız için son derece faydalıdır. Tereyağı ve sığır etinin kalp krizi riskini düşürmesi, şeker hastalığı ve obezite tedavisine yardımcı olması ve kolesterole iyi gelmesi, artık bir realite” diye konuştu.
Çevre kirlenmesi sebebiyle meydana gelen asit yağmurları sebebiyle suya alüminyum karışabildiğini ileri süren ilim adamları da, suda bulunması gereken alüminyumun fazlasının Alzheimer gibi erken yaşlanma hastalıklarına sebep olabileceğine dikkat çekerek, şunları ekliyor:
‘Tarımda kullanılan kimyasal gübreler sebebiyle toprağa ve yeraltı sularına geçen nitratlar kansere sebep olabilir. Tarım ilaçları, ihtiva ettikleri yüksek toksin maddelerinin yer altı sularına karışması önemli ölçüde sağlık riski taşımaktadır. Şehir suyu şebekelerinden veya evdeki su tesisatlarında bulunan eski ve kurşunlu borulardan kaynaklanabilecek ağır metallerin suyla bedenimize alınması hastalıklara ve ölüme sebep olabilir. Suda zararlı bakterileri yoketmek için klor ilave edilmektedir. Alınan klor, vücudun yağ metabolizmasını ve hormonal aktivitesini bozarak enzimlerin etkilerini azaltarak çeşitli hastalıkların ortaya çıkmasına ve vücuttaki bazı organik maddelerle reaksiyona girerek kanserojen trihalometanın oluşmasına sebep olabilir. Klor, aynı zamanda çeşitli cilt ve deri hastalıkları ile alerjilere sebep olabilir’
Öte yandan İsrail menşeli GDO’lu tohumların insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri üzerinde tartışma sürerken, bu tohumlardan elde edilen ürünlerden sâdece tatlandırıcı olarak kullanılan mısır ile birlikte soya ithalinin yapıldığı açıklandı. Bu arada, organik sebze üretiminde kullanılan geleneksel Anadolu tohumu cinsinin korunması amacıyla Erzurum’da bir merkez oluşturulduğu, bu arada GDO’lu tohum kullanımını yasaklamak amacıyla çıkarılan yönetmeliğin yürürlüğe girdiği haber veriliyor. Böylece, İsrail tohumunun sonunu getirecek yönetmelik sayesinde ‘Herşey aslına rücû eder’ deyimi gerçekleşmiş, ortada dolaşan söylentiler de son bulmuş olacak.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi