Ramazanı Tabutta Karşılamak

İslâm Ülkelerinin bazılarının istila altında, bazılarının da yok olma tehdidiyle karşı karşıya olduğu bir Ramazan ayı yaşıyoruz. Afganistan, Irak, Filistin, Azerbaycan’ın bir bölümü işgal altında. Libya ve Suriye’de iç savaş var.
Emperyalist güçler, Ortadoğu’yu kaynatmaya devam ediyor. Bu güçlerin yerli işbirlikçileri, “Müslüman” olsalar da, yaptıkları İslâm’ın hiçbir değeri ile örtüşmüyor. Ramazan ayı Pazartesi günü başladı. Ramazan’ın ilk günü, Suriye Hama’da yüzlerce Sünni Müslüman katledildi. Kim katletti? Yıllardır Müslümanları inim inim inleten Baas Rejimi’nin şimdiki temsilcisi Esad katletti. Esad’ın babası da Şubat 1982’de Hama’da binlerce Sünni Müslüman’ı katletmişti. Ramazan ayında, oruçlu insanları katleden zihniyet, Müslüman zihniyeti olabilir mi?
Emperyalist güçlerin Türkiye’deki maşası PKK da, Ramazan ayında Müslüman katletme yarışına girmiş durumdadır. En son Van-Başkale’de 3 askerimizi şehit etti, 4 askerimizi ve İlçe Kaymakamı’nı yaraladı. Ramazan ayında, asker katletmeye devam ediyor. Kendisine verilen rolü, harfiyen yerine getiriyor.
İslâm Ülkelerini işgal eden ya da yerli işbirlikçileri kanalı ile ülkeleri karıştıran Emperyalist Ülkelerin yöneticileri, insanı bir “araç” olarak görmektedir. Yine Esad gibi, Kaddafi gibi diktatörler de aynı düşünceye sahiptir. Bunlara göre de insan bir “araç”tır. Amaçlarına ulaşmak için, insanın hiçbir değeri yoktur.
Bu tür düşüncelerin temeli, önemli bir felsefeye dayanır. Yaşam doğuştan var olan bir çatışma gücü tarafından biçimlendirilir. Lorenz ne diyor? “Kötülük iyi işlere de yarayabilir!” Dostoyevsk’nin “Suç ve Ceza” kahramanı Raskolnikov, işletmeyi planladığı cinayet öncesinde, kendini cinayete şöyle ikna eder: “Öldür kocakarıyı, al parasını; sonra da bu parayı tüm insanlığın, herkesin yararına harca! Sen ne dersin bu işe, yapacağın binlerce hayırlı işle bu ufacık cinayet unutturulamaz mı? Bir hayata karşılık, kötü yola sürüklenmekten, mahvolmaktan kurtarılacak binlerce hayat! Bir ölüme karşılık binlerce dirilen kişi. Bu bir hesap işi! Hem toplumun dengesi içerisinde bu verimli, bu aptal, bu huysuz kocakarının yaşamının ne değeri olabilir ki? Herhangi bir bitin, bir hamam böceğinin hayatından daha değerli olmasa gerek! Hatta belki onlar kadar bile değeri yoktur!”
David Riches, “yok etmek ya da tecavüz, amaç değil araç olabilir, kurmak için ‘yıkmak’ üzere zora başvurulabilir. Zor kullananlar, düzene zarar vermeyi değil, düzeni arındırmayı, düzeltmeyi, frenlemeyi, yeniden kurmayı veya restore etmeyi istiyor olabilirler. Bir kültür amaç olarak şiddeti kınar ama araç olarak şiddeti mazur görebilir veya meşru bulabilir!”
Zaten işin önemli kısmı burasıdır. İnsanı araç olarak gören her sistem, katliamı ya da terörü meşru gösterecek bir gerekçeyi de içinde barındırır. Esad’ı da Kaddafi’si de bebek katili Apo’su da hep aynı sistemin oyuncularıdır.
İnsanlığın barış içinde yaşayabilmesi için; Kur’an-ı Kerim’de ayetle belirtilen,“bir kişiyi öldürmeyi bütün insanlığı öldürmekle eş değer” gören bir anlayışa, bütün dünyada hakim olması şarttır.
Bu düşünce; dünyaya hakim olduğu zaman, milyonlarca Iraklıyı, Suriyeliyi, Libyalıyı, katletmek meşru görülmeyecektir. Ramazan ayında, Müslüman coğrafyasındaki tabutların sayısı yok denecek kadar azalacaktır.
İslam üzerine oyun oynayan küresel odaklar; bu sistemin gelmemesi, dünyaya hakim olmaması için, var güçleriyle oyun içinde oyun oynamaktadırlar.
Kendileri üzerine oyun oynanan Müslümanlar, küresel odakların bu oyununu bozacaktır. Bu oyunu bozacak inanca ve güce sahiptirler. Yeter ki saflarını sıklaştırsınlar.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Arşivi