Peygamberimiz (sav) Şöyle Buyuruyor
Yayınlanma:
Sevgili Peygamberimiz (sav), Allah’ın (cc) kendisini kullarına dinini tebliğ etmekle vazifelendirdiği andan itibaren aradan geçen bin dörtyüz yıldır hâdis-i şerifler ve sünnet-i seniyeleriyle ümmetine yön vermeye devam ediyor. Sahâbe (ra) efendilerimiz, Yüce Mevlâ’nın vahyettiklerine sıkı sıkı sarılıp, İslâm dinini en ince noktasına kadar öğrenerek hayatlarında yaşamak için Resûl-i Ekrem’in her hareket ve sözüne âzamî şekilde dikkat gösterip, buyruklarını eksiksiz yerine getirmeye gayret etmişler, Müslümanlar geçen zaman içinde de İslâmiyetle ilgili konularda mezheb imamlarının yorumlarına uymuşlardır. Bazı âllâmeler (!) savunmaya gayret etse de yüce dinimizin kurallarında esneklik, değişim, günümüze uygun olarak yeni bir yorum getirmek bir yana, düşünmek bile mümkün değil. ‘Elhamdülillah ben de Müslümanım’ diyorsak, bize düşen kayıtsız şartsız Allah’ın emirlerine uyup, Fahr-ı Kâinat’ın gösterdiği yolda yürümektir. Bunun için yaşantımızın her anında ayet, hâdis, sünnete riayet etmeliyiz. Yeri gelmişken Allah’ın elçisinin bizler için çok değerli birer rehber olan hayat ölçülerinden örnek vermeyi düşündüm.
Habib-i kibriya, ‘Her namazdan sonra kim, otuzüç defa sübhânallah, otuzüç defa elhamdülillâh, otuzüç defa Allahü ekber der, yüze tamamlamak için de lâ ilâhe illâllahü vahdehû lâ şerîke leh, lehül-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli yeş’in kadîr (yâni Allah’tan başka ilâh yoktur. Mülk O’nundur. Hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter) derse, günahları deniz köpüğü kadar çok olsa bile affedilir’ buyuruyor.
Riyâzü’s Sâlihîn’de konu şöyle açıklanıyor: Peygamber Efendimiz namazlardan sonra selâm verir vermez çeşitli dualar ederdi. Efendimiz, ashâb-ı kirâma, her şeyi olduğu gibi, en güzel ifadelerle zikretmeyi de öğretirdi. Biz de her biri manâ yüklü bu zikirleri yapmaya çalışmalıyız. Cenâb-ı Hakk’ın her türlü noksan sıfatlardan münezzeh olduğunu pek güzel ifade eden sübhânallah demeyi, her nevi mükemmelliğin Allah Teâlâ’da bulunduğunu dile getiren elhamdülillâh zikrini sböylemeyi, benim Rabb’im yaratılmışların tam olarak kavrayamayacağı kadar yücedir demek olan Allahü ekber zikrini tekrarlamayı ihmâl etmemeliyiz. Efendimiz’in büyük sevaplar vâdederek tavsiye buyurduğu bu zikri her namazdan sonra söylemeye gayret etmeliyiz.
Bir hadiste de ‘Lâ ilâhe illâllahü vahdehû lâ şerîkeleh’ diye başlayan zikri, günde yüz defa söyleyen kimsenin kazanacağı hesapsız sevaplar bildirilmiştir. (Buhâri, Müslim)
Resûlullah’ın tavsiyesinin ümmetleri tarafından önemli sayılması gerekmez mi? Bu bakımdan dünyayı hayırda yarışıldığı bir alan olarak görmeli ve bu gaye ile ömrümüzü değerlendirmeliyiz.
Son Peygamber (sav), bir hadisinde de ‘Yatağına yatacağın vakit namaz abdesti gibi abdest al. Sonra sağ yanına yat ve (Allah’ım! Kendimi sana teslim ettim. Yüzümü sana çevirdim. İşimi sana ısmarladım. Sırtımı sana dayadım. Ümit bağladığım sen, korktuğum yine sensin. Senden kaçıp sığınacak ve senin elinden kurtulacak bir yer varsa yine sensin. İndirdiğin Kitab’ına ve gönderdiğin Peygamber’ine îman ettim) de. Eğer ölürsen îman üzere ölürsün. Bu dua senin o geceki son sözlerin olsun’ diye tavsiyede bulunuyor. (Riyâzü’s-Sâlihîn; Buhârî, Müslim)
Bu hadisin açıklaması da şu şekilde yapılıyor: Peygamber Efendimiz’in engin manâ yüklü bir başka yatak duası da budur. Yarı ölüm demek olan uykuya yatan bir insan, bir daha uyanmayabileceğini hesap ederek Allah’a olan îmanını yenilemeli ve O’na olan bağlılığını tazelemelidir. Cenâb-ı Allah’a öyle bir teslimiyet ile sığınabilen kimse, uykusunu da ibâdete dönüştürmüş olur. Bunun için abdestli olarak yatmalıdır. Sağ yanına dönüp yatmak kabirdeki yatışı temsil ettiğinden, bu hâl, yapılan duayı gönülden hissetmeye imkân hazırlayacağı gibi, ayrıca bu hâl insana Resûlullah’ın yatışını hatırlatacağı için okuyacağı duayı daha iyi hissetmesine vesile olur.
Demek ki, yatmadan önce abdest almalı, yatağa girince sağ yanına dönmeli ve Efendimiz’in yaptığı gibi sağ elini yanağının altına koymalı, yatak duasından sonra konuşmamalıdır. Allah’a teslimiyetin ifadesi olan bu dua, o gece ölen kimsenin îman ile dünyaya gözlerini kapatmasını sağlar.
Resûl-i zişân, bir adamın gelerek gece kendisini bir akrep soktuğu için çok acı çektiğini söyleyince, ‘Eğer akşam yatarken (Eûzü bi-kelimâtillâh’t-tâmmeti min şerri mâ halâk), yâni yarattıklarının şerrinden Allah’ın mükemmel kelimelerine sığınırım deseydin o sana zarar vermezdi’ diyerek, şöyle devam etti:
‘Kim yerde konaklar da sonra (Yarattıklarının şerrinden Allah’ın mükemmel kelimelerine sığınırım) derse, konakladığı yerden ayrılıncaya kadar hiçbir şey ona zarar vermez’
İslâm şâiri Mehmed Akif, ölçü kabul edenler için ‘Hakk’a dayan, sâye sarıl, hikmete râm ol/Varsa bilmiyorum bundan başka çıkar yol’ diye ne güzel söylemiş. Yüce Yaradan, cümle ümmet-i Müslümanı yolundan ayırmasın. Amin.
Habib-i kibriya, ‘Her namazdan sonra kim, otuzüç defa sübhânallah, otuzüç defa elhamdülillâh, otuzüç defa Allahü ekber der, yüze tamamlamak için de lâ ilâhe illâllahü vahdehû lâ şerîke leh, lehül-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli yeş’in kadîr (yâni Allah’tan başka ilâh yoktur. Mülk O’nundur. Hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter) derse, günahları deniz köpüğü kadar çok olsa bile affedilir’ buyuruyor.
Riyâzü’s Sâlihîn’de konu şöyle açıklanıyor: Peygamber Efendimiz namazlardan sonra selâm verir vermez çeşitli dualar ederdi. Efendimiz, ashâb-ı kirâma, her şeyi olduğu gibi, en güzel ifadelerle zikretmeyi de öğretirdi. Biz de her biri manâ yüklü bu zikirleri yapmaya çalışmalıyız. Cenâb-ı Hakk’ın her türlü noksan sıfatlardan münezzeh olduğunu pek güzel ifade eden sübhânallah demeyi, her nevi mükemmelliğin Allah Teâlâ’da bulunduğunu dile getiren elhamdülillâh zikrini sböylemeyi, benim Rabb’im yaratılmışların tam olarak kavrayamayacağı kadar yücedir demek olan Allahü ekber zikrini tekrarlamayı ihmâl etmemeliyiz. Efendimiz’in büyük sevaplar vâdederek tavsiye buyurduğu bu zikri her namazdan sonra söylemeye gayret etmeliyiz.
Bir hadiste de ‘Lâ ilâhe illâllahü vahdehû lâ şerîkeleh’ diye başlayan zikri, günde yüz defa söyleyen kimsenin kazanacağı hesapsız sevaplar bildirilmiştir. (Buhâri, Müslim)
Resûlullah’ın tavsiyesinin ümmetleri tarafından önemli sayılması gerekmez mi? Bu bakımdan dünyayı hayırda yarışıldığı bir alan olarak görmeli ve bu gaye ile ömrümüzü değerlendirmeliyiz.
Son Peygamber (sav), bir hadisinde de ‘Yatağına yatacağın vakit namaz abdesti gibi abdest al. Sonra sağ yanına yat ve (Allah’ım! Kendimi sana teslim ettim. Yüzümü sana çevirdim. İşimi sana ısmarladım. Sırtımı sana dayadım. Ümit bağladığım sen, korktuğum yine sensin. Senden kaçıp sığınacak ve senin elinden kurtulacak bir yer varsa yine sensin. İndirdiğin Kitab’ına ve gönderdiğin Peygamber’ine îman ettim) de. Eğer ölürsen îman üzere ölürsün. Bu dua senin o geceki son sözlerin olsun’ diye tavsiyede bulunuyor. (Riyâzü’s-Sâlihîn; Buhârî, Müslim)
Bu hadisin açıklaması da şu şekilde yapılıyor: Peygamber Efendimiz’in engin manâ yüklü bir başka yatak duası da budur. Yarı ölüm demek olan uykuya yatan bir insan, bir daha uyanmayabileceğini hesap ederek Allah’a olan îmanını yenilemeli ve O’na olan bağlılığını tazelemelidir. Cenâb-ı Allah’a öyle bir teslimiyet ile sığınabilen kimse, uykusunu da ibâdete dönüştürmüş olur. Bunun için abdestli olarak yatmalıdır. Sağ yanına dönüp yatmak kabirdeki yatışı temsil ettiğinden, bu hâl, yapılan duayı gönülden hissetmeye imkân hazırlayacağı gibi, ayrıca bu hâl insana Resûlullah’ın yatışını hatırlatacağı için okuyacağı duayı daha iyi hissetmesine vesile olur.
Demek ki, yatmadan önce abdest almalı, yatağa girince sağ yanına dönmeli ve Efendimiz’in yaptığı gibi sağ elini yanağının altına koymalı, yatak duasından sonra konuşmamalıdır. Allah’a teslimiyetin ifadesi olan bu dua, o gece ölen kimsenin îman ile dünyaya gözlerini kapatmasını sağlar.
Resûl-i zişân, bir adamın gelerek gece kendisini bir akrep soktuğu için çok acı çektiğini söyleyince, ‘Eğer akşam yatarken (Eûzü bi-kelimâtillâh’t-tâmmeti min şerri mâ halâk), yâni yarattıklarının şerrinden Allah’ın mükemmel kelimelerine sığınırım deseydin o sana zarar vermezdi’ diyerek, şöyle devam etti:
‘Kim yerde konaklar da sonra (Yarattıklarının şerrinden Allah’ın mükemmel kelimelerine sığınırım) derse, konakladığı yerden ayrılıncaya kadar hiçbir şey ona zarar vermez’
İslâm şâiri Mehmed Akif, ölçü kabul edenler için ‘Hakk’a dayan, sâye sarıl, hikmete râm ol/Varsa bilmiyorum bundan başka çıkar yol’ diye ne güzel söylemiş. Yüce Yaradan, cümle ümmet-i Müslümanı yolundan ayırmasın. Amin.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.